Lanetli ada ‘‘Makronisos”

Selçuk Kozan

İnsanlık tarihi bir yönüyle de acıların tarihi… Tarih boyunca ezenlerle ezilenler arasında süren savaşta en büyük acıyı ve katliamları yaşayanlarsa, daha özgür ve adaletli bir dünya isteyenler olmuş. Bütün bunlara rağmen yeryüzünü cehenneme dönüştürenlere karşı asla direnmekten vazgeçmediler.

Uzun yıllar sonra gün yüzüne çıkan öyle katliamlar, işkenceler ve çekilmiş acılar var ki, insanlık adına utanç olarak arşivlerde duruyor.

En çok Hitler’in toplama kampları ve gaz odaları bilinir. Oysa ki Hitler tarzı yok etme yöntemlerini aratmayan o kadar çok katliam var ki, gün yüzüne çıkması uzun yıllar almıştır. Bunlardan birisi de Yunanistan’da Makronisos adasında yaşananlar.

Bu adayı anlatmadan önce Yunanistan’nın tarihine kısaca değinmekte yarar var. Burada anlatacağımız bir ada da yaşanan korkunç işkenceleri ve katliamları bir biçimiyle yeniden hatırlatmak.

İŞGAL YILLARI

Yunanistan 1940’da İtalya, daha sonra Bulgaristan ve Hitler Almanya’sıyla birlikte üç ülkenin işgaline maruz kalır. 1944 yılına kadar, işgal süresi boyunca büyük acılar çeken Yunan halkı açlık ve salgın hastalıklardan dolayı 300 bin evladını kaybeder.

İtalya’ya karşı başlatılan direniş zaferle sonuçlanır. Almanya işgali sonrası hükümet ülkeyi terk eder. Kısa sürede KKE’ye bağlı (Yunanistan Komünist Partisi) ELAS (Yunan Halk Kurtuluş Ordusu) ve EAM (Ulusal Kurtuluş Cephesi) kurulur. Ülkenin büyük kısmını kontrol altına alan komünistler, sürgünde olan hükümeti ve İngilizleri rahatsız eder. Almanlar karşısında büyük bir zafere imza atan komünistleri bertaraf etmenin yolları aranır.

EAM yetkilileri ile İngiltere destekli Y. Papandreu arasında Eylül 1944’te Caserta Anlaşması imzalanır. Bu anlaşma ile ELAS dahil tüm direniş kuvvetlerinin Milli Birlik Hükümeti’nin (MBH) emrine verilmesi kararlaştırılmıştır. 2 Eylül’de kurulan MBH’de 6 EAM temsilcisi vardır. Bu süreçte İngiliz askerleri Yunanistan’a girmeye başlar. Ülkenin ezici çoğunluğu ELAS’a mensup partizanların idaresindedir. ELAS’ın silahsızlandırılması hem İngiliz emperyalizmi hem de Yunan egemen sınıfı için öncelik taşır. İngilizlerin provokasyonu sonucu 33 gün sürecek bir kent savaşı başlar.

Monarko-faşist yer altı örgütlenmeleri, Nazi işbirlikçileri devreye sokulur ve sayıları on binleri bulan İngiliz askerleriyle birlikte Atina’da halka saldırır. ELAS’ın Atina’da 12 bin civarı, ülke çapında ise 100 bin kadar silahlı partizanı vardır. Bu savaşta hükümet ve ELAS büyük kayıplar verir. Sonuçta ateşkes başlar ve Varkiza Anlaşması’nın adımları atılır.

1945 VARKİZA ANLAŞMASI

Hükümetle EAM arasında yapılan anlaşmada, demokratik bir ülke tesis edileceği, siyasi toplumsal özgürlükler tanınacağı ve tüm anti-demokratik yasaların kaldırılacağı sözü verir. Ayrıca basına ve sendikalara tam özgürlük sağlanacağını kabul edilir. Sıkıyönetim kaldırılacak, EAM’a mensup tutsaklar belli koşullarla serbest bırakılacaktır. Buna ek olarak, 3 Aralık 1944 sonrasında işlenen suçlara af getirilecek. Tüm bunlar ELAS ve EAM silah bırakmak şartıyla ancak gerçekleşecektir. Varkiza’ya EAM ve KKE uyarken hükümet ve İngilizler bu anlaşmayı dikkate almazlar. Devlet, KKE ve EAM’ın beklediği gibi demokratik ilkeler değil komünistleri ortadan kaldırmaktır.

KMÜNİST AVI

İşgalcileri ve son olarak Nazi Almanya’sını ülkeden kovarak büyük bedeller ödeyen komünistleri büyük bir felaket bekliyordu.

ELAS’ın el konulan silahları faşist çetelere, kralcılara, halk düşmanlarına, Hitler işbirlikçilerine dağıtılır. Sokaklar, mahaller baskına uğrar ve EAM üyelerine yönelik cinayetler birbirini izler.

