Ataerkiyi sihirle yıkmak?

Netflix, edebiyat ve tiyatroda feminizm- Rol model olarak cadılar geri döndü!

Alina Saha/Freitag

Korku ve birinin kötü durumundan duyulan sevinç arasında gidip gelen izleyici, Chilling Adventures of Sabrina’nın (Sabrina’nın Tüyler Ürpertici Maceraları) ilk sezonunun finalinde Lilith karakterinin cinsiyetçi bir okul müdürünü nasıl bağladığını ve ağzını tıkadığını gözlemler. Adamın cadıyı avlama girişimleri cadı için akşam yemeği olmakla sona erer.

Ekim 2018’in sonlarında gösterime giren Netflix serisi, çok eşlilik ve yamyamlıktan kaçınmaksızın cadılar hakkında tüm popüler önyargıların tadını çıkarıyor. Aslında hedefi ataerkilliği yok etmek. Dizide cadıların kurbanlarının hepsi iktidar pozisyonlarındaki kadın düşmanı erkekler. Büyücüler (cadılar) kültürel olarak geri dönüyorlar. Avusturya-İsrailli yönetmen Yael Ronen şu anda Maxim Gorki Tiyatrosu’nda cadı avı tarzında bir oyun sahneliyor. Ronen, cadı avını modern ataerkilliğin başlangıcı olarak görüyor ve sona erdirilmesini oyunuyla tetiklemeyi planlıyor. Rewitching Europe’un tüm seanslarının biletleri çoktan satıldı. İlgi oldukça büyük.

25 YIL ÖNCENİN CADI DİZİLERİ

25 yıl önce de televizyonlarda cadılar vardı. Genç cadı Sabrina, genç kadınları televizyona bağlamıştı. Ancak bu dizi mizahi ve şiddet içermeyen tarzdaydı. Şimdiki geri dönüş, 1990’ların sonlarından farklı olarak, son derece feminist. Kadın hareketinin ikonik bir figürü olarak cadının ise çok daha derin kökleri var. 1968 Cadılar Bayramı’nda, siyah pelerinler ve sivri şapkalar giymiş bir grup feminist Wall Street’te yürüyüş yapmıştı. Kendilerini WITCH – „Cehennemden Çıkan Kadınların Uluslararası Terörist Komplosu“ olarak adlandırdılar. Bazılarına çok soyut gelen ataerkilliğe ek olarak, kadınların ezilmesinin gerçek nedeni olarak gördükleri kapitalizmi de somut olarak hedef alıyorlardı. Bu yüzden Wall Street’i lanetlediler. Bu lanetlemeden mi bilinmez Dow Jones’un ertesi gün düştüğü bildirildi. İlerleyen yıllarda protesto grubu, şirketlerin ya da tüm sanayi kollarının sembolik olarak lanetlendiği gösteriler yaptı. Odak, lanetlerin gerçek etkisi üzerinde değil, protestolarının teatral formundaydı. O zamandan beri, cadılar gibi giyinmiş kadınlar feminist gösterilerde sürekli yer aldı.

ERKEKLERİ KORKUTUYORLAR

Ataerkil düzeni ciddi şekilde tehdit edebilen doğaüstü güçlere sahip bağımsız kadın, cadı avını çevreleyen mitolojinin bir parçasıdır. Cadıların yakılması, erkek egemenliğinin sürdürülebilmesinin en açık ifadesi haline gelir. Kadınlar erkeklere biat etmeyi reddettikleri için cadılar olarak yakıldı. Ortaçağ cadı profili, bağımsız olarak yaşayan ve o zamanlar erkek doktorlarda olmayan bitkisel ilaç bilgisine sahip ebe veya şifacıdır. Bu kadınlar erkeklerin iktidarını tehdit etmekteydiler ve bu yüzden öldürülmeleri gerekiyordu. Bu cadı avının feminist yorumu. Bu yorumdan yola çıkarsanız, iktidarlarını tehdit altında gören Donald Trump gibi erkeklerin kendilerine yönelik cadı avından söz etmelerinin ne kadar saçma ve alaycı olduğunu anlayabilirsiniz.

