Çalışma süreleri kısaltılmalı

Almanya’da sendikalar çalışma sürelerini esnekleştirilmesi ve bireysel çözümlerde ısrar ederlerken Avrupa’nın değişik ülkelerinde kolektif çözümler arayışları devam ediyor. Hollanda’da CNV 30 saatlik çalışma haftası talebini ileri sürmeye hazırlanırken Büyük Britanya’da TUC bir süredir, “dört günlük çalışma haftası” üzerinde duruyor. Finlandiya Başbakanının, “8 saatlik iş günü mutlak mı, 6 saat olmaz mı” sorusunu ortaya atması da tartışmaları canlandıracak görünüyor.

IG Metall, IG BCE, EVG veya Ver.di sendikalarının yönetimlerine sorulduğunda hepsi “prensip” olarak çalışma sürelerinin kısaltılmasından yanalar. “Nasıl yapmalı” diye sorulduğunda ise “çalışma dünyasının ihtiyaçlarına bakıldığında tek bir çözüm önerisi olamaz” yanıtı veriliyor.

IG Metall, IG BCE ve EVG sendikaları çalışma süreleriyle ilgili son imzaladıkları sözleşmelere bakıldığında, “bireysel çözümlerin” ağır bastığı görülüyor. Her üç sendika da son sözleşmelerde 8 güne kadar ek izin günü elde ettiler. En azından kâğıt üzerinde. Nitekim elde edildiği ileri sürülen izin günlerini herkes kullanamıyor.

Örneğin IG Metall’de bu ek izin günlerini vardiyalı çalışanlar, evde yakınlarına bakmak zorunda olanlar öncelikle kullanabilecekler. Bunun için işçilerin bireysel başvuru yapmaları gerekiyor. İşverenin başvuruyu onaylaması durumunda “elde edilen hak” kullanılabiliyor. IG BCE ve EVG’deki çözümlerde özü itibariyle aynı.

Ayrıca çalışma sürelerinin kısaltılması için başvuruların önündeki en büyük engel ise para oluyor. Ek izin günlerini kullanmayanlar bunun karşılığında ek ücret alıyorlar, kullananlar ise para alamıyorlar.

BAŞINIZIN ÇARESİNE BAKIN…

Geride bıraktığımız Eylül ve Ekim aylarında Ver.di ve IG Metall sendikalarının genel kurullarında çalışma sürelerinin kısaltılması ile ilgili birçok önerge gündeme geldi. Önceki genel kurullarda olduğu gibi bu kez genel merkez yöneticileri bu önergelere cepheden karşı çıkmak yerine, “artık herkes kendi çalışma sürelerini kendisi belirlemek istiyor. Bu ibrikle sulama yöntemiyle (“Gießkannenprinzip”) olmaz, bireylerin isteklerine açık olmalıyız, daha esnek çalışma önerilerini dışlayamayız” demeyi tercih ettiler.

Kimya işkolunda imzalanan son sözleşmede iki vardiya arası yasal 11 saat dinleme süresi 9 saate düşürüldü ve işverenlere, çalışma sürelerini işçilerle bireysel düzenleme hakkı verildi. Özellikle “çalışma sürelerinin bireysel düzenleme hakkı” pratikte işçilere, “artık başınızın çaresine bakın” deme anlamına geliyor.

Diğer yandan yaşlı işçilerin daha az çalışmalarını düzenleyen sözleşme 2020 yılında değiştirilecek ve yaşlı işçilerin tekrar daha uzun çalışmaları için özel bir sözleşme imzalanacak.

HOLLANDA SADECE TARTIŞMIYOR…

Bir dönemler “Hollanda modeli” adı altında Almanya’da sıkça gündeme gelen Hollanda’daki çalışma koşulları son yıllarda neredeyse hiç gündeme bile girmiyor. Esnek çalışma, düşük ücretli işlerin yaygınlaştırılmasının Hollanda’da gündemde olduğu dönem Almanya’da sermaye yanlısı gazeteler “küçük bir ülkenin neleri başardığından” sürekli dem vuruyorlardı.

