Bir şehir kadınların ayak sesleriyle sarsıldı

Ali Çarman/Zürich

İsviçre kadın haklarının elde edilmesi bakımında Avrupa’da en sonda gelen ülkeler arasında. En basitinde kadınlar seçimlerde oy kullanma hakkını uzun mücadeleler sonucu ancak 1971 de alabildiler.

Eşit işe eşit ücret talebi ise 38 yıl önce 14 Haziran 1981’de yapılan halk oylamasıyla anayasaya girdi. 14 Haziran 1991’de İsviçre’de ilk kadın grevi yapıldı. “Eğer kadınlar isterse her şey durur” adı altında yarım milyon kadın çalışanın genel greve gitmesi sonucu daha sonraki yıllarda kadınların yaşamlarında düzenlemeler devam etti ve birçok alanda ilerlemeler oldu denebilinir. Ancak bu kadınların; eşitlik ve özgürlük istemlerini tam karşılamadı.

Ve geride bıraktığımız 2018 Haziran’ında bir araya gelen kadın örgütleri ve sendikalar uzun denebilinecek bir tartışma sonucu ‘‘Kadın Grevi‘‘ kararı çıkabildi. Yoğun bir aydınlatma ve bilgilendirme süreci sonrası grev günü geldi çattı bile.

Bizler Stuttgart’ta ver.di sendikasının kadınların haklı mücadelesiyle enternasyonal dayanışmada bulunmak için kaldırdığı otobüsle sabahın erken saatinde yola çıktık. 60 kişilik bir otobüste erkek sayısı bir elin parmak sayısı kadardık. Lilo Herman Kültür Merkezi kadın grubu yol boyunca bilgilendirme ve Almanca söylediği işçi marşlarla yolculuğun çok güzel geçmesini sağladı.

Zürich sokakları kadın grevi afişleri ve pankartlarıyla donanmıştı. Onlarca yüksek binaya yukarıdan aşağıya kadın grevini destekleyen kocaman pankartlar asılmıştı ve saat 12.00 sıralarında üniversite alanı önünde toplanılmaya başlandı.

Buradaki katılım ancak 3-5 bin arasındaydı. Özellikle genç kadınlar büyük bir coşku ve heyecanla hareket halindeydi. Üniversite binasına pankart asılmak için girildiğinde görevli iki kişinin polis çağıracağız tehditlerini atılan sloganlar ve alkışlar ortamında duyan dahi olmadı.

Saat 13.00’de kalabalık bir bölüm şehir merkezine doğru yürüyüşe geçti. İstasyona giden dört yol ağzına gelindiğinde kadınlar oturma eylemi başlattılar. Bir anda binlerce kadın alış veriş yapılan el arabaları ile yola basitçe barikatlar kurdu.

Buradaki eylem yaklaşık iki saat sürdü. Saatler 15.00’i göstermeye başladığında Zürich, kadınların yüksek katılımı ve neşeleri ile adeta bayram yerine dönmüştü. Ve şehrin merkezi sokakları baştan sona iki üç kez yüründü. Yürüyüş devam ettikçe katılım artarak eylemin havası bir başka havaya, kadınların kendi güçlerini görmelerine dönüştü.

Volkhaus (Halkevi) önündeki alan doldu taştı. Şehir bir uçtan diğer uca kadınların ayak sesleriyle inledi durdu. Kadın örgütlenmeleri burada farklı farklı etkinlikler gerçekleştirdi. Bir yanda kültürel program sunanlar diğer yanda sokak aralarında eylemler yapanlar.

Bizimde içinde bulunduğumuz küçük bir grup çalışanlarla dayanışma içinde bulunmak için en yakın MİGROS mağazasına giderek eylem gerçekleştirdi. Migros’un içinde yapılan konuşmalar ile kadınların haklı mücadelesi anlatıldı.

Saat 16.00 da ise merkezi yürüyüş kolu başladı. Toplumun bütün kesimlerinde kadınlar hazırlamış oldukları binbir türden bayrak, döviz ve pankart ile şehir turlanmaya başlandı. Yürüyüş kolunun başı ve sonu birbirine karıştı dense yeridir.

Sendikaların “Eşit işe eşit ücret” pankartları ve katılımları oldukça dikkat çekiciydi.

İş bırakma ile grev yürüyüşüne katılan kadınların sayısı kat be kat artınca İsviçre polisi de uzaktan uzağa eylemi izlemekle yetinmek zorunda kaldı. Bir iki noktada yürüyüşe müdahale etme çabası dikkate dahi alınmadı.

En büyük yürüyüş kolu Zürich tren istasyonu içinde sloganlar ve alkışlar eşliğinde geçti. Saat 18.00’de, eylemi organize edenler Zürich’teki kadın grevine katılımın 160 binden fazla olduğunu duyurudu. Bunun üzerine eller havaya, eller havaya denilerek sık sık katılım ve coşku, kadınların kararlılığı selamlandı.

400 bin nüfuslu Zürich, kadınların güzelliğiyle buluştu. Şehrin tüm köprüleri insan seline ev sahipliği yaptı. Onbinlerce kadının tüm tehditleri ve baskıları hiçe sayarak greve katılması büyük bir başarı ve duruştur.

Tekrar Volkshaus alanına gelindiğinde onbinler buraya sığmadı ve ara sokaklarda değişik programlarla eylem devam etti. Merkezi sahnede ise konuşmalar ve kültürel program ile Kadın Grevinin başarısı anlatıldı.

Kadınların haklı; her alandaki eşitlik ve özgürlük mücadelesi yoluna devam ediyor. Kadın haklarının tanınmasında en atıl davranan İsviçre son yıllarda Kadınların Direnişi ile bütün dünyada ilgiyle saygıyla izleniyor.

Onbinlerce kadın bir kez daha haykırdı; bu dünyada bizsiz hiç bir şey olmaz. Kadınların mücadelesi hayatı daha güzel ve anlamlı kılar….