AfD’nin destekçileri

German Foreign Policy

Almanya için Alternatif Partisi (AfD), geçen pazar yapılan seçimlerde Federal Almanya tarihinin en başarılı aşırı sağ partisi olduğunu ve toplumsal katmanların hepsine demir attığını kanıtladı. Parti, kuruluşundan bu yana Avrupa’ya uyumdan, tekeller kadar kazançlı çıkmayan ve bu nedenle Avrupa krizinin aşılması için finans yardımını reddeden orta tabakanın desteğini almıştı. Partinin militaristleşme ve hızlı silahlanma politikası ise ordu mensupları tarafından destekleniyor. Destekçi askerler arasında üst düzeyde subaylar da var. AfD kanun ve düzen politikasıyla da polis teşkilatının oldukça rağbet ettiği bir parti.
AfD, Saksonya’daki yüzde 27,5’lik oy oranıyla, eyaletlerde aldığı oyu en yüksek düzeye çıkardı. Brandenburg’daki yüzde 23,5 ile de üçüncü en iyi sonucunu elde etti. İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın en başarılı aşırı sağ partisi olduğunu da tartışmasız hale getirdi.

KARŞILIKLI ÇIKARA DAYANAN BİR İLİŞKİ
AfD’nin dayanaklarından biri her zaman orta tabaka oldu. Açıkça görünür halde orta tabaka, sadece kişiler olarak değil işveren birlikleri ve vakıflarıyla da, partiyi desteklediler. Geçen haftaki başarıdan sonra basında, orta tabaka ile AfD’nin ilişkisinin yol arkadaşlığı olmaktan öte olduğu belirtildi. Partiyi yakından tanıyanlar, finansmanının orta tabakanın bağışlarından sağlandığını söyledi. Orta tabakanın AfD’yi desteklemesi, onun Avrupa Birliği’ne (AB) yönelik politikasından kaynaklanmaktaydı. AB’den tekeller kadar karlı çıkmayan küçük ve orta ölçekli işletmeler, birliğin sağlamlaştırılması adına kendilerine yeni yükler getirilmesini kesinlikle reddetmekteydiler.

DAHA KAPSAMLI MİLİTARİZASYON
AfD, orta tabakaya ek olarak Alman ordusu içine de demir atmış durumda. Yılın başında verilen bilgilere göre 35 bin AfD üyesinin en az 2 bin 100’ü ordu mensubu. Federal Parlamentodaki 91 AfD milletvekilinin 11’i profesyonel askerler. Partide savunma sözcülüğü yapan Rudiger Lucassen, genelkurmay başkanlığında görevli eski bir subay. Eski General Joachim Wundrak da 27 Ekim’de yapılacak Hannover belediye başkanlığı seçiminde partinin adayı.  Her ikisi de NATO’ya sadıklar, sıkı bir silahlanma ve Alman İmparatorluğu dönemindekini örnek alan yaygın bir militaristleşmeden yanalar. Bu politika, ordunun sadece aşırı sağ kesimlerinin değil önemli bir kesiminin desteğini alıyor ve askerleri partiye bağlıyor. Ek olarak; Federal Meclis Savunma Komisyonu’nda partiyi temsil eden AfD Milletvekili Jan Nolte terörist olduğundan şüphelenilen bir ordu mensubunu bürosunda çalıştırmakta.

KANUN VE DÜZEN
AfD polis örgütünden de geniş onay aldı. Milletvekili Wundrak, AfD’nin polisten aldığı desteğin ordudan aldığından daha fazla olduğunu ifade etti. AfD meclis grubunda biri kadın 7 polis memuru ve eski bir polis eğitmeni yer alıyor. Eyaletler ve yerel düzeyde de polis memurları AfD için aktif durumda… Polislerin sempati duyduğu AfD talepleri arasında özellikle mültecilere yönelik sert tavır ve sol muhalefet üzerine yoğun baskı yer alıyor.

MERKEZDEN AYRILMA EĞİLİMLERİ
AfD’nin içeriye yönelik kanun ve düzen, dışarıya yönelik hızlı silahlanma ve keskin militaristleşme politikası, şimdiki Berlin politikasıyla uyuşmuyor. Buna rağmen özellikle Birlik partilerinin sağ kanadının toplandığı ‘değerler birliği’ üyesi CDU’lu politikacılar AfD ile koalisyonu prensip olarak reddetmiyor. Bu konudaki en büyük engel, AfD’nin AB ve avroya aldığı tavır. Orta tabakanın çıkarlarını savunan AfD, AB’nin sağlamlaştırılmasını yeni mali yük olarak görüyor ve orta tabakayı güçsüzleştireceğini düşünüyor. Bu durumun böyle devam edip etmeyeceği, AB’nin geleceğine büyük ölçüde bağlı. Özellikle İngiltere’deki referandum sonrası diğer bazı ülkelerde de AB’ye uyum yerine ayrılma eğilimlerinin artması Alman tekellerini, çıkarları gereği, AfD’nin konseptine yaklaştırabilir.
(Çeviren: Semra Çelik)