Sanatın toplumsal sorumluluğu üzerine

Adelheid Wedel

Tocotronic müzik grubu solisti Dirk von Lowtzow, TAZ gazetesinde, Halle’deki saldırı üzerine bir şarkı yapmanın sevilmeyen, talihsiz bir konu ile ilgili ev ödevi yapmaya benzediğini söylüyor. Bunun yerine aydınlatma çalışmaları ve bilimsel analizleri gerekli görüyor.

Süddeutsche Zeitung aynı konudaki bir makalesine ‘Geliyorlar’ başlığını vermiş. Gelen kim? Pardon yanlış sordum: Gelen ne? Muhtemelen bu konu bizde şaşkınlık yaratıp korku ve dehşet yayıyor. Söz konusu olan, Elke Schwarz’ın ciddi bir şekilde arttığı uyarısını yaptığı özerk silah sistemleri ve algoritmik savaş.

Schwarz, Londra Quenn Mary Üniversitesi’nde siyaset bilimci ve Uluslararası Robot Silah Kontrolü Komitesi üyesi.Yapay zekanın askeri kullanımı hakkındaki endişelerini ifade ediyor. “Ahlaki kararların bilgisayarlara aktarılması, insanın sorumluluğundan vazgeçmesidir.” diyor.

Schwarz’a göre, yeni teknolojilere olan hayranlığımızla, bir kararın ahlaki yanını verimlilik, hız ve bariz objektifliğin belirlemediğini unutma tehlikesine doğru koşmaktayız.

ÖLÜMCÜL OTONOM SİLAH SİSTEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ

Bilinen ve endişe verici olanı, “Otonom askeri silah sistemlerinin son beş yılda gelişmeye devam ettiği. Zaten bir dereceye kadar zeka açısından özerkliğe sahip askeri sistemler var. Ancak yapay zekanın en endişe verici potansiyeli ölümcül otonom silah sistemlerinin geliştirilmesidir. Ve şaşırtıcı bir şekilde, askeri yapay zeka harcamaları en yüksek noktasına erişip, insan katılımı olmadan yeni hedefler seçilip saldırılabilirken, kontrol ve düzenlemenin geride kaldığını görmekteyiz. Elke Schwarz, “Katil robotlar yasaklanmalı mı?”, “Yoksa insancıllaştırılabilir mi?” sorularını ortaya atarak hükümetlerin acilen bu sorulara yönelmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

POLİTİKA ÇIKARLARIN TEMSİLİ VE SAVUNULMASIDIR

Frankfurter Allgemeinen Zeitung’da Edo Reents, politikanın ne olduğu ve olması gerektiğini sorguluyor. Tezi, politikanın çıkarların temsili ve savunulması olduğu, ancak şimdilerde çok az gündeme getirildiği şeklinde. O, aynı zamanda entelektüel bir boşluktan ve kamusal tartışmalardaki bıkkınlıktan söz ediyor. Bu kendini şu şekilde gösteriyor: “Doğru, güzel, iyi kabul edilenlere asgari ölçüde aykırı olsa bile dürüstçe kendi fikrini söylemeye cesaret eden kaç kişi var?”

Reents şunları söylüyor: “Politika her zaman olduğu gibi çıkarların savunuculuğu olarak anlaşılmalı. O zaman farklı çıkarlar arasında, eski politika tanımına göre, bir denge sağlanmalı. Reents’in talepleri ise şöyle: Eğer iklim koruması ve göç zamanımızın ana konuları ise, o zaman Alman başbakanı önceleri yapılmayanları telafi etmek için harekete geçmeli ve halka doğruları, maddi, manevi tüm yanlarıyla, telafinin neye mal olacağını açıklamalıdır. Çünkü ‘birliktelik muğlak söylemlerle, kıvırtmalarla değil durumu açıkça ortaya koyup hoşa gitmeyebilecek isteklerde bulunmakla sağlanabilir.”

Her toplumda herkesin çıkarlarının aynı olmadığı, ortak çıkarlardan söz edilemeyeceği, örneğin bir yanda işçilerin yani sendikaların, diğer yanda işverenlerin ve örgütlerinin çıkarları olduğu uzun süredir göz ardı edildi.

SAĞA YÖNELİK MÜCADELEDE TOPLUMSAL SORUMLULUK

TAZ gazetesinde Tocotronic müzik grubunun solisti Dirk von Lowtzow ile sanatın toplumsal sorumluluğu üzerine bir söyleşi var. Amadeu Antonio Vakfı’nın antisemitizm karşıtı eylem haftalarının hamisi. Kendisini toplumsal olarak Yahudi düşmanlığı, ırkçılık ve kadın düşmanlığı konumlandırmış olmasının önemine vurgu yapıyor. Konuyla ilgili bir şarkı yapmanın istenmeyen ve talihsiz bir ev ödevi yapmaya benzediğini söylüyor. Ama elbette bu da yapılabilir. Dirk von Lowtzow’a göre, bilimsel çalışma, analiz ve teori, Yahudi karşıtlığı gibi sorunlarla mücadele etmek için daha uygun. Bu konuda tartışma başlatmak ve somut aydınlatma çabası içine girmek çok önemli. Yazar ve şarkıcı Dirk von Lowtzow, Halle saldırısı gibi bir olayda bunun ne kadar acil olduğunun bir kez daha açıkça görüldüğü düşüncesinde.

(Deutschlandfunk‘tan çeviren: Semra Çelik)


AfD’NİN YARATTIĞI TOPLUMSAL RUH HALİ

Dirk von Lowtzow’un TAZ’daki söyleşisinden:

Halle suikastçısı saldırı olayını canlı olarak intenet oyunları oynayanların toplandığı bir portal olan Twitch’te yayınladı. Bazı sanal grupları dikkatle izleme konusunu ihmal mi ettik?

Maik Fielitz ve Holger Marcks’ın sosyal medyanın faşizmin yaygınlaşmasına nasıl hizmet ettiği ve oldukça işe yarayan bir iletişim aracı olduğuna dair “Dijital Faşizm” adlı çok ilginç bir araştırmasına değineceğim.

Bu tür adreslere yönelik ilgi ve ilişkim yok. Ancak sosyal medyayı, oyun oynamayı, politik olarak yanlış bir hiciv biçimini, iki anlamlı oyunlarla bağlantı içinde değerlendirirsek, tüm bu kültür tekniklerinin, radikalleşmeye katkı sunduğunu söyleyebilirim.

Ancak Almanya için Alternatif (AfD) gibi bir parti tarafından yaratılan genel toplumsal ruh hali unutulmamalıdır. Alexander Gauland’ın Holokost’tan kuş boku olarak söz etmesi ya da politik karşıtların ve göç kökenlilerin yok edilmesi talepleri, birkaç yıl önce aklımıza hayalimize gelmesi bile suç olan şeylerdi.

Bu tür bir retorik belli grupların toplumsal izolasyonuna yol açar ve cinayet çağrısı olarak anlaşılabilir…