Gerçek Noel mültecilerin kurtarıldığı zamandır

Heribert Prantl/Süddeutsche Zeitung

Savaştan veya zulümden kaçanlar sığınacak yere ihtiyaç duyar. Geçenlerde Cenevre’de yapılan mülteci forumunda herkes bu konuda mutabıktı. Ancak Avrupa’daki mültecilerin durumu, özellikle de Yunan adalarındakilerin oldukça dramatik.

Noel şarkısında „Kurtarıcı geldi,“ deniyor. Ama bu doğru değil. Midilli’deki mülteciler için kurtarıcı yok, Ağustos ayından bu yana Yunanistan’a gelen 43.000 mülteci için kurtarıcı yok. Birkaç Avrupa Birliği hükümeti ince battaniyeler bağışlıyor, ancak işe yarayacak bir yardım yok. Midilli’de, mülteciler, pisliğe ve Avrupa hükümetlerinin kasıtlı işlevsizliğine batıyor. Sınır Tanımayan Doktorlar ve diğer yardım kuruluşlarında gönüllü çalışanlar bir şeyler yapamamanın acısı içinde. İnanılmaz sefalet ve vahşetten söz ediyorlar, küçük çocukların kafalarını yerlere vurduklarını, saçlarını yolduklarını, kollarını ısırdıklarını anlatıyorlar. Umutsuz insanların gittikçe artan intihar girişimlerini bildiriyorlar.

İnsanlık dışı, ölümcül ve suç işlenilen mülteci politikası

Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer (CSU), Midilli’deki Moria mülteci kampında yaşamaya çalışan bin çocuk ve ergeni Almanya’ya getirmeyi reddetti. Aşağı Saksonya İçişleri Bakanı Boris Pistorius (SPD), kendi gözleriyle felaket koşullarını gördü, şok içinde bir şeyler yapma çağrısında bulundu. Ancak federal hükümet Avrupa çapında bir çözüm ve nasıl uygulanılacağı Cenevre’de tartışılan BM Mülteci Paktı’nın sihirli olumlu etkisini bekliyor. Bu insanlık dışı, ölümcül ve suçlu bir bekleyiş. Aile birleşimi kuralları bile uygulanmıyor. Mültecileri Almanya’ya çekecek bir akıma yol açacağı söylenerek Avrupa ideallerine ihanet ediliyor.

Halbuki başka bir akım ortaya çıktı: Papa Franzizkus’un daha 2013’te kınadığı acımasız kayıtsızlık akımı! Kayıtsızlık ve hareketsizliğin caydırıcı olacağı düşünülüyor. Ancak bu Avrupa ideallerine ihanet anlamına geliyor. Bu şekilde hareket eden bir Avrupa özgürlük, güvenlik ve adalet bölgesi olmaktan çıkmış demektir. Aşırı acımasızlık ve merhametsizlik bölgesi haline gelmiştir. Bu Avrupa Birliği, yedi yıl önce, 2012 yılında, Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Eğer mültecilere bu şekilde muameleye devam edilirse bu ödül geri alınmalıdır.

Avrupa hükümetleri Kral Herod’den daha iyi değiller

Noel ayinlerinde mülteci çocukların durumları anlatılmalıdır. Hristiyan olmasalar bile hepsi Tanrı’nın çocuklarıdır. Yardım etmeyi reddeden Avrupa hükümetleri, İncil zamanlarında çocukları öldüren Kral Herod’den çok daha iyi değiller.

21. Yüzyıl mültecilere nasıl muamele edildiğiyle ölçülecek. Bu, yurtsuz insanlara yurt sunmak için gösterilen çabalarla ölçülecek. Bu, çok kötü durumda olan insanları, büyük yaşam riski altında olanları kurtarmak için gösterilen çabalarla ölçülecek.

Avrupa’nın insani yüzünü Sea Watch, Sea Eye ve Sınır Tanımayan Doktorlar gibi birkaç küçük dernek temsil edecek.

Mültecileri üçüncü sınıf insanlara dönüştürmeyin!

2019 Noel vaazı şu şekilde olmalı: Avrupa’ya gelmesinler diye, Avrupa’yı cazip olmaktan çıkarmak için mültecilere kötü muamele yapmayın. Mültecileri üçüncü sınıf insanlar haline getirmeyin. İnsanlık onurunu onlar için geçersiz kılmayın ve mülteci politikasını “iş yapılan yerde çöp de olacaktır” mantığıyla gerçekleştirmeyin. Mülteci aileler, mülteci çocuklar çöp değildir çünkü.

AB sübvansiyon politikası da kaçış nedenleri yaratıyor

Mültecilerin geldiği ülkelerdeki durumu iyileştirmenin ve kaçma nedenlerini ortadan kaldırmanın bir yolu var: Adil ticaret. Fas’tan getirilen tereyağı Avrupa’da üretilenden ucuz olduğu sürece, Avrupa göllerindeki yüzen balık fabrikalarında üretilen balık Avrupa’ya getirilip oradaki halk aç bırakıldığı süreceAfrika durulmayacaktır. Bunlar olduğu sürece Afrika’dan göçe hiç şaşırmayalım. AB sübvansiyon politikası aynı zamanda kaçış nedenleri yaratan bir politikadır. Sahillerdeki yeni duvarlar ve mülteci toplama kampları yanlış mülteci politikasına çözüm olamaz.

Bu tür girişimler sadece Avrupa’nın ihraç ettiği gıdaları sübvanseye devam edebilme ve Avrupa’nın zenginliğini paylaşmak zorunda kalmama yanılsamasını teşvik ediyor. Max Frisch’in „Çin Seddi“ adlı eserinde duvarı inşa eden imparator bunu „geleceği önlemek“ için yapar. Bu imparatorun komiserleri şimdi Avrupa Birliği’nde aynı şeyi yapıyorlar.

Bu hafta sonu, birçoğumuz Noel’i simgeleyen figürleri tekrar sandıktan çıkardı. Maria ve Josef’i İsa çocuğu, koyun, öküz ve eşeği paketlerden çıkardık. Halbuki Kudüs’teki ahır bugün Midilli’de, belki de Akdeniz’de mülteci teknelerinden birinde… Kurtarıcılar bugün cankurtaran gemisiyle geliyor. Takvimlere göre Noel 24- 25 Aralık tarihlerinde düzenlenir. Gerçek Noel ise, mültecilerin kurtarıldığı gün gerçekleşecektir. Gerçek Noel, mülteci çocukların tekrar konuşmaya, oyun oynamaya ve yemek yemeye başladığı gün olacaktır. Gerçek Noel, „Kurtarıcı“nın gerçekten geldiği zamandır – ve sadece Noel şarkılarında söylenip geçilmez.

Çeviren: Semra Çelik