Fransa’da emekçiler sokakta

Fransa’da yeni bir emeklilik reformu planlayan hükümete karşı binlerce emekçi, ‘mezarda emekliliğe hayır’ diyerek sokaklara çıktı. Tepkiler önümüzdeki haftalarda grev ve gösteriler şeklinde devam edecek.

Deniz Uztopal

Emeklilik yaşını uzatmayı öngören yasa tasarısı ülke gündeminin ilk sıralarında olmaya başladı. Jean-Paul Delevoye’in emeklilik reformu yüksek komiseri olarak hazırladığı raporun kamuoyuna açıklanmasından sonra başlayan tartışma yoğunlaşarak devam ediyor ve sendikalar şimdiden grev ve mücadele çağrısında bulundular. Fakat hükümet bu raporun “sadece” bir tartışma ve sendikalarla müzakere yürütmenin malzemesi olduğunu ve birçok açıdan değişebileceğini ilan ediyor. Buna rağmen 3 Eylül’de Delevoye’ı bakan olarak atamadan da geri durmadı. Delevoye “Yüksek komiser” olarak hazırladığı raporu artık “bakan” olarak savunacak. Dolayısıyla artık değişip değişmeyeceği, onaylanıp onaylanmayacağı, hatta raporun yırtılıp atılıp atılmayacağı mücadeleye bağlı.

HÜKÜMET PROPAGANDASININ YALANLARI

Öncelikle gündeme getirilen emeklilik “reformu”nun tek bir amacı var: Tasarruf yapmak.

Bunu yapmak için ise bir yandan emekliliğe ayrılma yaşını uzatmak, insanların daha fazla çalışarak emeklilik kasasına ödeyeceği ödenti miktarını arttırmak, diğer yandan ise emekli olduktan sonra insanların alacağı emeklilik maaşını bir şekilde düşürmek gerekli. Kuşkusuz bu amaç bu kadar açık bir şekilde ilan edilmiyor. Hükümet cephesinden yapılan propagandalara bakılırsa “insan ömrünün artmasından”, “emeklilik kasasının bütçesinin durumunun kötü” olmasından ve emeklilik sisteminin var olan “özel emeklilik rejimlerinden” dolayı çok karışık olmasından dolayı gündeme getiriliyormuş. Açıkça belirtmek gerekir ki bunların tümü yalandan ibarettir: ortalama insan ömrünün uzadığı doğrudur fakat sağlıklı yaşam yaşına bakıldığında bunun sürekli geriye düştüğü görülecektir. Bütün ömrü boyunca çalışan milyonlarca emekçi emekli olduktan sonra hayattan faydalanamayıp hastalıklarla uğraşıp duruyor.

Emeklilik yaşının uzatılmasıyla bu insanlar emeklilikten hiç faydalanamayacaktır. Toplum içinde yaşlı kesiminin oran olarak artmasıyla birlikte emekli olan insan sayısının arttığı ve emeklilik kasasını sıkıntıya soktuğu da kendi başına yanlış değildir, fakat 5 milyon işsizin yarısının bile iş bularak çalışması emeklilik kasasına her yıl milyarlarca ek ödentinin yapılması anlamına gelir.

Hatta Fransa’da yaşayan kağıtsızlara oturum hakkı vererek resmi çalışmaları sağlanırsa bırakın emeklilik kasasını, sosyal sigortanın kasasında bile hiçbir sorun kalmaz. Fakat bunun için hükümetin istihdam ve göçmenler politikasını gözden geçirmesi, esnek çalışmayı genelleştiren ve işten atmaları kolaylaştıran yasaları ortadan kaldırması gerekiyor. Oysa ki yıllardır iktidara gelen hükümetler tam tersine bir yandan işten atmaları kolaylaştırıyor, diğer yandan ise emeklilik yaşını uzatıyor. Yani sorun emeklilik kasasını kurtarmak değil, işçi sınıfının büyük fedakarlıklarla kazandığı sosyal hakları ortadan kaldırmaktır. Hükümetin propagandasında öne çıkartılan diğer bir nokta ise onlarca ayrı “emeklilik rejiminin” olduğudur ve sistemin çok karışık olduğudur.

Bu kendi başına kuşkusuz yanlış değildir, fakat insanların çalışma koşullarına göre farklı yaşlarda emekliye ayrılmaları kesinlikle anormal bir durum değildir. Zira, fiziksel olarak zor koşullarda çalışan, belirli bir yaştan sonra ciddi sağlık sorunları yaşayan, ya da mesleğinden dolayı başka insanların hayatını etkileyecek emekçilerin erken emekli olması bizce normal olduğu gibi olması gerekendir de. Örneğin inşaat sektöründe zor fiziksel koşullarda çalışan işçi ve emekçilerin erken emekli olmalarında bir terslik yoktur. Ya da haftada birkaç gün gece ya da sürekli Cumartesi-Pazar çalışmak zorunda kalan (hastane emekçileri, tren makinistlerinin, itfaiye, polis vs…) emekçilerin daha erken emekli olmaları da doğaldır. Hangimiz 67 yaşında olan bir makinistin ya da pilotun sürdüğü tren ya da uçağa binmek isteriz ki?

