2020’lere dair senaryolar

YÜCEL ÖZDEMİR

2020’ye giriş sadece yeni bir yılı değil, aynı zamanda yeni bir on yılı ifade ettiği için, yapılan pek çok değerlendirmede önümüzdeki on yıla dair senaryolar, tahminler sıralandı.

Arap Baharı ve onun tetiklediği savaş ve göçlerin damgasını vurduğu 2010’ların kapanışı da büyük gösterilerle oldu. Küresel ısınmaya karşı başlayan mücadelenin ise daha başındayız. Dolayısıyla önümüzdeki on yılda sokaktaki mücadele gücünü ve etkisini hissettirmeye devam edecek.

2010’lu yıllara damgasını vuran liderlerden biri olan Almanya Başbakanı Angela Merkel de yeni yıl konuşmasında önümüzdeki on yıla dair değerlendirmelerde bulunurken “2020’ler daha iyi olabilir” dedi ve küresel ısınmaya karşı cesaretli adımların atılmasını temenni etti. Parti başkanlığını bırakan Merkel, önümüzdeki yıl aktif siyaseti de bırakmaya hazırlanıyor.

Yeni yıl dolayısıyla 2020’lere projeksiyon tutan haftalık Der Spiegel dergisinin Almanya’ya dair senaryoları pek parlak görünmüyor. Nüfus azalıyor, toplum yaşlanıyor ve yaşlanan topluma her açıdan bakacak insan gücüne ihtiyaç artıyor. Ekonomik olarak bugün dünyanın ilk beşi arasında yer alan Almanya’nın rekabet gücü azalacak ve on yılda ancak ilk on arasında kalabilecek.

Şirketlere ve değişik kurumlara yıllardır gelecek senaryoları hazırlayan Prognos adlı danışmanlık şirketinin müdürü Christian Böllhoff, önümüzdeki on yıla iki “d”nin damgasını vuracağını söylüyor: Demografi, dijitalleşme.

Özellikle Almanya gibi sanayileşmiş ülkelerin en büyük korkusu sanayiyi çevirecek yeterli kalifiye işgücünün azalması. Teknolojik ilerlemeye, dijitalleşmeye rağmen kalifiye işgücüne ihtiyaç artıyor. Bu nedenle sanayide robotların sayısının on yılda artacağından söz edilirken hiçbir senaryoda “işçisiz sanayi”den söz edilmiyor. Hatta Der Spiegel, “20’li yıllar işçilerin altın yılları olacak. Daha fazla değer görecekler ve daha fazla ücret alacaklar” iddiasında bulunuyor. Buna dayanak olarak da Federal Çalışma Ajansına bağlı İş Pazarı ve Meslek Araştırmaları (IAB) Enstitüsü Direktörü Enzo Weber’in, “2019 işçi sayısının arttığı son yıl” şeklindeki sözleri gösteriliyor.

Buna rağmen dijitalleşme ile birlikte işsizlik şimdiden kapıyı çalıyor. Tahminlere göre, sadece Almanya’da 2030 yılına kadar 2,7 milyon insan bu nedenle işini kaybedecek. Buna bir de ekonomide muhtemel daralma eklendiğinde etkisi çok daha sarsıcı olacak gibi görünüyor. Bunun en çok hissedileceği alan ise otomobil sektörü. Elektrikli otomobilde rekabetin zirve yapacağı 2020’lerde kendisini yenileyemeyen, rekabet edemeyen tekellerin silinmesi, yenilerinin ortaya çıkması kuvvetle muhtemel. Çin ve ABD otomobil tekelleri birkaç adım önde görünüyor.

Almanya özgülünde bakıldığında 2020’ler ile 1920’ler arasında pek çok paralellik bugünden görülebiliyor. Kasım Devriminin (1918) yenilgisinden sonra sosyal demokratların öncülüğünde kurulan Weimar Cumhuriyetinde ekonomik sorunlar derinleşmiş, aşırı sağ güç toplamış ve 1929 ekonomik krizinden sonra faşizm iktidara gelmişti. Keza 1920’li yılların başında İtalya’da faşistler iktidara gelmişti.

2020’lere Avrupa halkları ekonomideki sorunlar, gelecek korkusu ve yoksulluk gibi önemli sorunlarla girdi. Aşırı sağın da güç topladığı ortada. En önemli fark ise bugün solun 1920’lerden çok daha zayıf olması. Dolayısıyla bu yüzyılın ilk yarısında tarih göstergesinin hangi yönü işaret edeceği açısından 2020’lerdeki gelişmeler büyük önem taşıyor.

Der Spiegel’in yazdığına göre önümüzdeki on yılın muhtemel senaryoları üzerinde çalışan “Bank of America“nın hazırladığı rapora göre, küresel çapta olacakların başında ekonomide durgunluk, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının “teknoloji savaşı”na dönüşmesi geliyor. Özellikle yapay zeka konusunda her iki ülkenin dijital tekelleri arasındaki rekabetin sürece damgasını vuracağı tahmin ediliyor.

Bu Çin’in atakta, ABD’nin savunmada olacağı bir on yılın bizi beklediği anlamına geliyor. Pek çok alanda elde ettiği mevzileri koruma mücadelesi veren ABD emperyalizmi, mevzileri kaybetmeye başladığında elindeki devasa silah gücüyle daha fazla savaşla kontrolü sağlamanın derdine düşecek. Bundan sonra asıl olarak savaş ve silahlanma ABD’yi yukarıda tutabilir.

Özetle dünya, İtalyan Komünist Partisi kurucularından, Mussolini faşizmi tarafından hapse atılarak katledilen Antonio Gramsci’nin dediği noktada: “Eski dünya öldü, yenisi doğum sancıları çekiyor.”

İleriye doğru bir doğum gerçekleşmediği takdirde insanlığı büyük felaketler beklediğini belirtmeye gerek yok. Küresel ısınmadan aşırı üretim ve rekabete kadar pek çok açıdan kapitalizm dizginsiz şekilde dünyayı ve insanlığı mahvetmeye devam ediyor.

Ama daha üç gün önce geride bıraktığımız 2019’da sokağa çıkan milyonlar, dünyanın sahipsiz olmadığını gösterdi.