Yaşanabilir bir dünya için

Öğrenci temsilcileri gazetemize yaptıkları açıklamalarda “Gelecek için Cumalar” (FFF) eylemlerini değerlendirdiler ve 20 Eylül’de yapılacak gösterilere katılmaya çağırdılar. DİDF de Türkiye kökenli göçmenleri eylemlere katılmaya çağırdı.


Kendimiz ve gelecek kuşaklar için onurlu bir yaşam talep ediyoruz

Köln Üniversitesi’nde politik bilimler ve sosyoloji öğrenimi gören 25 yaşındaki Jensen, üç aydır Fridays for Future Üniversite Öğrencileri Grubu’nda aktif.

Fridays for Future hareketiyle ilgili düşüncelerin neler?

Benin için hareketi orta öğrenim öğrencilerinin başlatması çok önemli. İklim krizinin sonuçları her ne kadar her yaş grubunu etkilese de hayatının önemli bölümünde krizle birlikte yaşamak zorunda olan gençlerin müdahale etmesini anlamlı buluyorum. Bu sayede gençler Almanya’daki politik ve toplumsal yaşamla ilgili tartışmalara katılabildiler. Sayılarının artması ve seslerinin yükselmesi hareketin başarılı olduğunu gösteriyor.

20 Eylül’deki eylem birçok grup tarafından ortak organize ediliyor. Grubunuzun kendine ait taleplerinin olmasının nedeni ne?

Üniversite öğrencileri ve çıraklık eğitimi yapanlar, toplumun genç kesiminin bir parçası. Gençler olarak, taleplerimizin politikacılar tarafından dikkate alınmadığını görüyoruz. Kendimiz ve gelecek kuşaklar için onurlu bir yaşam talep ediyoruz. Bizim için 20 eylül kadar, ondan sonra neler olacağı da çok önemli. Eylemle ilgili olarak taleplerimiz genellikle orta öğrenim gençliğinin talepleriyle örtüşüyor. Ek olarak, üniversitelerin iklim krizine sağ duyulu yaklaşmasını ve çözüme katkı sunmasını talep ediyoruz. Araştırmalar tekellerin ve militaristlerin çıkarları doğrultusunda değil halkın yararına alanlarda yapılmalıdır.


Kimse böyle bir hareketi beklemiyordu

Benim adım Jana Boltersdorf. 17 yaşındayım. Köln ile Bonn arasında bulunan Niederkassel’de Kopernikus-Gymnasium’a gidiyorum. İklim ve çevre konusu hayatımda hep önemli oldu. Bu nedenle bir kaç arkadaşımla birlikte “Fridays for Future” eylemlerinde aktif olarak görev alıyorum.

Aralık ayının ortasında her şey çok hızlı gelişti. Arkadaşlarım, Greta Thunberg tarafından kurulan Whatsapp grubuna dahil oldu. İlk başta haftada bir derslere girmeyerek belediye önünde buluşmayı planladık. Bunun ilk hafta kurduğumuz grup birden çoğaldı. Ve ilk olarak 14 Aralık 2018’de eylem yaptık. O zaman hiç kimse böyle bir hareketin olacağını beklemiyordu.

Eylemlerden sonra politik açıdan bir değişiklik olmazsa da eylemlerimiz kısa zamanda manşetlere çıktı ve sesimiz duyulmaya başlandı. Ülkede iklim ve çevrenin korunması konusunda bir tartışma başladı. Çok sayıda gençte bu durumun değiştirilebileceği duygusu yarattı.

Bir çok işveren “for future” (Gelecek için) adıyla reklam kampanyaları düzenlemeye başladı. Çevre koruması adı altında “Çevrenin Korunmasına karşı kampanyalar” örgütlendi.

Bu süreçte aydınlanma en önemli konu. Aydınlanma yapıldığında daha fazla insanı sokağa çıkarabiliriz.

Yerellerde FFF’nin çok farklı bileşenleri var. Bazı yerlerle Deniz Köprüsü inisiyatifi, 1 Mayıs komiteleri ve barış hareketleri var. Bu nedenle değişik konular gündemimizde. 20 Eylül’de Köln’deki eylemde değişik konular ele alınacak.

