EHLIYET

İrfan Erdoğan

Yorucu bir kursun ve sınavın sonucunda kazandığım ehliyetimi imzalayan şoför okulu hocası mühendis Hans Müller ehliyetimi verirken “Kısa sürede araba almaya çalış, yoksa uzun süre araba kullanmazsan burada öğrendiklerini de unutursun“ diye sıkı sıkı tembihledi beni…

“Tamam alacağım’’ dedikten sonra, hemen evin yolunu tuttum. Eve yaklaştığımda eşimin merakla pencereden sokağa bakıp yolumu gözlediğini gördüm. Uzaktan beni görür görmez ‚hayırlı olsun‘ der gibi tebessüm etti; ben de ’sağ ol‘ der gibi başımı salladım…

Daha evin kapısından içeri girmeden, “hayırlı olsun ehliyetin” dedi.

“Sağ olasın’’ dedikten sonra içeriye girdim.

Ben, ehliyet sınavıyla ilgili sohbetimizi kısa kesmeye çalışarak, “Gidip bir araba bakayım” deyince, “Hele biraz otur dinlen, aradan bir iki gün geçsin ne acelen var sonra da alırsın” dedi.

“Acelesi macelesi yok hanım” dedim, “ehliyeti aldım; artık bir an önce arabamı sürmek istiyorum, bakalım nasılmış şoförlük” dedikten sonra dışarı çıkmak için ayağa kalktım.

Heyecanımı gören hanım da fazla üstelemeden, “Peki sen bilirsin nasıl istiyorsan öyle yap’’ dedi.

Oturduğumuz bölgede birkaç araba galerisini gezdikten sonra nihayet keseme uygun Renault marka bir araba buldum.

Arabadan anladığım falan da yok ya, ehliyeti yeni almamın heyecanıyla sanki kırk yıllık şoförmüşüm gibi arabanın bir sağına bir soluna geçtiğimi gören galeri sahibi yanıma gelerek, ”Sanırım size araba lazım, beğendiğiniz varsa buyurun büroda konuşalım” deyince, Renault’u göstererek ”bu arabayı beğendim almak istiyorum’’ karşılığını verdim.

Büroya gittik ve biraz pazarlığın ardından arabayı aldım, ancak arabayı satan galerici “Arabanızı hemen veremeyiz, yağına suyuna baktıktan ve çeşitli teknik kontrollerden geçirdikten sonra teslim edebiliriz” deyince, ‘‘Peki ne zaman alabilirim, çok uzun sürer mi?“ dedim.

“İki gün sonra gelin alın” dedi.

Galericiye tamam deyip elini sıktıktan sonra tekrar eve geldim. İki gün sonra arabayı almaya gittiğimde arabanın hazır olduğunu ve park yerinde beni beklediğini gördüm.

Neticede, galeriden içeriye girip selam verdim. Galerici ayağa kalkıp anahtarımı verdi ve beni arabaya kadar uğurladı, ardından da “Araban hayırlı uğurlu olsun, kazasız belasız sürüşler dilerim’’ dedi…

Arabaya bindim ve acemiliğin vermiş olduğu heyecanla yavaş yavaş sürerek, zor belâ eve geldim…

Eve yaklaşınca hanımın bu defa aşağıda binanın giriş kapısında beni beklediğini gördüm, biraz da şaka yollu “araban da ehliyetin de memlekete ve millete hayırlı olsun’’ deyince, gülerek ‘‘sağ olasın, ama bir fikrim var” dedim. Hanım da, “Hayırdır söyle bakalım” dedi.

“Arabayı yeni aldım Herford’da oturan ablama gitmek istiyorum, ona da sürprizim olsun” dedim.

Hanım önce korkarak, “Sen daha yenisin acele etme kaza falan yaparsın yarın git, önümüz geceye geldi” dese de, kararlılığımı görüp, “Yine de sen bilirsin, ama çok dikkatli ol” demek zorunda kaldı…

Ben de, “Tamam, ablama gidiyorum, onun ehliyet ve araba aldığımdan haberi yok, sürpriz olsun” dedim ve direksiyona geçip Herford’a doğru yola koyuldum.

