‘Sanayi çölleri oluşacak’

Yeni bir teknolojik dönüşüm aşamasında olunduğunu söyleyen IG Metall sendikası, “Dönüşüm. Sadece bizimle” (“Transformation. Nur mit uns.“) sloganı altında on binlerce işçiyi Berlin’e gösteriye çağırıyor. IG Metall Genel Başkanı Hofmann, “Eğer şimdiden önlem almazsak Almanya’da sanayi çölleri oluşacak” diyor. Sendikaya göre özellikle binden daha az işçinin çalıştığı fabrikalarda çok ciddi işçi kıyımları yaşanacak. Sendikanın bu duruma karşı “stratejik önerisi” ise “dönüşüm kısa parası” (“Transformationskurzarbeitergeld“) oldu!

UMUT YAŞAR

Almanya’nın en büyük işçi sendikası IG Metall, uzun bir süredir, “Sanayi 4.0” başlığı altında “dijitalleşme”, “yapay zekâ”, “E-otomobil” ve robotların üretim sürecine daha fazla dahil edilmesi gibi konularla olağanüstü ilgileniyor. Bir sendikanın, sermayenin bu denli kapsamlı ve gerçekten bütün çalışma yaşamını değiştirme potansiyeline sahip olan planlarıyla bu kadar ciddi ilgilenmesi kendi başına selamlanması gereken bir durum.

ÜRETİM SÜREÇLERİ VE YENİ ÜRÜNLER…

Sermayenin, “Sanayi 4.0” başlığı altında önüne koyduğu hedeflerin ne kadarına ulaşılır, bunların ne kadarı propaganda ne kadarı gerçektir tüm bunları önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Ama biraz önce yukarıda belirtildiği gibi söz konusu olan “teknolojik dönüşüm” süreci, ki tarif edilene bakıldığında, “teknolojik sıçramadan” söz etmek daha doğru olur, sadece çalışma yaşamını değil bir bütün yaşamı altüst etmeye aday bir gelişmeyle karşı karşıya olacağız. (bkz.: www.yenihayat.de/2019/03/14/dijitallesme-veya-alexanin-amaci-ne-1/)

Yeni teknolojilerin üretim sürecine girdiği ve daha fazla gireceği, yeni ürünlerin yaşamımızın bir parçası haline (bugün akıllı telefonlarda olduğu gibi) geleceği konusunda neredeyse kimsenin bir itirazı yok. Fakat bu süreçte işçi ve emekçileri bekleyen ne olduğu konusunda fikirler bir hayli farklı.

İşçi ve emekçiler, 1970’li yılların özellikle ikinci yarısında ve 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren Almanya’da (tabi ki bu süreç sadece Almanya’da yaşanmadı) çok ciddi rasyonelleşme dalgalarıyla karşı karşıya kaldılar. On binlerce işçi işten atıldı ve yeni iş bulmak zorunda kaldılar. Ciddi bir bölümü ise tarihe, “uzun süreli işsizler¹” olarak geçtiler.

Kısacası “teknolojik dönüşüm” süreçlerinde işçi ve emekçileri nelerin beklediğini herkes çok işi biliyor.

IG METALL’DEN GENİŞ KAPSAMLI ARAŞTIRMA!

IG Metall sendikası 2017 başında aldığı bir kararla, 30/31 Ekim 2018’de Bonn’da bir “Dönüşüm Kongresi” (“Transformationskongress”) düzenledi. 600 işyeri ve sendika temsilcisinin katıldığı kongrede katılımcılar bir yanda yeni teknolojiler üzerine diğer yanda ise “bu kaçınılmaz süreçte bizim tavrımız ne olmalı” üzerine aydınlatıldılar.

1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren açıktan “üretim merkezinin korunması” politikasını ve “yardımcı menajerliği” (sınıf işbirliğini) savunan IG Metall yönetimi bu kongrede aynı tutumunu geliştirerek sürdürdü. Başta (“dönüşüm sürecinden” etkilenecek) metal işletmeleri olmak üzere Almanya’daki tüm işletmelerin “Sanayi 4.0”a hazırlanmadıkları ve sendikanın zoraki olarak bu işe de el atması gerektiği delegelere aktarıldı.

Metal işkolunda mümkün olan en fazla işletmede, işletmelerin bu sürece nasıl hazırlandıklarını (daha doğrusu hazırlanmadıklarını) tespit etmek için büyük bir anket yapılması karar altında alındı. Ankete asıl olarak İşyeri Temsilcileri (BR), mümkün olan yerlerde işletme menajerleri, gerekli görüldüğünde ise sendika temsilcileri ve yüksek kalifiyeli işçiler de dahil edildiler.

1,7 milyon işçinin çalıştığı toplam 2000 işletmede yapılan anket için IG Metall çok ciddi kaynak ayırdı. Anketlerin yapılabilmesi için özel görevlendirilen sendika sekreterleri BR temsilcileriyle “defalarca görüşmek, tartışmak, soruları açıklamak, verilen yanıtları tekrar tartışıp “yanlış anlamalara yol açmamak” çaba harcamak zorunda kaldılar.

