‚Birlik ve dayanışma‘ için Köln’de buluşuyoruz

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), 15 Haziran’da Köln’deki Tanzbrunnen alanında Açık Hava Festivali düzenliyor. Irkçılığa ve gericiliğe karşı “Birlik ve Dayanışma” şiarıyla yapılacak festival konusunda DİDF Genel Başkanı Zeynep Sefariye Ekşi, gazetemizin sorularını yanıtladı.

DİDF, ikinci kez Köln’de Açık Hava Festivali düzenliyor. Bu yılki festivaliniz hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

İki yılda bir yaptığımız festivalimizi 15 Haziran günü Köln’de, Ren nehri kıyısında Tanzbrunnen’da yapıyoruz. İki yıl önce yine aynı yerde yaptığımız festivalin programının yanı sıra yeri de çok beğenilmişti.

Türkiye ve Almanya’dan zengin bir kültürel ve politik program var. Farklı kuşaklara hitap eden, değişik dillerden ve kültürden müziklerin yanı sıra, Almanya’nın birçok kentinde turne yaptığımız ‚Mandıra Filozofu‘ Müfit Can Saçıntı da festivalde izleyicilerle buluşacak. Yine Ausschwitz Toplama Kampı’ndan hayatta kalan ve bugün 94 yaşında olan sevgili Ester Bejenaro da türküleriyle aramızda olacak. Yanı sıra festival alanında çeşitli sergiler, kitap standları, çocuk programları olacak.

Uzun zamandır gerek merkezi gerekse Almanya’nın değişik şehirlerindeki derneklerimiz festival çalışması yürütüyorlar. Derneklerimizin olduğu bütün kentlerden otobüsler kalkıyor.

Zengin bir kültürel program katılımcıları bekliyor. Festivalinizde bu yıl hangi mesajlar öne çıkacak?

Bu yılki mesajımız “Birlik ve dayanışma!” Neden bunu seçtik derseniz; içinden geçilen süreçte yerli ve göçmen emekçilerin sorunlarının ne olduğunu herkes biliyor. Güvencesiz işler, gittikçe daha da artan taşeron firmalardaki çalışma koşulları ve düşük ücretler, esnekleşme adına artırılan kuralsız çalışma saatleri… Bunların sonucu olarak artan yoksullaşma, özellikle yaşlılıkta yoksulluk, ödenemez hale gelen kiralar, sağlık hizmetlerinin kötüleşmesi söz konusu. Yani işçilerin, gençlerin, kadınların yaşam ve çalışma koşulları daha da zorlaşmış durumda. Bir başka mesele de insanların dini ve etnik kimlikler üzerinden bölünüp karşı karşıya getirilmesi. Almanya ve Avrupa’da ırkçı-milliyetçi politikalar sanki bir alternatifmiş gibi öne sürülüyor.

Biz de bir işçi örgütü olarak, emekçilerin ancak birlik ve dayanışmayla sorunların üztesinden gelebileceğini düşünüyoruz. Yerli ve göçmen diye ayrılıp kutuplaştıkça hayatımızın daha da zorlaşacağına dikkat çekiyoruz. Ve bu nedenle de gerek sosyal sorunlar, gerek çalışma hayatı gerekse kültürel yaşamda birlik ve beraberlik içinde olmanın olanaklarını arttırmak için çaba gösteriyoruz. Festivalimizde de müziklerimizle, konuşmalarımızla, misafirlerimizle buna katkı sunmak istiyoruz.

Bir başka konu da Türkiyelilerin Almanya’daki toplumsal harekete daha aktif katılmalarına dikkat çekmek. Çünkü konut, iklim, sağlık vb. alanlarda azımsanmayacak bir toplumsal muhalefet var ve Türkiyeliler bu sosyal hareketin için fazla yok. Emekçiler olarak, konuttan sağlığa, çalışma hayatımızdan çocuklarımızın eğitim koşullarına kadar ortak sorunlarımız için bir araya gelmenin koşullarını yaratmak hepimiz için önemli. Yaklaşık bir yıldır bu talepler konusunda Alman halkı sokağa daha fazla çıkmaya başladı. Binlerce kişinin katıldığı konut eylemleri yapıldı, sağlık için pek çok şehirde birlikler oluştu. Askeri bütçenin artırılmasına karşı barış örgütleri on binlerce imza topladı. Festivalimizde de bu kurumlar, inisiyatifler davetli. Bilgilendirme masaları açılacak, imzalar toplanacak.

