AB’de koltuk pazarlığı

AB’nin önemli kurumlarının başına Avrupa Parlamentosu’na (AP) seçilen siyasetçiler değil, seçilmemişler önerildi. AP dışından önerilenlerin seçilip seçilmeyeceği tartışmalı. Özellikle Almanya Savunma Bakanı von der Leyen’ın Avrupa Konseyi başkanlığına önerilmesi eleştiriliyor.

30 Haziran günü toplanan AB Olağanüstü Zirvesi hükümet ve devlet başkanları arasında AB’yi temsil eden kurumların başına hangi siyasetçilerin getirileceği konusunda bir anlaşmanın sağlanmadan dağılmıştı. Ancak salı günü asıl olarak ülkeler arasında kapalı kapılar arasında yapılan pazarlıklarda, belirlenen AB normlarını aşan bir uzlaşma sağlandı. Daha önce, özellikle AB Komisyonu Başkanlığı’nda, Avrupa Parlamentosu’nda (AP) temsil edilen siyasi grupların liste başı adaylarından birisinin getirilmesi kararlaştırılmıştı. Beş yıl önce muhafazakar Avrupa Halk Partisi’nin (EVP) adayı Jean-Claude Juncker komisyon başkanı sosyal demokrat Sosyalist & Demokrat (S&D) partilerin liste başkanı Martin Schulz ise AP başkanı olmuştu.

Ancak 23-26 Mayıs tarihleri arasında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde her iki grup 751 sandalyeli mecliste salt çoğunluğu elde edemeyince liberaller ve Yeşiller ile pazarlıklar başlamış, ancak bir sonuç elde edilememişti. AP düzleminde bir çoğunluğu sağlayan bir uzlaşma sağlanamayınca bu kez AB’nin en önemli karar mekanizması olan hükümet ve devlet başkanları zirvesinden sonra ülkelerin çıkarlarına göre çoğu AP dışında olan yeni adaylar belirlendi.

Buna göre AB mekanizmasında “hükümet” görevi gören AB Komisyonu başkanlığına Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, Avrupa Merkez Bankası (AMB) başkanlığına halen IMF başkanlığı görevinde bulunan Fransız siyasetçi Christine Lagarde, AB Konseyi başbakanlığına liberal siyasetçi Belçika Başbakanı Charles Michel ve AB Dışpolitika sözcülüğüne ise sosyal demokrat politikacı İspanya Dışişleri Bakanı Josep Borrell önerildi.

Daha önce Avrupa Komisyonu başkanlığı için aday gösterilen S&D grubunun liste başı adayı Hollandalı Frans Timmermans’ın ise daha öncehi komisyon başkan yardımcılığı görevine devam edeceği ifade edildi.

AP başkanlığına ise dönüşümlü olarak EVP liste başlı adayı Manfred Weber ve İtalya’dan sosyal demokrat siyasetçi David-Maria Sassoli önerildi. Her iki siyasetçinin beş yıllık sürenin yarısında Weber diğer yarısında da Sassoli AP’ye başkanlık yapacak.

AP DEVRE DIŞINDA KALDI

Önerilen adayların Avrupa Parlamentosu tarafından da onaylanması gerekiyor. Ancak adayların çoğunun parlamento dışından gösterilmesi yoğun eleştirilere neden oldu. Adı daha önce komisyon başkanlığı için geçen Manfred Weber, önerileri “Avrupa demokrasisi için üzücü bir gün. Önerilen paket benim paketim değil” olarak değerlendirdi. Özellikle Almanya Savunma Bakanı von der Leyen’in komisyon başkanlığına önerilmesi yoğun tartışmalara yol açtı. Ülke içinde özellikle uluslararası danışmanlık şirketi McKensey’e verdiği ihaleler ve silahlanma bütçesinin artırılması konusunda gösterdiği gayret nedeniyle yoğun eleştirilmişti. Von der Leyen’in önerilmesinde Başbakan Angela Merkel’in büyük bir çaba sarf ettiği belirtiliyor.

Merkel’in koalisyon ortağı SPD, von der Leyen’in adaylığına destek vermeyeceğini açıkladı. SPD adına AP liste başı adayı olan Katerina Barley, seçimlerde von der Leyen’e oy vermeyeceklerini açıkladı. SPD yönetimi de iç poltikada tartışmalı olan von der Leyen’in konsey başkanlığına önerilmesini kabul etmeyeceğini açıkladı. Bu durumda von der Leyen’in seçilmemesi durumunda Almanya’daki koalisyon hükümetinin büyük bir kriz içine sürüklenebileceği ifade ediliyor. Avrupa Konseyi başkanlığı için oylamanın bu ayın ortasında yapılması planlanıyor.

AB politikalarında belirleyici rolü bulunan AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası başkanlığının Almanya ve Fransa tarafından paylaşılması ise dikkat çekiyor. Bu konuda Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Macron arasında bir uzlaşmanın sağlandığı ileri sürülüyor. Ancak bu uzlaşmanın AP tarafından onaylanıp onaylanmayacağının büyük bir risk içerdiği belirtiliyor.

Süddeutsche Zeitung, bu anlaşmayı “Merkel ile Macron’un poker oyunu” olarak nitelendirdi. Yapılan önerilerin parlamentoda çoğunluğu sağlayabilmesi için Liberaller ya da Yeşiller’in destek vermesi gerekiyor.

Daha önce AP’de önemli görevkere atanmışların değil seçilmişlerin getirilmesi konusunda sağlanan anlaşma, söz konusu atamalarla son buldu. Ülkelerin ve siyasi akımların çıkarlarına göre atamaların yapıldığı dikkat çekiliyor. Daha önce Fransa Ekonomi Bakanlığı da yapan Lagarde’nin bu sefer de AMB başkanlığına önerilmesi, Fransız mali sermayesi için önemli bir siyasetçi olduğunu gösterdi. Lagarde’nin mali disiplin adına Euro Bölgesi ülkeleri üzerinde daha fazla baskı kurması bekleniyor. (YH)