Akşamın saat sekizinde ablam karşısında beni görünce şaşırdı, “Hayırdır, bu saatte ne işin var, hayrola ne ile geldin?” dedi.

Ben, “Ehliyetimi üç gün önce aldım, ardından da hemen araba, yani arabamla geldim” deyince, ablam da, “Ooooo çok güzel kutlarım hayırlı olsun gel içeri gel, kutlayalım” dedi…

Kısa bir hoşbeşin ardından ablam çay yapıp pasta getirdi, birlikte yedik içtik sonra da, “Abla ben kalkayım, hanım evde yalnız, sadece sana müjde vermek için gelmiştim” dedim.

Ablam, “Çok iyi yaptın, tekrar hayırlı olsun” dedikten sonra, bu defa da tersine evin yolunu tuttum.

Bielefeld’e, eve gelene kadar saat gecenin on biri oldu ki ortalık zifiri karanlıktı. Neyse, neticede Herford’u Bielefeld’e bağlayan 61 nolu yola girdim; ancak arkamdan gelen bir arabanın ışık huzmeleri içerideki aynaya öyle bir vuruyordu ki, âdeta önümü göremiyordum.

İşin içinde bir de acemilik olunca, bir türlü süremiyordum arabayı, bundan dolayı oldukça yavaş sürünce de arkamda trafik tıkanır gibi oldu…

Oturduğum yerden el kol hareketleri yaparak ışık huzmeleri gözümü delen arkadaki arabanın sürücüsünü uyarmaya çalışıyordum. Ama anlayıp anlamadığını bilemiyordum. Bir süre böyle yol aldıktan sonra başladım bağırıp çağırmaya, hatta birkaç tane de okkalı Almanca ve Türkçe küfür savurdum adama. Ama arkamdan gelen adamda tık yoktu. Bu defa pencereyi açtım; hem el hem kol hareketleri yapıyorum, hem de küfürler savurarak ışık huzmesini kesmesini istiyordum, ama arkamdakinden yine ses seda çıkmadı. Her türlü olumsuzluğa karşın o şekilde eve geldim, ama resmen sinir küpüne dönmüştüm.

Arabayı kapının önünde park ettikten sonra asabi bir şekilde evden içeriye girdim. Hanım benim o hâlimi görünce, “Ne oldu, ne bu öfke?” diye sordu.

“Sorma eve gelirken arkamdan gelen birinin arabasının ışık huzmeleri öyle bir gözümü aldı ki adamı ne şekilde ikaz ettiysem anlamadı. Adam ırkçı mıydı, yabancı düşmanı mıydı neydi? Bir türlü ciddiye almayınca ben de bastım küfrü, ne yaptıysam anlamadı onun için sinirlendim” deyince, hanım kahkahalarla gülmeye başladı.

“Ne gülüyorsun yahu, zaten sinirim tepemde, sen de kalkmışsın gülüyorsun” dedim.

Hanım bana dönerek, “Sen arabanın içindeki aynayı gece karanlığına ayarladın mı?” diye sordu..

“Yoook’’ dedim, ‘‘nedenmiş o?’’

Hanım, “Yahu o aynayı gece olduğu zaman arkandan gelen arabaların ışık huzmeleri gözünü almaması için ayarlaman gerekiyor. Ayarladığın zaman ne kadar ışık huzmesi gelse de ayna keser o huzmeyi. Yoksa dediğin gibi olur, önünü göremezsin işte’’ deyince, sinirden ve terden sırılsıklam olmuş bir şekilde onun yüzüne baktım bir süre. Sonra da “Sen nereden biliyorsun dedim. ‘‘Ben de bir tanıdığımdan duymuştum” deyince, onun kahkahalarına ben de katıldım.

Sinirim bir anda geçmişti. Bu defa küfrettiğim o şoför için üzüldüm. İyi ki adam arabayı durdurup neden küfrettiğimi sormamıştı. Boşu boşuna adama da hakaret etmiştim…

“Yeri gelince Almanlar yabancı düşmanlığı yapıyor diyoruz, hâlbuki ben, yüzde yüz kusurlu olduğum bir olayda ve bunu hiç düşünemeden adama hakaret ettim’’ dedim ve bir daha da olaylar karşısında kendimi de gözden geçireceğime söz verdim…