Sonuçlar 5 Haziran günü, “Dönüşüm Haritası” (“Transformationsatlas”) adı altında IG Metall’in genel merkezinde kamuoyuna duyuruldu. (Bkz.: www.igmetal.de sayfasında dijital basın dosyaları bölümünde)

IG METALL HAREKETE GEÇİYOR

“Dönüşüm Haritası”nda” ortaya koyduğu gibi işverenlerin yüzde 20’si “dönüşüm sürecinden” bir haber, yüzde 30’u hiçbir önlem almamış, yüzde 13 üzerine düşünmüş, yüzde 19’u kısmi adımlar atmış ve sadece yüzde 18’i “dönüşüm sürecinin” üstesinden gelmek için harekete geçmiş. Açıklamayı yapan IG Metall Genel Başkanı Jörg Hofmann, Otomotiv sanayisindeki işletmelerin yüzde 54’ünde işçi çıkarılacağı, işten çıkarmaların ağırlık olarak bin kişiden daha az çalışanın olduğu yerlerde gündeme geleceği, ana sermayesi düşük olan ve geleceğe yönelik bir ticaret modeline sahip olmayan otomotiv yan sanayisinde hayatta kalma mücadelelerinin gündeme geleceğini belirtirken, “Çok ciddi istihdam kaybı ile karşı karşıya kalacağız ve bu branşlara, bölgelere göre çok farklı ağırlıkta gerçekleşecek” dedi.

Bu durumdan görev çıkaran IG Metall Başkanı politikacılara yönelik çağrısında, “Almanya’da sanayi çölleri oluşmaması için başta alt yapısı zayıf olan bölgeler için ‘Yapı Fonları’ (“Strukturfonds”) oluşturulmalı, dijital ve ekolojik dönüşüm için devlet kaynaklarını sağlanmalı, işyerini kaybedeceklere eğitim olanakları sunulmalı” dedi. Ardından işverenlerin ne yapması gerektiği konusunda bir dizi “görevi” sıralayan Hofmann, “yoksa piyasadan silinirsiniz” dedi.

“Bu dönüşüm sürecinden başarıyla çıkılmasının önkoşulu çalışan tarafın da sürece dahil edilmesidir” diye konuşan Hofmann, “BR’lerin, kalifiye düzeyini yükseltme, personel planlanmasında ve stratejik kararlarda ortak karar verme haklarının (“Mitbestimmungsrechte”) geliştirilmeli” dedi.

IG Metall’in en fazla önem verdiği “stratejik önerisi” ise “dönüşüm kısa parası” (“Transformationskurzarbeitergeld“) oldu! Tabi bazı okurlarımız, IG Metall’in işçileri düşündüğü için bu özel kısa çalışma parasını talep ettiğini düşünebilir. Ama hayır asıl dert yine sermayenin çıkarları! 2009 krizinde 1,5 milyon işçiye kısa çalışma parası ödenmesinin alt yapısını hazırladıklarını söyleyen sendikacı, dönüşüm süreçlerinde düşünmeden işçi çıkarmanın maliyetinin daha sonra ortaya çıktığını hatırlattı. “İşler iyi gittiğinde, kalifiye eleman ihtiyacı olduğunda o zaman kalifiye eleman eksiğinden yakınmalar başlıyor. Bunun önüne geçmek için dönüşüm kısa parası gerekiyor, bunun önüne geçmek için çalışanların kalifiye düzeyini yükseltme fonu gerekiyor” dedi.

TALEPLERİMİZ NE OLMALI?

29 Haziran Berlin gösterisinin hazırlıkları neredeyse bitti. Otobüsler, trenler sadece IG Metall üyelerine değil tüm işçi ve emekçilere açık tutuldu. Hazırlıklar aşamasında en sık gündeme gelen soru “neden Berlin’e gidiyoruz” oldu. Sınıftan yana tutum alan tüm BR’ler ve VL’ler, gösteriye çağırdığı işçileri dilleri döndüğünce aydınlattilar, önemli olanın kendi öz taleplerimizi Berlin’de alana taşımak olduğunu söylediler.

Gösteriye birkaç gün kalsa da, henüz yapılmamışsa, gösteri için pankart ve dövizler hazırlamak en doğrusu

İleri sürülebilecek taleplerine başında haftalık çalışma sürelerinin tam ücret ve personel karşılığı 30 saate çekilmesi, emeklilik yaşının düşürülmesi, izin günlerinin artırılması, kiralık ve taşeron işçilerin hepsinin kadroya alınması, asgari ücretin insanca yaşama yetecek düzeye yükseltilmesi -13 Euro vb. gelmektedir.

Tabi en önemlisi ileri sürdüğümüz tüm talepleri Berlin gösterisinden sonra da gündemimizde kalmasını sağlamak ve uğruna mücadelesini vermek olacaktır.

¹ Sosyal güvenlik yasalarının koruyucu fonksiyonu bugüne nazaran daha iyi olması, işsizlik yardımının süresiz ödenmesi (12 ayda bir başvurunun yenilenmesi gerekiyordu. Bu başvuru prosedüründe işsizin, işsizlik yardımı alma şartlarını yerine getirip getirmediği gözden geçiriliyordu) özellikle 50 ve üzerindeki yaş grubundan on binlerce emekçinin 55 ve 58 yaşından itibaren üretim sürecinin dışına itilerek erken emekliye ayrılmaya zorlandılar.sı,