Belirtmek gerekir ki farklı meslek alanlarında emekliliğe ayrılma yaşlarının farklı olması diğer emekçilerin aleyhine olmuyor, tam tersine uzun mücadeleler sonucu kazanılan bu haklar tam tersine işçi sınıfının kazandığı haklardır, bunların yok edilmesi tüm emekçilere karşı yapılan saldırının bir parçasıdır.

DELEVOYE RAPORUNUN SUNDUĞU ÖNLEMLER

Emeklilik reformundan sorumlu bakan Delevoye’un sunduğu raporda emeklilik maaşının hesaplanmasını, insanların daha fazla çalışmasını zorunlu kılmak için köklü bir değişiklik öngörülüyor. Bugün yürürlükte olan sisteme göre özel sektörde çalışan emekçilerin emeklilik maaşı çalışırken aldıkları maaşlarının en yüksek olduğu 25 yılın ortalamasına göre, kamu sektöründe çalışan memurların ki ise son 6 ayın ortalamasına göre hesaplanıyor.

Delevoye bunu değiştirerek insanların çalıştığı alanın özgünlüğüne bakmadan herkes için puan usulü bir sistemi yürürlüğe sokmak istiyor. Buna göre maaşların en yüksek olduğu dönemler değil tüm hayatı boyunca çalışma süresi göz önünde bulundurulacak ve tüm çalışma hayatı boyunca alınan maaş miktarına göre puan verilecek ve emeklilik maaşı ise toplanan puana göre belirlenecek.

Böylelikle emekçilerin ezici bir çoğunluğunun yaşadığı düşük maaşlı dönemler (işsizlik, hastalık dönemleri ve yarı zamanlı işlerde çalışma vs… gibi süreler) sonradan alınacak emeklilik maaşını kaçınılmaz olarak düşürecektir. Diğer yandan bir puana tekabül edecek emeklilik maaşı ise devlet kurumları tarafından belirlenecek. Yani hükümet ülkenin ekonomik konjonktürüne bağlı olarak bu puanların değerini düşürebilir. Dolayısıyla emeklilik yaşı yaklaşırken alabileceğiniz emeklilik maaşını hesaplamakta neredeyse imkansız olacak. Hükümetin amaçlarından bir diğeri ise emeklilik kasasına yapılan ödenti süresini uzatmaktır. Resmi emekliye ayrılma yaşı arttırılmayacak ve 62 olarak kalacak fakat emeklilik maaşından kesintilerin yapılmaması için yapılacak ödenti süresi giderek 43 – 44 yıla çıkartılacak.

Yani 24 yaşında çalışmaya başlayacak bir genç 43 – 44 yıl ödenti yaptıktan sonra ancak 67-68 yaşında emekli olabilecek, en azından emeklilik maaşından kesinti yapılmasını istemiyorsa buna zorunlu kalacak.

Fakat bu koşullarda da yukarıda belirtildiği gibi düşük maaş alma ihtimali çok yüksek.

SENDİKALARIN MÜCADELESİ

Emekçiler açısından kabul edilemez bu reforma karşı sendikalar mücadeleye başladılar. Hükümet cephesinden mücadelenin büyümesini engellemeye yönelik girişimler de hayata geçirilmeye başlandı. Raporun sadece bir tartışma metni olduğunu ve daha kesin kararların alınmadığını belirtiyorlar, fakat yanı sıra raporun yazarı Delevoye’u da hükümete almadan geri kalmıyorlar.

Diğer yandan sendikalarla masaya oturulacağı ve ilk bahardan önce meclise bir şey gelmeyeceği ifade ediliyor. Şimdilik bu taktikler tutmuş gibi görünüyor. CFDT ve UNSA gibi sendikalar bundan dolayı emekçileri sokağa inme çağrısı yapmayı ret ediyor.

Diğer yandan demir yolu işçileri 12 Eylül’de Paris’i büyük bir şekilde etkileyen bir greve gittiler fakat diğer sektörlerden bağımsız tek başlarına yapılan bir mücadele oldu. Dolayısıyla etkisi de sınırlı oldu. Keza 21 Eylül Cumartesi günü FO sendikası da bir çağrı yaptı ve Paris’te on binlerce emekçi toplandı, lakin o da tek başına bu çağrıyı yapmıştı. 24 Eylül Salı günü ise CGT, Solidaires ve FSU sendikalarının çağrısıyla bir grev ve eylem günü gerçekleşti. Anlaşıldığı gibi bu sosyal saldırıya karşı mücadeleler başladı fakat dağınık bir şekilde yürütülüyor. Bunların acil olarak birleşmesi ve ortak bir mücadeleye dönüşmesi başarılı olabilmek için bir zorunluluktur. Aksi taktirde herkes kendi köşesinde mücadele yürütür ama sonuçta hep birlikte kaybederiz. 5 Aralık’ta Devlet Demir Yolları işçileri süresiz grev çağrısında bulundu. Bu eylem mücadeleleri birleştirmenin önemli bir vesilesi olabilir.