Geçtiğimiz haftalarda CNV Başkanı Piet Fortuin’in önümüzdeki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde, haftalık çalışma süresinin tam ücret karşılığı 30 saate indirilmesi için çaba harcayacaklarını açıklaması bırakın sermaye basınında sendika bültenlerinde bile yer almadı.

CNV sendikanın araştırmasına göre, çalışanların yüzde 54’ü yoğun iş yükü altında esiliyor, yüzde 16’sı da “tükenmişlik sendromu” (“Burnout”) ile karşı karşıya. Hollanda İstatistik Kurumu verilerine göre, 2018 yılında 1,3 milyon çalışan, tükenmişlik sorunu yaşadı. Hollanda’da yayımlanan de Telegraaf gazetesine konuşan Fortuin, “Çalışanları iş yükü çok fazla ve birbirimizi delirtiyoruz” dedi. Çalışanların iş ve özel yaşamı arasında daha iyi bir denge sağlanması gerektiğini savunan Fortuin, haftalık 30 saatlik iş haftasının, sorunları en aza indireceğini savunuyor.

Geçtiğimiz hafta sendikaların (FNV, CNV ve De Unie) sigorta şirketi Achmea ile imzaladıkları yeni sözleşmede 34 saatlik iş haftasında anlaşıldı – tam ücret karşılığı.

Hollanda’da kamuya ait işyerlerinde (Belediyeler, bakanlıklar vb) haftalık çalışma süreleri genellikle 36 saat. Bankalarda ve sigorta şirketlerinde çalışanlar da 36 saat çalışıyorlar. Tabi bu ülkede de her şey güllük gülistanlık değil elbette. Sendikal örgütlenmenin zayıf olduğu hizmet sektöründe olduğu gibi Shell ve Tata Stell gibi büyük sanayi tekellerinde haftalık çalışma süreleri 40 saat düzeyinde seyrediyor.

Ülke genelinde ve tüm sektörlerde haftalık çalışma sürelerinin 30 saate düşürülmesi gerektiğini dile getiren CNV, çalışanlar arasında yaptığı ankete göre, işçilerin yüzde 73’ü, 30 saatlik mesai sayesinde, sağlıklı bir emeklilik yaşına ulaşacaklarını düşünüyor.

TUC: TEKNOLOJİK GELİŞME KİME YARAYACAK?

Almanya’da olduğu gibi Büyük Britanya’da da yapay zekâ, robot teknolojisi, otomasyon vb. teknolojik gelişmeler gündemde. Yapılan araştırmalarda teknolojik gelişme sayesinde 2030 yılına kadar ülkenin ulusal gelirinin (GSMH) 200 milyar Pound artacağı yönünde. Ama araştırmalar aynı süre zarfında 3,6 milyon işçinin işini kaybedeceğini de gösteriyor.

Sendikalar Birliği TUC’un Genel Sekretri Frances O’Grady, 2018 sonbaharında düzenlenen genel kurulda ilk kez haftalık çalışma sürelerinin kısaltılmasını gündeme getirmişti. “Hafta sonunun iki gün olması, günlük çalışma sürelerinin aşırı uzun olmaması, sekiz saatlik işgünü için sendikalar çok uzun süre mücadele ettiler. Ama bu mücadele bitmedi” demişti.

Britanya genelinde 1,4 milyon emekçinin haftanın yedi günü çalıştığını söyleyen O’Grady, “Yaptığımız araştırmalarda işçilerin çoğunluğu teknolojik gelişmeleri menajerlerin ve hissedarların işini yarayacağını, kaybeden tarafın ise kendileri olacağını düşünüyorlar. Gelişmenin böyle olmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

2019 yılı içinde TUC’un yanı sıra değişik sosyal örgütlerde haftalık çalışma sürelerinin tam ücret karşılığı kısaltılmasından yana tutum almaya başladılar.

