Asıl görevleri sermayeye hizmet

Uzun yıllar SPD Genel Başkanlığı yapan Sigmar Gabriel, Deutsche Bank Denetleme Kurulu üyeliğine geçti. Almanya’ya siyaset-sermaye bağlantısının son örneklerinden biri olan Gabriel, elbette bu konuda ilk değil. Siyasette yaptıklarıyla sermayenin çıkarlarını savunan siyasetçiler, şimdi açık olarak kurdukları ilişkileri tekellerin hizmetine sunuyorlar.

Sermaye ile siyaset arasındaki ilişki kimi ülkelerde açık, kimi ülkelerde üstü daha kapalı şekilde sürüyor. Almanya, uzun süre bu ilişkide “üstü kapalı” ülkeler kategorisinde yer alıyordu. Sermayenin çıkarları korunduğunda çoğunlukla “kitabına uydurmaya” özen gösterilirdi. Böylece halk arasında siyasete güvenin devam etmesi sağlanırdı.

Ancak, son yıllarda siyasetten tekellere transfer olan siyasetçilerin sayısı giderek artmaya başladı. Değişik partilerden milletvekilleri, bakanlar zamanı geldiğinde şirketlerde görevler üstlenmeye başladı. En son SPD eski Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel bu kervana katıldı. Gabriel’in Deutsche Bank Denetleme Kurulu üyeliğine atanacağı ortaya çıktı.

GABRİEL HÂLÂ MİLLETVEKİLİ

2017’deki genel seçimlerden önce parti başkanlığını Avrupa Parlamentosu eski Başkanı Martin Schultz’a devrettikten ve seçimlerde ağır yenilgi alındıktan sonra bütün görevlerinden alınan Sigmar Gabriel, bir süredir sadece milletvekili. Ancak son birkaç ay adı hep şirketlerle anılmaya başlandı. Öğrencisi olduğu eski Başbakan Gerhard Schröder’i bu konuda da takip edeceği bekleniyordu.

2009-2017 yılları arasında SPD genel başkanlığı yanı sıra başbakan yardımcılığı, dışişleri, ekonomi ve çevre bakanlıkları yapan Gabriel’in hangi vasıfla Deutsche Bank Denetleme Kurulu üyeliğine atandığı ise belirsiz. Bankanın bir sonraki hissedarlar toplantısında Gabriel’in resmen atanması planlanıyor.

YABANCI YATIRIMCILAR İÇİN KULLANILACAK

Uzun yıllar partinin en önemli yüzlerinden birisi olan Gabriel’in bu yeni görevinin, halk arasında SPD’ye güveni sarsacağı ortada. Gabriel’in liderlik yaptığı yıllarda SPD tarihinin en ağır yenilgilerini almıştı. İzledikleri neoliberal politikalarla partiye dibi vurduran ekip, şimdi gerçekten hizmet ettiği sermaye tarafından ödüllendiriliyor.

“BANKAYLA SPD’NİN İLİŞKİLERİNİ DÜZENLEMEK İÇİN”

SPD Meclis Grubu Maliye Politikası Sözcü Yardımcısı Cansel Kızıltepe yaptığı açıklamada, haklı olarak “Gabriel banka uzmanı değil. Bu nedenle asıl olarak siyasi ilişkilerini Deutsche Bank için kullanmak üzere bu göreve getirildi. Eski bir parti başkanının bunu yapması gerekiyordu” dedi. Parti içinden başka politikacılar da karara tepki gösterdiler ve bunun SPD’nin aleyhine olacağına işaret etti. SPD içinden ve basından gelen tepkilerin çoğunda, Deutsche Bank’ın Gabriel’i yabancı yatırımcı çekmek için kullanacağına işaret edildi. Başka bir deyişle dışişleri bakanlığındaki ilişkilerini devreye koyacak.

“AYNI ŞEKİLDE DÜŞÜNMEYE DEVAM EDECEĞİM”

Gabriel ise “Bild am Sonntag” gazetesine yaptığı açıklamada, Deutsche Bank’a geçişini şu sözlerle savundu: “Siyasi kariyerim bittikten sonra özel sektöre geçmemi hemen politik görüşlerimi sattığım şeklindeki genel suçlamalar doğru değil. Gelecekte de aynı şekilde düşünmeye ve hareket etmeye devam edeceğim.”

Gabriel’in “öğretmeni” durumundaki eski Başbakan Gerhard Schröder de 2005’te yapılan erken genel seçimleri kaybettikten sonra kendisi döneminde yapılmasına karar verilen ve Almanya ile Rusya arasında doğrudan doğal gaz akışını sağlayan Kuzey Akımı’nı yapan konsorsiyumun Denetleme Kurulu Başkanlığına getirilmişti.

