2020 yeni mücadeleler vadediyor!

İhsan ÇARALAN

“Küresel ısınma”, başka bir ifadeyle iklimdeki hızlı değişimlerin, insanlığın bilinen tarihi içinde karşı karşıya bulunduğu en önemli sorun olduğu bir tarihi kesitten geçiyoruz. Süreç ilerledikçe, yerküre üstünde her olay, her gelişme bu iklim değişikliğinin etkisi altına girmekte, ondan bağımsız, onu hesaba katmadan değerlendirmeler yapmak giderek olanaksızlaşmaktadır.

Sadece doğada değil, “iklim sorunu” siyasette ve toplumsal olaylarda da “siyasal-sosyal iklim” olarak söz konusu olmaktadır. Ki, bu alandaki iklim, “dünyanın siyasi iklimi” olarak adlandırılabilir.

Devrimler, karşı devrimler, genel grevler ya da halk isyanları biçimindeki mücadeleler de eğer dünyadaki siyasi iklimle bağlantılı ise, nedenleri birbiriyle çok farklı görünse bile ülkeden ülkeye yayılan bir karakter göstermektedir.

Ülkelerdeki ekonomi politikaları adeta tek merkezden yönetiliyormuş gibi, ekonomi ve siyasetteki tekelleşme, iletişimin çok hızlanması gibi etkenler dünyada siyasi-sosyal alandaki iklimin oluşmasını ve oluştuğu ölçüde de ekonomik, siyasi temelli talepler etrafındaki hareketlerin yayılmasını ve derinleşmesini hızlandırmaktadır.

NEDENLER FARKLI AMA…

2019 yılı; neoliberal politikalara karşı işçi sınıfı ve emekçilerin tepkilerinin istismarı üstünden oluşan göçmen karşıtlığının, İslamofobi ve din-mezhep çatışmalarının, yükselen neofaşizmin ağırlıklı olarak belirlediği, dünyanın siyasi-sosyal ikliminin değişeceğini gösteren işaretlerin çoğaldığı bir yıl oldu.

Bu bir yıl içinde, Cezayir, Sudan, Ekvador, Dominik, Şili, Kolombiya, Lübnan, İran, Irak, Finlandiya, Fransa başta olmak üzere birçok ülkede, işçilerin, emekçilerin, gençlerin “iş, ekmek ve özgürlük” talepleriyle ayağa kalktıklarına, sokakları doldurduklarına tanık olduk.

Adı geçen ülkelerde halkın sokaklara dökülmesinin nedenlerinin çok farklı olduğunu görüyoruz. Bu farklılıkları şöyle özetleyebiliriz:

Ekvador, Şili, Kolombiya, Dominik, Haiti, Honduras, Gine, Lübnan: Zamlar, vergiler, artan hayat pahalılığına karşı zamların geri alınması talepleriyle başlayan, neoliberal politikalara “hayır” diyen ve hükümetlerin istifasını istemeye varan gelişmelere sahne oldu.

Ekvador’da hükümet başkent Quito’yu terk etmek zorunda kaldı; zam kararnamesi geri çekildi. Şili’de Devlet Başkanı hükümeti görevden aldı ve zamlar geri çekildi. Yılın son günlerinde Kolombiya’da mücadele, işçi sınıfının başında olduğu bir mücadele olarak gelişti; talepleriyle yeni yıla devrolundu.

Lübnan’da sosyal medya vergilerine yapılan zamlar karşısında, “din-mezhep demokrasisi” temelindeki siyasi yapıyı aşan bir şekilde, her din ve her mezhepten halk yığınları ortak taleplerle meydanları doldurdu. Başbakan istifa etmek zorunda kaldı; hükümet zamları geri çekti.

Haiti, Honduras, Gine, Dominik’te de işçi sınıfı ve çeşitli halk kesimlerinin neoliberal politikalara ve bu politikaların uygulayıcısı hükümetlere karşı mücadeleleri sürüyor.

Cezayir, Sudan, İran, Irak: 2011’deki Arap isyanlarının teğet geçtiği bu dört ülke, 2019’da iktidarları sarsan büyük yığınsal gösterilere sahne oldu.

Sudan’da 30 yıllık el-Beşir’in zorba diktatörlüğü çöktü; el-Beşir tutuklandı. Halk ve el-Beşir kalıntısı güçler arasında, iktidarı halka devretme amaçlı bir “geçiş hükümeti” kuruldu; halk bu sürecin bir mücadele süreci oluğu bilinciyle teyakkuzda kalmaya devam ediyor.

