YAŞANILABİLİR BİR DÜNYA İÇİN KÜRESEL DİRENİŞ

Foto: Sinan Özbolat

Lise öğrencilerinin küresel ısınmaya karşı başlattığı eylemler üçüncü kez dünya çapında ses getirecek. 20 Eylül’deki küresel eylem gününe milyonların katılması bekleniyor. Yaklaşık bir yıldır düzenli olarak devam eden eylemler yeni bir gençlik hareketi yarattı. Hükümetler ise öğrencilerin eylemlerini duymazlıktan gelmeye devam ediyor.

İlk olarak Ağustos 2018’de 15 yaşındaki İsveçli lise öğrencisi Greta Thunberg’in küresel ısınmaya karşı haftada bir (Cuma) okula gitmeyerek başlattığı eylemler dünya genelinde etkinliğe dönüştü. 20 Eylül’de dünyanın dört bir yanına başta lise öğrencileri olmak üzere milyonların sokağa çıkması bekleniyor. Okullardan başlayarak kent merkezlerinde doğru yürüyecek gençler temiz bir çevre için hükümetlere önlemlerin alınması çağrısında bulunacaklar. Bir yıldır eylemlerin yapıldığı ülkelerde hükümetler “Gelecek için Cumalar” (Fridays für Future-FFF) eylemlerini sempatik bulduğunu açıklarken taleplerin çoğuna ise kulak tıkandı. Bu açıdan 20 Eylül’deki eylemlerin öncekilerden daha güçlü geçmesi büyük bir önem taşıyor.

Eylemlerin etkisiyle Büyük Britanya, İrlanda, Fransa ve Portekiz parlamentolarında iklim için acil durum ilan edildi. Almanya’da ilk kez Konstanz kenti iklim konusunda adım atılması kararı aldı. Daha sonra bunu 45 kent takip etti. Büyük kentler arasında ise ilk olarak Köln, küresel ısınma ve çevre konusunda alarm veren kent oldu.

SON YILLARIN EN BÜYÜK GENÇLİK HAREKETİ

Küçük kent ve kasabalarda dahi düzenlenen eylemlere katılımın beklenenin üzerinde olması, dünya genelinde doğa ve çevre sorunlarına duyarlı yeni bir neslin geldiğini gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında ortada bir gençlik hareketinin olup olmadığı yönünde yapılan tartışmalara, gençler sokağa çıkarak en anlamlı yanıtı veriyor.

Eylemlerin en güçlü geçtiği ülkeler arasında Almanya’nın da olması bu açından önemli. Pek çok okulun yönetimi eyleme katılanlara zorluklar çıkarırken, pek çok kent ve eyalette ise öğrencileri tehdit içerikli açıklamalar yapıldı. Buna rağmen ısrarla daha iyi bir iklim ve çevre için sokağa çıkmaya devam eden öğrenciler, bu açıdan da 20 Eylül’de aynı zamanda kendilerini sürekli engellemeye çalışanlara da yanıt vermiş olacak.

İlk olarak 15 Mart 2019’da gerçekleşen küresel eylem gününe tam 1,8 milyon insan katılmıştı. Eylemlere aşırlıklı olarak öğrenciler katılırken, toplumun değişik kesimleri de destek vermişti. 24 mayıs’ta da Avrupa seçimleri ile ilgili olarak küresel eylemler yapıldı. 20 Eylül eylemine de benzer şekilde farklı kesimler destek vereceğini açıkladı. Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve ona bağlı sendikaların çoğunun eylemlere katılma çağrısı yapması bekleniyor. Birleşik Hizmet Sendikası (ver.di) da yaptığı açıklamayla eylemlere katılma çağrısı yaptı. Yine Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW) de eylemlere açık destek veriyor. Bu nedenle özellikle Almanya’daki 20 Eylül eylemlerinin daha önceki eylemlerden daha kitlesel geçeceği tahmin ediliyor.

EYLEMLERE KİMLER KATILIYOR?

Bir yılı aşkın bir süredir küresel ısınmaya karşı düzenlenen eylemlere katılan genç kesimler arasında, başlangıçla bugün arasında pek çok değişikliğin olduğu biliniyor. İlk etapta çok sıradan ve insani olan taleplerin hükümetler tarafından kolayca kabul edilebileceği beklenirken, gelinen aşamada hükümetlerin attıkları her adımda öncelikle doğayı değil tekellerin çıkarlarını gözettikleri görülüyor. Bu nedenle de küresel ısınmaya karşı mücadeleyle tekelleri eleştirme her geçen gün biraz daha öne çıkıyor. Eylemlerde taşınan pankart ve dövizlerde de bunu görmek mümkün. Bu durum eylemlere katılan öğrencilerin politik bilincinin şekillenmesinde önemli rol oynamaya başladı.

