İşçiler olarak kendi geleceğimiz için oy kullanalım

Avusturya’da 29 Eylül Pazar günü erken genel seçim yapılacak. Avusturya DİDF Genel Başkanı Osman Çakırca sorularımızı yanıtladı.

AZİZ KOÇYİĞİT

Avusturya DİDF’in de içinde yer aldığı „Wir Können“ (Başarabiliriz) platformu olarak adayınıza seçimlere katılacaksınız. Neden bu platform içerisinde yer aldığınıza dair neler söylersiniz?

Sadece yer almadık; doğrudan bu platformun kurucu örgütlerinden biriyiz. Uzun yıllardır federasyonumuzun sendikalarla, demokratik ilerici örgütlenmelerle ortak mücadele etmesine önem verdik. Geçmişte sosyal politikalar için mücadele etmiş ve desteklemiş, ırkçılığa karşı tutum takınmş kimi partiler giderek bu kimliklerinden uzaklaştılar. Emekçilerin hayatını daha da zorlaştıran yasaların altına ya imza attılar veya sessizlikle karşıladılar. Haftada 60 saat çalışma yasasının yürürlüğe sokulması sürecinde bu durum net bir şekilde görüldü. Ortak mücadele platformlarının yaratılması için bir çok deney ve tecrübemiz var. Arayışımız bu bakımdan halen devam ediyor. Avusturya’da alternatif bir oluşumun eksikliği vardı ve halen tam anlamıyla bunun giderildiğini söyleyemeyiz. Yerellerde nispeten çeşitli birlikleri başarabildik ancak ülkenin tamamını kucaklayacak daha üst düzeyde bir mücadele birliğinin sağlanması hep eksik kaldı. Koşullar önümüze böyle bir fırsat getirdi ve bizde bunu değerlendirdik.

Bir göçmen örgütü olarak seçimlerden beklentiniz ve hedefleriniz nedir?

Aslında klasik bir göçmen örgütü değiliz. Bu kimilerine ütopik gelebilir, ancak evrensel düşünebilen her kişi aslında yaşadığı ülkenin insanıdır. Kurumsal yapıların ayaklarının yere bastığı bu ülkeye yönelik bir fikrinin olması lazım. Diğer alanlarda olduğu gibi kişiler ve kurumlar siyasete de katılabilmelidir. Irkçılığa ve ideolojik bölünmeye karşı bu duruşun son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Elbette bir ikilem içinde olabilir kitleler. Sosyal ilişkileri içinde bulundukları topluluk, ülkenin siyasi yapısı vs. böyle düşünmesini engelleyebilir. Ancak bunu aşmak için pratik olarak bazı gerçekleri gösterebiliriz. Seçimler sürecinde DİDF olarak gösterdiğimiz en önemli şey budur bence. DİDF’in ve ortak hareket ettiğimiz diğer yapıların bu yönelimin güçlendirilerek devam ettirilmesi lazım. Nitekim, bir çok çevreden olumlu tepkiler ve hiç beklemediğimiz yerlerden olumlu destekler aldık. Bu seçim çalışmasına katılan federasyonumuzun yüzde 4 barajını aşmaktan daha büyük ve önemli hedefleri var. Elbette daha sağlıklı ve kapsamlı bir değerlendirmenin seçimlerden sonra yapılması daha doğru olur.

Seçim kampanyasını nasıl sürdürüyorsunuz ve çalışmalarınız esnasında aldığınız olumlu olumsuz tepkiler neler?

Seçimlere platform olarak çok kısa bir sürede hazırlanmak zorunda kaldık. Kampanyayı Avusturya genelinde koordine eden “politik kordinasyon” komitemiz yönetiyor. Bütün eyaletlerde ise eyalet seçim komitelerimiz çalışmaları planlıyor. Medya ile ilgili işlerinin tamamını koordine eden bir de medya ekibimiz var.

Seçimlerde bir medya ambargosuyla karşılaşacağımızı tahmin etmiştik. Nitekim öyle de oldu. Devlet televizyonu ÖRF kanalına iki kez çıkabildik. Diğer partiler özel televizyon kanallarında her gün boy gösterirken bize hiç yer vermediler ve yok saydılar. Ve ne yazık ki, az çok demokrasiyi savunduklarını iddia eden bazı partiler bu durum hakkında tek kelime etmediler. Biz ise medyanın değişik kanallarını değerlendirmek için büyük çaba sarfettik. Sosyal medyayı son derece iyi planladık ve kullandık. Bir sosyal medya tekeli olan Facebook’da merkezi olarak para ile reklam yapmayacağımızı ilkesel olarak kararlaştırırken, sadece yerel inisiyatiflerin önemli durumlarda kullanması esnekliğini gösterdik.

Bu sorunlarla karşılaşacağımız öngörüsünden hareketle stratejimizi, „kendi imkanlarımız ve materyallerimizle seçim çalışmamızı yürütme“ şeklinde belirledik.

Göçmen kökenlilerin seçimlere ilgisi konusunda neler diyeceksiniz?

Göçmen kökenli seçmenlerin geçmiş seçimlere katılım oranı Avusturya ortalamasına göre düşük. Bu oranın artması olumlu sonuçlar doğuracaktır. Ayrıca örneğin Viyana’da göçmenlerin yüzde 30 dan fazlasının oy hakkı bulunmuyor. Dolayısıyla oy hakkı olan herkesi sandığı gidip oyunu kullanmasını istiyoruz. Bu konuda herkesin bir birini uyarması ve sandığa yönlendirmesi ve elbette bizi desteklemelerini istiyoruz. Bize verilen her oy son derece değerlidir. Avusturya’da akrabası, arkadaşı, tanıdığı olan gazeteniz Yeni Hayat okurlarının onları arayarak kampanyamıza destek verebileceklerini hatırlatmak istiyorum. Bize verilecek her oyun işçi ve emekçilerin geleceği için son derece anlamlı ve önemli olduğu, ancak ve sadece birlikte güçlü olabileceğimiz gerçeği unutulmamalıdır.

%d Bloggern gefällt das: