Rosa Luxemburg Konferansı: Sokak gücünü gösterdi

YÜCEL ÖZDEMİR

BERLİN

Junge Welt gazetesi tarafından düzenlenen ve pek çok kurum tarafından düzenlenen 25. Rosa Luxemburg Konferansı Berlin’de Mercur MOA otelinde yapıldı. Latin Amerika, Lübnan ve Fransa’da sokağa çıkan güçlerin temsilcilerinin katıldığı konferansta uluslararsı dayanışmaya dikkat çekildi.

Sokağın gücü- Gelecek için mücadele-Sistem sorusuna yanıt vermek” başlığıyla yapılan bu yılki konferansın açılışında Almanya’nın tanınmış gazetecilerinden Otto Köhler’in 85. doğum gününün kutlandıktan sonra konuşmalar başladı.

Fransa Genel İşçiler Sendikası (CGT) temsilcisi Karl Gazi, son genel grev, Sarı Yelekliler hareketi ve cumhurbaşkanı Macron’un neoliberal politikaları konusunda bilgi verdi. Gazi yaptığı konuşmada, “Sol kesimler hareketim sağa kaymamamsı için çaba harcadı. Sağcılar ve muhafazakarlar da hareketin içerisine girdi. AP seçimlerinden Marine Le Pen’nin bu haraketten yararlandığı görüldü. Marcon’u zayıflatmak isteyenler taktik nedenlerle Le Pen’e oy verildi” dedi.

Fransa’da 5 Aralık’ta başlayan grev ve gösterilerin devam ettiğini söyleyen Gazi, “Macron sendikaları zayıflatmak için elinden geleni yapıyor. Özellikle de mücadeleci sendikacıları.

Grevimiz egemen sınıfara karşı mücadelenin yaşadığını gösteriyor. Zafere ulaşana kadar devam edeceğiz” dedi.

Daha sonra ise İsrailli barış aktivisiti ve avukat Lea Tsemel sahneye gelerek bir konuşma yaptı. Tsemel’in antisiyonist ve terör desteklediğini öne süren kesimler konferansın yapıldığı otelin yönetimine başvurarak, konuşmasının iptal edilmesini istediler. Ancak, otel yönetimi bunu kabul etmedi. Konuşmasında kendisine yönelik bir kampanya yürütüldüğünü söyleyen Tsemel, “Çektiğimiz belgesel İsrail’de pek çok gerici kesimi şok etti. Gösteriminin yasaklanmasını istediler. Ama bazı bölgelerde vatandaşlar kendi imkanlarıyla gösterdi. Çok sayıda destek aldım. Bir işgal söz konusu. İşgal sürdükçe işgale karşı direniş de devam edecek. İşgal bittiğinde direniş de bitecek. Nokta.”

Ülkede barış isteyenlere karşı büyük bir baskının olduğunu ifade eden Tsemel, “Yeni Ulusu Devlet Yasası’na göre İsrail Yahudilerin ulus devleti. Arapça resmi bir dil olmaktan çıkarılıyor, üst mahkemenin yetkileri sınırlandırılıyor. Yabancı uyruklu eşlerin oturumları da teröre destek gerekçesiyle ellerinden alınabilir. Ölümün eşiğine gelene kadar işkence devam ediyor. Ülkedeki son durum bu. Çok mücadele verdik. Filistinlilerin tehciri dururken, suikastlar devam ediyor. Rosa Luxemburg’nun olanlardan haberi olsaydı çok üzülürdü. Onun gibi düşünen insanlar bugün saldırıya uğruyor. Buna rağmen işgale karşı mücadele eden bütün güçlerle gurur duyardı” dedi.

Daha sonra ise Latin Amerika ülkeleri Şili, Kolombia, Venezuela ve Küba’dan katılımcılar ülkelerinde verilen mücadele konusuna bilgi verdiler. Asıl olarak sokağa çıkıldığında hükümetlerin geri adım atmak zorunda kaldığında dikkat çektiler. Konuşmaların ardından Latin Amerika ülkelerindeki durum ve Uluslar arası dayanışma konusunda ortak bir manifesto yayınlandı.

Sinema sanatçısı Rolf Becker’in 1800’lü yılların basından itibaren verilen mücadeleyi Paris Komününe bağlayan müzikli sunumu büyük bir beğeni topladı. Becker’in kızıl bayrakla sunumunu bitirmesi ve “Bir gün mutlaka kazanacağız” demesi ayakta alkışlandı.

GÖÇMENLER DEĞİL, GÖÇÜN NEDENLERİYLE MÜCADELE

Junge Welt gazetesi yayın yönetmeni Stefan Huth’un moderatörlüğünü yaptığı “Mültecilik, Göç ve Sınıf Mücadelesi” başlıklı oturumda ise ağırlıklı olarak sığınmacılar ve ona bağlı olarak yaşanan politik gelişmeler ele alındı. Oturuma DİDF Yürütme Kurulu üyesi Yusuf As, Alman Komünist Partisi (DKP) Yönetim Kurulu üyesi Renate Koppe, Paritätische Wohlfartsverband Başkanı Dr. Ulrich Schneider ve Alman Sendikalar Birliği (DGB) Göç Dairesi Başkanı Daniel Weber katıldı. Yapılan konuşmalarda sığınmacılarla yerli emekçilerin karşı karşıya getirilmesi politikasının asıl olarak ağırı sağcılara yaradığına dikkat çekildi. Konferans çerçevesinde ayrıca bir de Gençlik Forumu düzenlendi.

Katılımın geçen yıla göre kısmen azaldığı konferasta pek çok örgüt ve kurum kurdukları bilgilendirme masalarıyla kendilerini tanıttılar. En son katılımcılar hep birlikte “Enternasyonal Marşı”nı söyleyerek tamamlayarak 10 günlük maratonu tamamladılar. 26. Rosa Luxemburg Konferansı önümüzdeki yıl 10 Ocak’da gerçekleştirilecek.

15 Şubat 1919’da Berlin’de katledilen Rosa Luxemburg ve Karl Liebcknecht için anma gösterisi ise bugün yapıldı.

Fotoğraflar: Eren Gültekin