Çünkü sosyal konularla iklim sorunu arasında doğrudan bir bağlantı var. Çünkü sosyal adaletsizlik, göç, savaş gibi konuları iklim krizi derinleştiriyor. Bu nedenle de bana göre barış hareketş iklim sorununa da eğilmelidir. (YH)


GEW: Eylemlere katılan öğrencilere ceza verilmemeli

Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW) Köln Şubesi yöneticisi Angela Bankert 20 Eylül’de yapılacak gösterilerle ilgili gazetemizin sorularını yanıtladı.

Öğretmenleri de yakından ilgilenleri de yakından ilgilendiren ders boykotlar konusunda nasıl bir örgütlenme içerisindesiniz?

Üyelerimizin olduğu okullarda boykotları yakından hissediyoruz. Bu nedenle öğretmenler öğrencilerin nasıl inanarak harekete geçtiğini görüyorlar. Özellikle yaşlı öğretmen arkadaşlar bu durum karşısında şaşkınlıklarını gizlemiyorlar ve yeni bir gençlik hareketinin ortaya çıktığını söylüyorlar. Yaratıcı dövizler, pankartlar ve sloganlar eşiliğinde haftalardır süren eylemlere öğretmenler de eşlik ediyor. Kendisine güvenerek konuşmalar yapan, basın açıklamaları düzenleyen, demeç veren öğrencileri görmek çok güzel.

Sizce eylemler daha ne kadar böyle devam eder?

Bazı öğretmen arkadaşlar öğrencileri sürdürmeye kararlı olduğunu söylüyor. Elbette her hafta 20 Eylül’deki gibi büyük olmayacak. Öğretmenler de bazı zorunlu nedenlerle bunu sürdüremez. Ancak genel olarak konu toplumda dikkat gördü. Gelecekte yapılacak büyük eylemlerde GEW olarak yer almaya devam edeceğiz. Derslere katılımla protestolar arasında bir bağ kurulmalı. İklim için eylemlere katılan öğrencilerin cezalandırılmasına karşıyız. GEW olarak eylemlere katılımı destekleyen okul yönetimlerini selamlıyoruz.


DİDF: Çevremize ve geleceğimize sahip çıkalım!

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) yaptığı açıklamada çevre tahribarına karşı Türkiye kökenli emekçiler sokağa çıkmaya çağrıldı. Yapılan açıklamada şöyle denildi: “Çevre tahribatına karşı yükselen tepkilere , hükümetlerin dile getirdiği en kolay çözüm önerisi, “herkes çevreyi temiz tutsun”, “daha az tüketelim”, “fazla plastik kullanmayalım”, “çevre vergisi koyalım” gibi çevreyi kirletenleri ve tahrip edenleri gizlemeye dönük öneriler olmakta. Herkesin çevresini koruması önemli, ancak kapitalistler kirletmeye, çevreyi talan etmeye devam ettiği sürece, bu gidişin durdurulabilmesi mümkün olmayacaktır. Bunun için havayı ve suyu kirleten şirketler acil önlem almaya mecbur edilmelidir. Ormanların, suyun rant ve kar için talan edilmesi yasaklanmalıdır. Bugün 132 ailenin elinde toplanan servet 3,5 milyar insanın malından mülkünden daha fazladır. Bu paralar insan sömürüsünün yanında, doğanın sömürülmesi, yok edilmesiyle oluşmuştur. Doğanın tamiri için gerekli bedeli de bunlar ödemelidir. Yaşanabilir bir dünyanın korunması için her geçen dakikanın çok önemli olduğu bir süreçten geçiyoruz. Dünyanın ve Almanya’nın bir çok kentinde 20 Eylül’de hükümetleri acil önlem alması için sokağa çıkacakların içinde bizlerde olalım. Gelecek nesillere yaşanacak bir dünya bırakmak , bugün adil olmayan sömürü düzenine karşı, yoksulluğun -doğal felaketlerin, savaşların olmadığı bir düzen için mücadele etmekle mümkün olacaktır. Yarın herkes için, özellikle de işçi, emekçi, yoksul halklar için geç olabilir.”