Bu mücadelelerin kazanımlarının örnekleri var mı?

Elbette. Konut eylemlerinden sonra hükümet 100 bin sosyal konut yapılması kararını almak zorunda kaldı. Yeterli değil, ama bir kazanım. Askeri bütçenin yüzde 2’ye çıkarılmasına karşı binlerce imza toplanmasının etkisiyle; koalisyon içinde tartışma çıktı. Yıllardır asgari ücret için verilen mücadele sonucu bugün geniş bir kesim 12 Euro asgari ücreti savunuyor. Gençlerin “Geleceğimiz için cuma eylemleri‘ sonucu hemen bütün partiler çevre sorununu tartışmaya açtı. Bu liste uzatılabilir. Mücadele eden kazanıyor. Bunun yolu da örgütlenebilmekten, ortak çıkarlar için bir araya gelişleri çoğaltmaktan geçiyor. Bunun çok çeşitli araçları var. Kültürel etkinliklerden, aydınlatma toplantılarına kadar. Bizler kendi sorunlarımız için, okul aile birliklerinden sendikalarda mücadeleci birer üye olmaya kadar aktif olursak hayatı değiştirebiliriz. Amacımız bu tutumu bu bilinci geliştirmek. (YH)


İşçilerin sorunları ve mücadelesi özel olarak yansıyacak

Şu anda aktüel konulardan biri de, otomobil işkolundaki işçi çıkarmalar. Otomobil tekelleri, daralan pazarlarının zararlarını işçilere ödenen ücretlerden keserek karşılamak istiyorlar. Volkwagen, Audi, Mercedes gibi firmalar önümüzdeki dönemde yaklaşık toplam 100 bin işçinin işten çıkarılacağını açıkladı. Bunlardan biri de festivalimizin yapıldığı Köln’deki Ford fabrikası. Erken emeklilik ve tazminatlarla 5400 işçinin çıkarılacağı açıklandı. Bu kadar işyeri yok edilecek. Ne yazık ki sendika ve işçi temsilciliği çok sessiz kalıyor. Hatta öyle örnekler var ki, işçi temsilcisi ‚gönüllü çıkış‘ için işçileri ikna etmeye çalışıyor. Nedir burada eksik olan? İş yerinde ortak talep ve gelecek için birleşebilmenin sağlanması ve dayanışma! Ford fabrikasının sahibinin çıkarıyla Ford işçisinin çıkarının aynı olmadığı fikrinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Tekeller bugüne kadar karlarına işçileri ortak etmedi, nedeni ne olursa olsun zararlarını da kendileri karşılamalıdır. Onun için festivalimiz Ford işçilerinin de kürsüsüdür.

Yine başka bir örnek; temizlik iş kolunda çerçeve sözleşmesinin süresi doldu. İşverenler Birliği, İnşaat ve Temizlik İşçileri Sendikası (IG BAU) ile yeni bir sözleme için masaya oturmuyor. Bunun için temizlik işçileri mücadele ediyor. Sendikanın Genel Başkanı Robert Feiger ve temizlik işçileri de festivalimizde olacak. Onlarla dayanışma için bir adım atabilirsek, bu mücadeleyi güçlendirecektir.

İşçiler arasında enternasyonal dayanışma ve görevler de federasyonumuz için önemli. 2018’in sonunda Türkiye’den sendika heyetini davet ettik ve Almanya çapında birçok sendikacı, işçi temsilcisi ve ileri işçilerle buluşturduk. Bir dayanışma ağı oluşturuyoruz. Festivalimizde bu heyetin Türkiye’den temsilcisi de olacak. Kısacası, Festivalimiz emekçilerin bir araya geldiği bir alan olacak aynı zamanda.