Teknolojik gelişmeden faydalanmak TUC için aynı zamanda sağlığın korunması anlamına da geliyor. Eski bir İngiliz atasözü olan “hep çalışmak ve hiç oynamamak Jack’i sıkıcı bir çocuğa dönüştürür” (“All work and no play makes Jack a dull boy”) lafını hatırlatan sendikacılar, haftalık çalışma sürelerinin tam ücret karşılığı kısaltılmasının sağlıklı çalışma ortamını da geliştireceği kanısındalar.


Haftada 4 gün, günde 6 saat

Finlandiya Sosyal Demokrat Partisinin (SDP) geçtiğimiz ağustos ayında 120. Kuruluş yıldönümünü kutlamasında, o dönem ulaştırma ve iletişim bakanı olan Sanna Marin şöyle demişti: “Haftalık 4 iş günü ve 6 saatten oluşan bir iş günü neden bizim bir sonra ki adımımız olmasın? 8 Saatlik iş günü gerçekten mutlak gerçek olan mı? Ben insanların aileleri ve sevdikleri ile hobi ve kültürel faaliyetler gibi yaşamlarının diğer alanları ile de daha fazla zaman geçirmeyi hak ettiklerine inanıyorum. Bu çalışma yaşamımızdaki bir sonra ki hedefimiz olabilir.”

Bugün ülkenin başbakanı olan Marin’in ağustos ayında söylediği bu sözleri 14 Aralık günü önce Stuttgarter Zeitung gazetesinde ardından değişik gazetelerde yer alması tesadüf olmasa gerek. Her ne kadar birçok işkolunda 35 saatlik iş haftası kâğıt üzerinde geçerli olsa da fazla mesailer Almanya’da son derece yüksek düzeyde (yan taraftaki habere bkz.). Buna bağlı olarak ise iş stresinden dolayı psikolojik rahatsızlıklar hızla artıyor. (YH)


Pazarları ve tatilde çalışanlar

Almanya da her beş işçiden biri pazar ve tatil günlerinde de çalışmak zorunda.

Federal İstatistik Dairesinin verilerine göre 2018 yılında yaklaşık 8,6 milyon işçi pazar ya da tatil günlerinde çalışmak zorunda kaldı. Yaklaşık 1,9 milyon işçi ayın her pazar ve tatil gününde düzenli çalışmak zorunda. Verilere göre her ay iki pazar günü işinin başında olmak zorunda olan işçilerin sayısı ise 3,8 Milyon. Bu verilere işgünü sayılan cumartesileri ve fazla mesai saatleri de eklendiğinde sayılar yüksek oranda artış gösteriyor. Bunların tümü hesaplandığında 2018 yılında 20 milyon işçi alışılagelen koşullarda çalışmak zorunda kaldı.

Almanya genelinde 1,2 milyar fazla mesai yapılırken bunun yüzde 54’ünün ücret karşılığı verilmiyor! Federal Çalışma Bakanlığının istatistiklerine göre sadece Baden Württemberg eyaletinde işçilerin ücret kaybı 2,76 milyar Euro düzeyinde.

HİZMET SEKTÖRÜ ETKİLENİYOR

Hafta sonu çalışmak zorunda olan kesimlerin başında serbest meslek sahipleri geliyor. Her üç büro çalışanından biri ayın en az bir cumartesini büroda çalışarak geçirmek zorunda. Ücretli çalışanlar arasında ise öncelikle hizmet sektöründe çalışan tezgahtarlar, garsonlar ya da hemşireler hafta sonları çalışarak geçirmek zorundalar.

Hafta sonu ve tatil günleri çalışmaktan muzdarip olan ve diğer kesimlere oranla daha az dinlenme olanağına sahip olan bir diğer kesimi ise süreli iş anlaşması olan emekçiler ve göçmen işçiler teşkil ediyor. (YH)