Faşizmin sanat düşmanlığı

SELÇUK KOZAN

Faşizm iktidara gelirken ilerici tüm değerlere saldırırken sanatı ve sanatçıyı da kendi iktidarına göre şekillendirir. İnsanlığın kültürel birikimine saldırarak, daha çok ırkçı, gerici, savaşçı ulus vurgusu ve ırkın yüceliği gibi kavramlar üzerinden bir sanat anlayışını öne çıkararak, modern sanatı da aşağılayarak topluma kendi değerlerini kabul ettirmeye çalışır. Dünyada tüm faşist iktidarlar hep bunu yapmıştır.

Hitler’in iktidara gelişi insanlık için büyük bir felaket olmakla birlikte, sanat ve kültür açısında da büyük bir felaketti. Kendi iktidarına uygun olmayan ve onu temsil etmeyen her şey ortadan kaldırılmalıydı. Sanatsal ve ne kadar kültürel değer varsa, dejenere yani yozlaşmış sanat olarak adlandırılıyor ve Alman ırkının bunlardan temizlenmesi gerektiği propaganda ediliyordu.

DEJENERE SANAT

Nazi ideolojisinin önemli bir temsilcisi olan Alfred Rosenberg, 1927’de „Alman Kültürü İçin Savaş Birliği“ni kurarak Modernist Avangard sanatına saldırıyor, yasaklanması çağrısını yapıyordu.

Stravinsky, Berg, Hindemith, Schönberg, Hugo Hirsch, Victor Hollaender, Rudolf Nelson gibi sanatçıların yanı sıra caz ve opera da yozlaşmış ‚müzikal Bolşevizm‘ olarak adlandırılıyor ve dönem dönem yasaklanıyordu.

Yağmalanan Sanat

İktidar olan Hitler faşizmi sadece insanları yok etmiyordu; sanatsal eserlerin imhası da planları arasındaydı. Eserler inceleniyor, ayıklanıyor ve Alman halkına uygun olmayanlar yok ediliyordu! Devletin yüceliği, ulusun bütünlüğü ve Alman ırkının kusursuz, güçlü imajını yansıtacak eserler olmalıydı ve buna uygun sanatçılar yetiştirilmeliydi.

1933’de önce kitap yakmayla başladılar. Thomas Mann, Arnold Zweig, Albert Einstein’a ait kitaplar yakılıyor; satışı yapan dükkânlar yağmalanıyordu. Gazeteler, radyo ve her türlü medya Nazilerin kontrolü altına alındıktan sonra filmler yasaklanıyordu. Brecht’in eserlerinin sahnelenmesi, caz müziği ve Gustav Mahler ve Felix Mendelssohn’n eserlerini dinleyenler toplama kamplarına gönderiliyordu.

Mizah yapmak ve halkı güldürmek için yapılan şakalar bile ciddi bir suç olarak görülüyor ve ölümle bile cezalandırılıyordu.

İtaat kültürü dayatılıyor ve iktidarın onayı olmadan yaprak kımıldamıyordu.

Hitler yaptığı bir çağrıda, „Dejenere olmuş tüm eserleri Alman müzelerinden temizleyin ve ibret olsun diye sergileyin.“ demiş ve bunun üzerine 1937’de Goebbels önderliğinde Reich Kültür Dairesi kurulmuştu.

Daire, müzik, tiyatro, edebiyat, basın, radyo, film ve güzel sanatlar gibi farklı yedi bölümden oluşuyordu. Tüm bu alanlar denetlenecek ve dejenere olan tüm yapıtlar yok edilecekti.

Ekspresyonizm, Dadaizm, Yeni Nesnellik, Sürrealizm, Kübizm, Fovizm ve ayrıca, Yahudi kökenli sanatçıların tüm eserleri dejenere olarak değerlendiriliyordu.

Naziler, ekspresyonistler başta olmak üzere, dejenere diye niteledikleri sanat eserlerini bütün müzelerden toplamaya başladılar. Nazi ressam Adolf Ziegler ile Goebbels’in fikriyle bunlar gezici bir sergiyle Almanya’nın bir çok şehrinde sergilendiler. Dejenere Sanat başlıklı (Die Ausstellung „Entartete Kunst“) 112 sanatçının 650 yapıtının olduğu sergileri yaklaşık 2 milyon insan ziyaret etti. Sergilerde resimlerin çoğu çerçevelerinden sökülerek, asıldıkları duvarlara aşağılayıcı sloganlar yazılarak sergilenmişti. Eserler ortadan kaldırılmadan önce halka bir broşür dağıtılıyordu. Bu broşürde “ruhun çürümesi, ruh hastası beceriksizler” gibi değerlendirmeler yapılıyordu. Eserlerin sahini sanatçılar patolojik fantezilerden çıkması gereken zihinsel hasta ve deli olarak değerlendiriliyor ve Alman ırkının böyle bir sanatla aşağılandığı topluma empoze ediliyordu.

Dejenere Sanat için çeşitli kentlerdeki devlet müzelerinde iki haftada toplanan eser sayısı 5238 idi. Bunlar arasında Käthe Kollwitz, Archipenko, Chagall, Ensor, Matisse, Picasso ve Van Gogh gibi bir çok sanatçının eseri de bulunuyordu. Daha sonra başka müzelerden toplanan eserlerin sayısı 21.000’i bulacaktı.

1939’da bu eserlerin bir bölümü İsviçre’de düzenlenen bir müzayedede satışa çıkarılır. Satılamayan 1004 adet resim ve heykel, 3825 adet suluboya, baskı ve çizim Berlin İtfaiyesi’nin bahçesinde ateşe verildi.

1944’e kadar yapılan imha sonucu geride sanata dair maalesef bir şey bırakılmamıştı. Binlerce eser yok edilmişti. Yüzlerce müze, tiyatro opera salonu kapatıldı. Binlerce sanatçı ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bir kısmı intihar etti. Bir kısmı öldürüldü. Bir kısmı ömrünün sonuna kadar yoksulluk içinde yaşadı. Eserleri yok edildi.