İstanbul Sözlesmesini uygulayın!

Sinem Yeşil

Göçmen kadın örgütlerinin çatı örgütü DaMigra yıllık konferansı 6 Eylül Cuma günü Erfurt`ta toplandı. Sabahın erken saatlerinden itibaren etkinlik salonu dolmaya başladı.

Almanya’nın dört bir köşesinden kadın örgütlerinin temsilcileri, kadın haklarını gönüllü savunan aktif kadınlar ve ilgililer bir araya geldi. Bir araya gelmelerinin nedeni ise bir yandan güncel kadın politikalarını tartışmak diğer yandan da göçmen ve sığınmacı kadınların sorunlarını kamuoyunda öne çıkarmaktı.

Konferans bu yıl “Kadınlara karşı şiddeti durdurun! İstanbul Sözleşmesini uygulayın – Koşulsuz!” sloganı altında yapıldı. Odak noktası göç ve sığınma geçmişi olan kadınların bakış açıları, endişeleri ve ihtiyaçları üzerine olan konferansta Istanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasındaki çekincelerin silinmesinin yanı sıra, “Hangi önlemler gereklidir? Göçmenler ve mülteci kadınlar için engeller nasıl azaltılır?” sorularına birlikte yanıt arandı.

DaMigra yönetim kurulu üyesi Kook-Nam konfreansta yatığı konuşmada, cinsel ve fiziksel şiddete atıfta bulunarak, dünya çapında kadınlar için en tehlikeli yerin kendi evleri olduğunu ifade etti. Bu gerçek, BM araştırması tarafından ortaya konuluyor. Buna göre kadınlar kendilerini evlerinde en az güvende hissediyorlar ve şiddete en çok aile üyeleri, partnerleri veya eşleri tarafından maruz kalıyorlar. Kook-Nam konuşmasında federal hükümetin, göçmen ve mülteci kadınlara olan ilgisizliğine de dikkat çekti.

Konferansta konuşan bir başka isim de DaMigra genel müdürü Delal Atmaca oldu, Atmaca, feminist temaların ırkçılığın körüklenmesi için kullanılmasını eleştirdi. Atmaca konuşmasında özetle şu görüşlere yer verdi: “2011’de kadınları şiddete karşı korumak için uluslararası bir anlaşma olan İstanbul Sözleşmesi imzalandı. Federal Almanya Cumhuriyeti ayrıca 2017’de sözleşmeyi onayladı ve çekinceleri ile birlikte geçerli bir yasa yaptı. Bu cekincelerle göç veya sığınma geçmişi olan kadınların hakları çok ciddi bir şekilde zedelendi. Bu çekinceler şiddete maruz kalan kadınlara insani bir oturma izni vermeyi reddetmektedir.
Eşit olmayan haklar hiçbir zaman insanların eşit muamele görmesine yol açmadı. Devlet, hem tüm kadınlara hem de kız çocuklara koruma ve şiddetten korunma hakkına izin vermiyorsa, o zaman sadece insan hakları sorunumuz değil aynı zamanda demokrasi sorunumuz da var.”

Konferansın sonraki bölümünde avukat Dr. Esma Ceylan Çakır, Konut Yasası’nın İstanbul Sözleşmesi’ne uyarlanması çağrısında bulundu. Bunun, mülteci ve göçmen kadınların korunmasını sağlamak için gerekli oldugunu söyleyen Çakır Ceylan, ayrıca, sözleşmede de tüm kadınların mali masraflar olmadan korunmasının sağlanmasını da istedi.

Kadın Avukatlar Birligi`nden Inga Schumann da konuşmasında, Şiddetten etkilenen kadınlara ayrımcılık yapılmadan destek verilmesi gerektigini ifade etti.

Konferans kadınlarin günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara karşı taleplerini formüle eden tartışmalarla devam etti.
Konferans federal hükümeti, İstanbul Konvansiyonu ile ilgili çekincelerini geri çekmeye ve tüm kadınların haklarını güçlendirmeye çağırdı.. Ve ‚tüm kadınlara karşı şiddet durdurulmalı, İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı‘ çağrısıyla sona erdi.

7 Eylül Cumartesi günü ise DaMigra yıllık kongresi gerçeklestirildi. Bir yıllık çalışmaların değerlendirildiği kongrede 7 kişilik yeni yönetim kurulu da seçildi.