Devreye giren Amerika, komünist tehdidine karşı Yunanistan’ı korumaya almayı önerir. Yunan hükümetine yaptığı bir çağrıda, ‚kısa sürede komünistleri ortadan kaldıramazsanız iktidarı komünistler alacak‘ dedikten kısa bir süre sonra, 300 milyon Dolar yardım ederek Truman doktrini devreye sokup yönetimi İngilizlerden devralır.

Paramiliter çeteler, emperyalist güçlerin desteğiyle bir terör kampanyasına girişirler. ELAS partizanları öldürülür, işkence gören binlercesi tutuklanır. Varkiza’dan 31 Mart 1946’ya kadar 1289 partizan öldürülür, 6671 partizan yaralanır, 31 bin 632 kişi işkenceye maruz kalır, 84 bin 931 kişi tutuklanır, 8 bin 624 kişi hapis cezası alır ve 677 direniş bürosuna saldırı gerçekleşir. EAM’ın 165 kadın üyesi ise tecavüze uğrar. Yüzlerce partizanın başları kesilip Atina meydanında sergilenir. 1947’de KKE yasaklanır ve binlerce komünist katledilmeye devam eder.

ELAS’ın dağınık olan güçleri tekrar toparlansa da büyük başarı elde edemez. Son kalan partizanları yok etmek için Amerika napalm bombaları kullanmaya başlar.

65 binden fazla komünist Yunanistan’ı terk ederek sosyalist ülkelere iltica etmek zorunda kalır. 40 bin kişi de Makronnisos gibi toplama kamplarına gönderilir. Direniş savaşçılarının idamları 1955’e kadar sürer. KKE Politbüro üyesi Nikos Belogiannis dahil, en az 5 bin devrimci idam edilir.

MAKRONİSOS ADASI

Poseidon Tapınağı’ndan birkaç kilometre ötede, Ege denizinde kayalarla kaplı, uzun bir adadır Makronisos. Antik çağdan bu yana yasalara uymayan insanların cezalandırıldığı bir adadır.

Sert doğa koşullarıyla bilinen bu ada, komünistlerin ıslah edilmesi ve pişmanlık göstermeleri için bir işkence merkezi olarak kullanılır. Öyle bir terör estirilir ki, katlederek bitiremedikleri komünist ve direnişçileri bu kampta ıslah ederek davalarından vaz geçmeleri sağlanıp, kendi yoldaşlarına karşı savaşmaya bir zorlarlar.

Pişman olduklarına ilişkin bir belge imzalamaları isteniyordu. Pişmanlık göstermeyenler ya işkence edilerek öldürülüyordu ya da kurşuna diziliyordu.

İşgallere karşı büyük kahramanlıklar gösteren komünistler ve partizanlar burada inanılmaz acılar çektiler.

Yazın aşırı sıcak ve kışın da soğuk çadırlarda kaldılar. Sınırlı su ve yiyecek verildi. Taş ocaklarında çalıştırıldılar. Adanın en tepesine 40 derece sıcaklık altında taş taşıdılar. Bir kısmı dayanamayarak oracıkta hayatını kaybediyordu.

Her gün yapılan ağır işkenceler sonucu yüzlerce direnişçi akli dengesini yitiriyordu.

Yunanistan’ın kurtuluşu için savaşanlar ve büyük bedeller ödeyenler bir bir yok ediliyordu. Büyük bir acı ve kaybolan bir devrim…

Bazıları kurtuldu ama pek sevinemediler. Kurtulanların bir çoğu kör, sağır ve sakat kalmıştı ya da akli dengesini yitirmişti.

Ünlü devrimci şair Jannis Ritsos*, o dönemde Makronisos üzerine yazdığı bir şiir de durumu şöyle ortaya koyuyordu:

‘‘Makronisos’ta ölümle koyun koyuna yattık
Artık birçoğu uykuda bağırıyor
Birçokları konuşamıyor
Birçoğu göremiyor… Duymuyor
Çoğu annesinin sesini bile tanımıyor
Bütün suçumuz özgürlük ve barışı sevmek…’’

3 yıl adada kalan ve en ağır işkenceler maruz kalan Grigoris Rizopoulos adında bir mahkum pişmanlık için dayatılan belgeyi her türlü işkenceye rağmen kabul etmeyenlerden birisi. 2018’de Der Spiegel’in yaptığı bir röportajda şunları söylüyordu: 3 yıl sonsuz gibi geliyordu bana. Çok acı çektik. Ama biz Marksizm’e inandık ve ona uygun yaşadık. Evet yenildik. Ama teslim olmadık ve inanıyorum ki tekrar ayağa kalkacağız…

(* Dünyaca tanınmış besteci Mikis Theodorakis ve şair Jannis Ritsos da bu adada işkence görenler arasındadır.)

Kaynaklar:

www.minorasianews.com/varkiza-anlasmasi

www.spiegel.de/geschichte/griechenland-gefaengnis-auf-makronissos

Kapetanios / Yunan İç Savaşı- BELGE YAYINLARI