Ortaçağ’da ve erken modern dönemde mağdurlar güçlü erkekler değil, çoğu zaman yaşlı, dul ve fakirleşmiş kadınlardı. Bununla birlikte, efsanelerde, cadı avının, hem kadınların hem de erkeklerin kurban edildiği Engizisyon’un bir parçası olduğu unutulmaktadır. 1487’de erkekler için tehdit olarak görülen kadınlara yönelik cadı topuzu, şimdilerde Trump’ın kadın düşmanı tweetleriyle büyük benzerlik taşımakta. Yine de araştırmalar yakılan cadıların beşte birinin erkek olduğunu ortaya koyuyor. Anlaşılamayan güce sahip birinden duyulan korku ve cazibe anlaşılabilir. Büyücülük aynı zamanda adaletsizlikleri ortadan kaldıran veya en azından parmağınızı bir oynatmayla intikam alabileceğiniz becerinin hayalidir. Güçsüzler için güçlü olma arzusu…

SIRI HUSTVEDT’İN ROMAMINDAKİ LUCY

Siri Hustvedt’in en son romanı olan Damals/Bir Zamanlar’da yan bir karakter olan Lucy de aynı şeyleri arzulamakta. Kocası tarafından yıllarca psikolojik istismara uğradığı ve dövüldüğü bir evlilik sürdürmekte olan Lucy, bir cadı grubuna tutunur. Kadınlar gizli kitaplar okumakta, büyüler öğrenmekte ve Lucy’nin ölü kızını görebileceğine inanmaktadırlar. Roman kahramanı Lucy inançlarını paylaşmasa da, cadıların büyülü ve erkekleri korkutan bir kadın gücüne olan inançlarının cazibesine kapılır. Lucy’nin büyüsü, şiddet uygulayan eski kocasına ve bir vuduya bağlı bebeklerin yardımıyla kontrol altında tutacağına inandığı uyuşturucu bağımlısı oğluna yöneliktir. Ritüeller etkisiz olsa bile Lucy üzerinde olumlu bir etki yapar. Travmasını kabul edip aşma yolunda adım atmaya başlar.

WITCH kadınları da zaten lanetlerinin gücünün sembolik olduğunu biliyorlardı. Hedefleri Wall Street’i yok etmek değil, kitleleri sarsmak, bilinçlerini yükseltmekti. Bugünün dantel elbiseler, kristaller ve tarot kartları ile çok iyi pazarlanmış modası da bu hedefli. 400.000’den fazla abonesi olan en başarılı çevrimiçi cadılardan biri olan Instagram’daki „The Hoodwitch“ kanalı, dantel örtülü ve karanlık, korkunç fotoğraflı kadınların birbiriyle bağ kurmasını sağlıyor. Bazı resimler moda dergilerinden çıkmış gibi, en tanınmış instagram cadıları genç ve güzel kadınlar. Eski zamanlardaki masallarda yer alan kambur, yeşil derili, eğri uzun burunlu, süpürgeleriyle uçmayı bekleyen cadılarla hiç ama hiç ilgileri yok.

TRUMP’A KARŞI GİZLİ AYİNLER

Yeni cadıların siyasi faaliyeti de internette gerçekleşiyor. Örneğin Trump ve kolej günlerinde cinsel tacizle suçlanan yüksek mahkeme yargıcı Kavanaugh’a yönelik lanetler, Instagram’da ilan edilip kaydediliyor.

Başlarında lanetleneceklerin (Trump ve Kavanaugh) fotoğraflarının bağlı olduğu küçük bez bebekleri, loş ışıklar yayan mumlar arasında görebiliyorsunuz. Sihire inansanız da inanmasanız da, lanetlerin bir etkisi oldu. New York’taki kitapçı Catland, Kavanaugh ve Trump’a karşı ayinlerin duyurusunu yaptığında Hıristiyanlar laneti uzak tutmak için kitapçının kapısı önünde dua ettiler. Dualar işe yaramış gibi görünüyor: Her ikisi de hala görevde. 21. yüzyılın cadıları aktif olarak direniyor ve çok havalı görünüyorlar. Onların lanetleri, en azından sembolik olarak cinsiyetçiliğe ve kadın haklarını hala inkâr eden ataerkil sisteme karşı savunma girişimi şeklinde. Ataerkillik henüz sihirle ortadan kaldırılmasa bile, buralarda birbirileriyle bağlantı kuran genç/yaş almış kadınlar kendilerine güvenmeyi, kendilerini kurtaracak beyaz atlı prensleri beklemektense tehdit edici cadı olmayı tercih ediyorlar. Ve bu sayede çok şey kazanıyorlar.

Çeviren: Semra Çelik