Bunda Schröder’in Rusya Devlet Başkanı Putin ile kurmuş olduğu “özel ilişki” de önemli rol oynamıştı. O günden bu yana Kuzey Akımı’nda görev yapan Schröder, aynı zamanda sermaye-siyaset arasındaki örtüyü de kaldırmış ve bunu açık olarak savunmuştu. Almanya’da bu tarihe kadar başbakanlar görevlerinden ayrıldıktan sonra çoğunlukla aktif siyaset ve ticaretin içinde yer almamayı tercih ediyorlardı.

Schröder’in kabinesinde yer alan pek çok bakan da daha sonra benzer şekilde özel şirketlerde görev almaya başlamıştı. Bu ekip halkın değil, asıl olarak sermayenin çıkarlarını savunmak için hükümete geldiğini, Almanya tarihinde temel sosyal kazanımlara yönelik gerçekleştirdikleri saldırılarla kanıtlamıştı. Bu nedenle eski Genel Başkan ve Dışişleri Bakanı Gabriel’in de Alman mali sermayesinin en önemli kurumu olan Deutsche Bank’a transfer olması şaşırtıcı değil. (YH)


Siyasetten tekellere transfer örnekleri

Almanya’da son yıllarda siyasetten ayrılıp tekellerde görev alan siyasetçilerin sayısı bir hayli arttı. Temmuz 2015’te yürürlüğe giren yasa çerçevesinde aktif siyasette olanlar görevlerini bırakarak özel şirketlere geçmeye başladılar. Bakanların görevini bırakmasından 18 ay sonra şirketlere geçiş yapmasına olanak sağlayan yasanın değiştirilmesinden sonra ilk önce Sağlık Bakanı Daniel Bahr (FDP) ve Başbakanlık Dairesi Başkanı Roland Pofalla (CDU) özel şirketlere geçtiler. Bahr Allianz tekelinde, Pofalla Deutsche Bahn’a yönetici oldu.

Son yıllarda siyasetten tekellere geçiş yapan siyasetçilerin bir kısmı şunlar:

Lothar Späth (CDU): 1991 yılında Baden Württemberg Eyaleti Başbakanlığından istifa ederek Jenaoptik GmbH Yönetim Kurulu Başkanlığına geçiş yaptı.

Ludwig-Holger Pfahls (CSU): 1992 yılında silah kontrolünden sorumlu devlet müsteşarı olarak Daimler-Benz tekeline danışman oldu. Daha sonra adı silah satışından elde edilen rüşvet olaylarına karıştı.

Gunda Röstel (Yeşilller): Parti başkanlığından istifa ederek enerji tekeli Eon’un yan firması Gelsenwasser’e yönetici oldu. Daha sonra enerji tekeli EnBW tekeline transfer oldu. Her iki tekel çevreye verdiği zararla biliniyor.

Martin Bangemann (FDP): 1988 yılına kadar FDP Başkanlığı ve Ekonomi Bakanlığı yapan Bangemann, 1999’da AB Sanayi ve İçpazar Komiseri olmuştu. Komiserlik görevinden ayrılan Bangemann, İspanyol telekominikasyon tekeli Telefonica’ya geçmişti.

Rezzo Schlauch (Yeşiller): Ekonomi Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yapan Schlauch, enerji tekeli EnBW’ye transfer olmuştu.

Gerhard Schröder: SPD Başkanlığı ve başbakanlık görevlerini bıraktıktan sonra Kuzey Akımı AG Denetleme Kurulu Başkanlığı’na atandı.

Dieter Althaus (CDU): 2009’da Thüringen Başbakanlığı’ndan istifa ederek otomobil tekeli Magna’nın Başkan Yardımcısı oldu. Görevi ise hükümetle ilişkiler olarak belirlendi.

Roland Koch (CDU): Hessen Eyalet Başbakanlığı görevinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra İsviçre bankası UBS’in Denetleme Kurulu üyeliğine geçti. Bir yıl sonra ise inşaat tekeli Bilfinger Berger Yönetim Kurulu Başkanı oldu.

Stefan Mappus (CDU): 2011’de Baden-Württemberg Eyaleti Başbakanlığına aday olduktan ve seçimi kaybettikten sonra ilaç tekeli Merck’e geçti.

Eckhardt von Klaeden (CDU): Başbakanlık Dairesi’nde müsteşar görevinde bulunduktan sonra otomobil tekeli Daimler AG’ye geçti.

Dirk Niebel (FDP): 2013 sonuna kadar Federal Kalkınma Bakanlığı görevinde bulunan Niebel, 2015’te silah tekeli Rheinmetall’e geçti.

Hannelore Kraft (SPD): 2017 yılına kadar Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanlığı’nı yaptıktan sonra kömür tekeli RAG Denetleme Kurulu üyesi oldu.

Franz Josef Jung (CDU): Federal Savunma Bakanlığı görevinde bulunan siyaseti 2017’de silah tekeli Rheinmetall Yönetim Kurulu üyesi oldu.

Stanislaw Tillich (CDU): Saksonya Başbakanlığı’ndan ayrıldıktan sonra kömür tekeli Mibrag’a Denetleme Kurulu Başkanı oldu.