İnsanca yaşamaya yetecek ücret istiyoruz

IG BAU sendikası inşaat işkolunda asgari ücretlerin yükseltilmesi talebini ileri sürdü. Doğu Almanya’da kalifiye elamanlar için asgari ücret uygulamasına geçilmesini de talep eden sendika, Doğu-Batı farkının artık son bulmasını istiyor. Sendikanın asgari ücret talebi üzerine IG BAU Köln-Bonn Bölge Başkanı Mehmet Perişan ile görüştük. Perişan, “insanca yaşamaya yetecek düzeyde ücret istiyoruz” dedi.

25 Haziran günü sendikanızın Büyük TİS Komisyonu, inşaat işkolunda yürürlükteki Asgari Ücret 1 ve 2 “hissedilebilecek ölçüde” artırma ve Asgari Ücret 2’nin Doğu Almanya’da da yürürlüğe konulması taleplerini kararlaştırdı. “Hissedebilecek ölçü” ne anlama geliyor, belirli bir rakam ileri sürülmesi daha doğru olmaz mıydı?

Mehmet Perişan: TİS Komisyonu’nda ‚branşımızdaki asgari ücretlerin düzeyi ne kadar olmalı‘ konusu çok ciddi tartışıldı. Biliyorsunuz Yasal Asgari Ücret bu yılında başında 9,19 Euro’ya çıktı. Bunun insanca yaşamaya yetecek bir düzey olmadığını sendikamız her fırsatta dile getiriyor. Genel Başkanımız Robert Feiger bir süre önce “eğer yaşlılık döneminde yoksulluk istenmiyorsa Yasal Asgari Ücretin bugünden 12.63 Euro olması gerekiyor” demişti. Biz IG BAU olarak örgütlendiğimiz tüm alanlarda imzaladığımız branşa özgü asgari ücretler (“Branchen-Mindestlöhne”) yasal asgari ücretten daha yüksektir. Örneğin inşaat ana branşında (“Bauhauptgewerbe“) Asgari Ücret 1 (AÜ-1) tüm Almanya çapında geçerli olmakla birlikte 12.20 Euro’dur. Kalifiye işçiler için yürürlükte olan Asgari Ücret 2 (AÜ-2) ise sadece Batı Almanya’da geçerlidir ve düzeyi 15,20 Euro’dur. Sendikamız Asgari Ücret 2’nin Doğu Almanya’da da geçerli olması için işverenlere baskı yapmayı planlıyor.

Bu kez somut bir rakam belirlememizin asıl nedeni AÜ-2’nin Doğu Almanya’da uygulamaya alınmasını kolaylaştırmak için diyebiliriz. Bu tabi olduğu gibi kalmasını sineye çekeceğimiz anlamına gelmiyor. Toplu sözleşme müzakerelerinde işveren tarafının AÜ2’nin Doğu Almanya’da uygulanmasıyla ilgili tutumu ne olacağına da bakacağız. Bu kez görüşmeler gerçekten zor geçecek. Ama biz IG BAU olarak 30 yıldan sonra Almanya’nın tüm inşaat işkolunda farklı ücretler ödenmesinin hiçbir açıklaması olmadığını düşünüyoruz ve bu talebimizde ısrarlı olacağız.

İnşaat ana branşında imzaladığınız toplu sözleşmelere bakıldığında saat ücretlerinin 15,31 – 23,70 Euro arası olduğu görülüyor. IG BAU olarak neden branşa özgü asgari ücret talebini ileri sürüyorsunuz?

Belirtiğiniz rakamlar hukuksal olarak merkezleri Almanya’da olan şirketlerdeki işçileri kapsıyor. Ama buradaki inşaatlarda merkezleri başka ülkelerde olan şirketlerin binlerce işçisi de çalışmakta. Sendikamız uzun süre Almanya’da bir inşaatta çalışan her işçinin aynı ücreti alması ve aynı haklara sahip olması için mücadele verdi ve bunu hala vermekte. Bu mücadelemiz sonucu 1996 yılında yürürlüğe giren İşçi Gönderme Yasası (“Arbeitnehmer-Entsendegesetz – AentG”) kapsamında “düzenlenmesi zorunlu olan çalışma koşulları” (“zwingenden Arbeitsbedingungen”) üzerine bir dizi belirlemeler yapıldı. Bunlar arasında öncelikle ücretler (asgari ücret), izin hakkı, işçi sağlığı ve iş güvenliği, işçinin bir başka işverene kiralanması durumu gibi maddeler geliyor.

Biz IG BAU olarak, işçiden yana her sendikanın yaptığı gibi asıl olarak işçiler arası rekabetin son bulması ve işverenin karşısına tek yumruk olarak çıkmak için çabalıyoruz. AentG yasasının çıkması bu yönde atılan önemli bir adımdır. Bundan dolayı branşa özgü asgari ücret talebini de ileri sürüyoruz. Şuan ki durumun yeterli olduğunu düşünmüyoruz ve eşit ücretler için mücadelemizi sürdürüyoruz.