Cezayir’de 20 yıldır iktidarda olan Buteflika, halkın sokaklara inen tepkisi karşısında seçime katılmayacağını açıklamak zorunda kaldı. Halk, çeşitli taleplerle sokaklarda mücadeleyi sürdürüyor.

İran’da akaryakıta yapılan zamları protesto etmek için sokaklara dökülen halkın talepleri, “iş, ekmek” talepleriyle genişleyerek molla rejimine karşı “özgürlük” talebine evrildi. Hareketin kendisine karşı bir isyana dönüşeceğinden korkan rejim, halka kaşı silah kullandı; 200’e yakın kişi polis kurşunlarıyla can verirken, yüzlerce kişi yaralandı.

Irak’ta da iş, ekmek ve özgülük talepleriyle başlayan gösteriler kısa sürede bağımsız ve demokratik Irak talebinin öne çıktığı ayaklanmaya dönüştü. Yüzlerce Iraklı hayatını kaybederken binlercesi yaralandı. Başbakan istifa etmek zorunda kaldı.

Fransa, Finlandiya, ABD: 2018’in son günlerinde başlayıp 2019 yılı boyunca süren “Sarı Yelekliler”in mücadelesi Fransa’yı sallarken, 2019’un son günlerinde de işçiler, emeklilik yasasında yapılacak değişikliklerle kazanılmış haklarını gasbetmeye yönelen Macron Hükümetine genel grevle yanıt verdi. Fransız işçileri 2020’ye genel grevle giriyor, “Sarı Yelekliler” de eylemlerini sürdürecek.

2020 yılı ABD işçi sınıfı için de önemli bir yıl oldu. 150 bin dolayında metal işçisi haklarını savunabilmek için haftalar boyunca grev yapmak zorunda kaldı. Bu, uzun yıllardan sonra, ABD işçilerinin böylesi kitlesel ve uzun süreli ilk greviydi.

HOŞ GELDİN YENİ MÜCADELELERE GEBE 2020!

2019’a toplam açısından bakıldığında, yukarıda sözü edilen halk mücadelelerinin de, hükümetlerin neoliberal politikaların uygulayıcısı olduğu ülkelerdeki halkların tolerans bardağını taşıran son damlaların ifadesi olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yüzdendir ki, farklı ülkelerde gerçekleşen ve birbiriyle bağlantısı olmayan hareketlerin, dünyanın siyasal ve sosyal ikliminin oluşturulmasında birbirine bağlandıklarını söyleyebiliriz. Dolayısıyla bundan sonraki benzer işçi sınıfı ve halk mücadelelerinin hem dünyada oluşmaya başlayan bu siyasi-sosyal iklimi güçlendireceğini hem de güçlenen siyasi ikimin her ülkedeki işçi ve halk mücadelelerini olumlu anlamda etkileyeceğini söyleyebiliriz.

Bunun anlamı ise;

Ömrünü dolduran neoliberal politikalara karşı mücadelelerin süreceğini, üstelik uluslararası burjuvazinin bu politikalara bir seçenek oluşturamamış olmasıyla birleşince, daha da yaygınlaşacağını söyleyebiliriz. İşaretleri giderek çoğalan, gelişmiş ülkeleri kapsayan bir ekonomik krizin, bu hareketleri ciddi biçimde etkileyerek hükümetlere karşı bir mücadeleye dönüşmesini hızlandırması kuvvetli bir ihtimaldir. Neoliberal politikalara karşı her tepkinin hızla işçi sınıfı ve halkları hükümetlerle karşı karşıya getirmesi, ekonomik taleplerle başlayan tepkilerin hızla siyasallaşması, başta sınıf partileri olmak üzere emekten ve halktan yana çeşitli siyasi çevrelere, bu gelişmeleri özenle dikkate alıp çalışmalarını ona göre yenileme ihtiyacını daha derinden hissettirecektir. Zaten bir kriz sürecinde olan Türkiye’de halklar ve işçi sınıfı, muhtemel bir dünya krizinden herhangi bir ülkeye göre daha yıkıcı sonuçlarla karşılaşacaktır. İşsizlik, yoksulluk ve geçim koşullarının had safhada ağırlaşması, ekonomi ve siyasetteki her gelişmenin “Bardağı taşıran damla” olma olasılığını güçlendirmektedir. Bu yüzden de sınıf partisi ve demokrasi güçlerinin, dünyanın siyasi-sosyal ikliminin desteğiyle de büyümesi muhtemel 2020’nin gelişmeleri için, teyakkuzda olması ertelenemeyecek bir görevdir.

2020, 2019’dan önemli mücadeleleri devralmıştır ve 2019’dan çok daha ileri mücadelelere gebedir.