15 Mart’ta Berlin ve Bremen’de eylemlere katılan öğrencilere yöneltilen sorular üzerinden bir araştırma yayınlayan Protesto ve Sosyal Hareketleri Araştırma Enstitüsü (Institut für Protest-und Bewegungsforschung), katılımcıların yaş ortalamanın 14 olarak saptarken, yüzde 48’i kendisini politik olarak Yeşiller ve Sol Parti’ye yakın görüyor. Yüzde 40’ı ise kendisini bir parti ile tanımlamıyor. Katılımcıların yüzde 58’inin genç kızlar olması da dikkat çeken başka bir nokta.

Araştırmada protesto gösterilerine katılanların çoğunun gelişmelere bakışı öncesine göre önemli oranda değişmiş. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren siyaset bilimci Mathias Albert, gençlerin hareket içinde değişmekle kalmadığını yaşlıları da değiştirdiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle küresel ısınmaya bakış yaşlı kuşaklar arasında da öncesine göre değişti. Yeşiller partisinin oylarını önemli ölçüde artırmasında gençliğin başlattığı eylemler olduğu daha önce belirtilmişti. Buna rağmen genel çerçeve açısından hareketin doğrudan partilerin etkisi altında olmadığı, gençliğin somut taleplere daha fazla önem verdiği dile getiriliyor. Yerellerde hareketin daha fazla anti-kapitalist bir karakter kazanması yönünde yapılan çağrılar ise henüz çok cılız. Zira, bu yönde gelen taleplerin çoğu bastırılıyor.

Bugünkü hareketi geçmiş gençlik eylemleriyle kıyaslayan gençlik araştırmacısı (Jugendforscher) Klaus Hurrelmann, FFF hareketinin parti ve örgütlerin görünmesine izin vermediğini tespit ederken, en önemli farkın yaş grubunun düşük olmasına dikkat çekiyor. 68 gençlik hareketiyle nükleer karşıtı gösterilere katılanların yaş ortalamasının 25-30 arası, bugünkü hareketin ana aktörlerinin ise 15-20 yaşları arasında olduğuna işaret etti.

Gelişmeler küresel ısınma, doğanın tahribatı ve çevre konusunda gençlik içerisinde önemli bir duyarlılığın oluştuğunu gösteriyor. Sistem partileri ve değişik akımlar bu duyarlılığın kapitalizmi hedefleyecek şekilde devam etmesi için büyük bir çaba harcıyorlar. Ancak, hareket ilerledikçe küresel ısınmanın doğrudan kapitalizmle, aşırı kar hırsıyla, hükümetlerin tekeller için yaptığı kolaylıklarla bağlantılı olduğu görülüyor. Dolayısıyla hareket devam ettikçe kapitalizmin daha fazla gençlik tarafından sorgulanması kaçınılmaz olacak. Bu nedenle başla gençlik ve diğer kesimlere güç ve moral verecek protesto gösterilerini büyütmek bugün oldukça büyük bir önem taşıyor. (YH)


BAŞLICA TALEPLER

Günümüzde küresel ısınmaya asıl olarak atmosfere salınan gazlar neden oluyor. Bunların başında ise karbondioksit geliyor. Sanayinin çevreye saldığı gazların sınırlandırılması, teknolojinin yenilenmesi, fitrelerin takılması yönünde yapılan çağrıların çoğu boşa çıkmış durumda. Zira, şirketler doğaya daha az zarar verecek yönetmelerle üretim yapma yerine, daha ucuz yollara başvuruyorlar. Bu da daha fazla kârın öncelikli olduğu anlamına geliyor.

Genel olarak küresel ısınmanın sanayileşme öncesi dönemdeki sıcaklık olan 1,5 derece hedefinin tutturulması öngörülüyor. BM Paris İklim Konferansı’nda da bu yönde karar almıştı.

Maden ocaklarının kapatılmasını, daha fazla yenilenebilir enerji yollarına başvurulmasını talep eden öğrenciler, gelecek nesillerin insanca yaşayabileceği bir dünya için küresel ısınmanın düşürülmesini istiyor. Bu kapsamda mümkün olduğu kadarıyla havayı kirletecek karbondioksit emisyonunun azaltılmasını istiyorlar. Bu nedenle de otomobil kullanılmasının azaltılması, yerine toplu taşımanın artırılması amacıyla fiyatların düşürülmesini istiyorlar. Öğrencilerin bir diğer önemli talebi de aktif seçim hakkının 16’ya düşürülmesi. Böylece gençlerin de gelişmeler konusunda söz söyleme önünün açılmasını istiyorlar.

Almanya’daki “Gelecek için Cumalar” inisiyatifi 8 Nisan 2019’da düzenlediği bir basın toplantısında 2035 yılına kadar taleplerini şu şekilde sıralamıştı:

– Gaz emisyonlarının 2035 yılına kadar sıfırlanması.

– Kömür kullanımın 2030 yılına kadar sonlandırılması.

– 2035 yılına kadar yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçilmesi.

2019’un sonuna kadar yapılması gerekenler:

– Fosil enerji kaynaklarına yapılan sübvansiyonların kesilmesi.

– Her dört termik santralinden birisinin kapatılması.

– Dünyada küresel ısınmaya yol açan bütün gazlar için Kömür gazı vergisinin hayata geçirilmesi.