Almanya’da sendikalar uzun süredir TİS dönemlerinde “adil ücret” sloganı altında ücret taleplerini ileri sürüyorlar. IG BAU’da bu sloganı sıkça kullanıyor. Adil ücret yaşadığımız sistemde mümkün mü?

Prensip olarak bu sistemde adil ücret mümkün değil, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Örneğin şu an inşaat ana branşında resmen bir patlama yaşanıyor. Geçen yıl inşaat sektörü 100 milyar Euro ciro yaptı. Fakat işçiler bu pastadan ne kadar pay alıyorlar diye baktığımızda tabi ki bunların kırıntı olduğunu görüyoruz. Son TİS döneminde Batı Almanya’da yüzde 5,6 ve Doğu Almanya’da yüzde 7,4 ücret artışı almış olmamız da bu durumu değiştirmiyor. Belki “adil ücret” yerine “daha adil ücret” denilebilir. Örneğin sendika başkanımız Almanya’daki yasal asgari ücretin 12,63 Euro olması gerektiğini söylediğinde sadece sermayeden eleştiri almadı, bazı sendikalarda üstü kapalı olsa da bu rakamı eleştirdiler. Ama buda sınıf mücadelesinin bir parçası bence. Bu tartışmaları karşılıklı saygı ve dayanışma içinde sürdürmeliyiz.

Sendikalar asgari ücret talebi için mücadele etmekte zorlanıyorlar. Talepler ileri sürülüyor ama elde edilmesi için üretim gelen güç kullanılmıyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Bazı sendikaların imzaladıkları toplu sözleşmelere baktığımızda yasal asgari ücretin ya biraz altında ya da biraz üstünde olduğunu görmekteyiz. Özellikle örgütlülüğün düşük olduğu kesimlerde ister branşa özgü asgari ücret isterse normal ücret artışı için mücadele etmek zor oluyor. Örgütlülüğümüzü güçlendirmek tek çare diyebiliriz. Ama diğer yanda tabi ki ücretleri görece yüksek olan işçiler branşa özgü asgari ücret talebi konusunda “zaten beni ilgilendirmiyor” diyebiliyor ve verilen mücadeleyi destekleme konusunda ikircikli davranabiliyor.

Bu konuda iki yol izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. İlk olarak işçileri bu konuda aydınlatmalıyız. Eşit işe eşit ücretin neden önemli olduğunu, sermayenin, işçiler arası ücret rekabetini neden sürekli kılmaya çalıştığı, asgari ücretin yüksek olmasının tüm ücretleri nasıl olumlu etkileyeceği, ücretlerin genel olarak aşağı çekilmesinin önünde nasıl bir set oluşturacağı vb.

Diğer yandan sendikalar, özellikle bizim gibi branşa özgü asgari ücret sözleşmesi imzalayan sendikalar, normal ücret TİS dönemleri ile branşa özgü asgari ücret sözleşmesi görüşmelerini aynı döneme denk getirmeye çalışmalılar. Kendi ücret mücadelesini vermiş bir işçiye, “şimdi de bunlar için mücadele etmen gerekiyor” denilmesinin çok başarılı olmayacağı ortada. Ama aynı dönem birlikte verilen mücadelede biraz önce belirttiğim aydınlatma çalışması da işçiler arasındaki dayanışma ruhu da çok daha güçlü olacaktır. İşte o zaman üretimden gelen gücümüzü yasal veya branşa özgü asgari ücret için de kullanabiliriz.

Uluslararası sendikalar yasal asgari ücretin normal ücretlerin yüzde 60’ı düzeyinde olmasının yeterli olacağını ileri sürüyorlar. Sendikamızda devam eden tartışmalarda, asgari ücretin yüzde 80 seviyesine çıkmasının en doğrusu olduğu görüşü ağırlık kazanıyor. Biz insanca yaşamaya yetecek düzeyde bir ücret istiyoruz.


Mehmet Perişan kimdir?

Almanya’nın en büyük inşaat şirketlerinden biri olan Hochtief konsorsiyumunda inşaat dalında 1997’de meslek eğitimine başlayan Perişan 1998 yılından bu yana sendika içinde aktif çalışıyor. Meslek eğitimi döneminde Hochtief’te Gençlik Ve Çırak Temsilciliğine (JAV) seçilen Perişan aynı dönem IG BAU içinde de aktif görevler üstlenmeye başladı. Bir süre sonra IG BAU Gençlik Başkan vekilliğine seçilen Perişan, sendikanın şube yönetiminde de görevler üstlendi. IG BAU Merkezi TİS Komisyonu üyesi olan Perişan 2005 yılından bu yana Köln İş Mahkemesi’nde fahri hakim olarak görev yapmakta ve inşaat dalı İş Kazası Sigortası (Berufsgenossenschaft) Yönetim Kurulu’nda yer alıyor. 2017 yılında IG BAU Köln-Bonn Bölge Başkanlığı ve IG BAU Sendika Merkez Konseyi’ne seçildi.