IG Metall moratoryum öneriyor!

IG Metall (IGM) yönetimi, 2020 TİS döneminde sermayenin çıkarlarını korumak için kolları sıvadı. Olağanüstü bir dönemden geçildiğini ileri süren IGM Başkanı Jörg Hofmann, metal patronlarına uzlaşma yönünde karar vermeleri için 3 Şubat gününe kadar süre tanıdı. Metal patronları bu yılın ilk haftasından itibaren “sosyal partnerliği koruyalım” şeklinde kamuoyu çalışmalarına başlamışlardı.

Serdar Derventli

“Bir dediği bir dediğini tutmuyor” sözünü bilmeyen neredeyse yoktur ve ikiyüzlü bir tutumu eleştirmek için sıkça kullanılır. Böyle bir durum geride bıraktığımız son iki hafta içinde yaşandı. 2020 yılı Toplu İş Sözleşmesi (TİS) dönemine hazırlık için 14 Ocak günü IG Metall genel merkezinden sendikanın yedi bölgesine ekonomik verilerle dolu raporlar gönderildi.

Raporlar 16 Ocak günü bölgelerin tüm TİS komisyonları toplandı. 17 Ocak günü ise IG Metall genel merkezinden yapılan basın açıklamasıyla “yol haritası” kamuoyuna ilan edildi. Buna göre tüm işletmelerde sendika temsilcilerinin kendi aralarında olduğu gibi IG Metall üyesi işçilerle devam eden (daha doğrusu başlamış olması gereken) talep belirleme tartışmalarına hız verilecek ve aşağıdan yukarıya doğru talepler iletilecekti. Şube TİS komisyonları Ocak ayı sonunda belirlenen talepleri bölgenin Büyük TİS Komisyonu’na iletecekler ve bunlarda talepleri tekrar tartışıp, sonuçları en geç 3 Şubat gününe kadar IGM Yönetim Kurulu’na ileteceklerdi. YK ise 4 Şubat günü yedi bölgeden gelen önerileri tartışıp yeniden en aşağıdan tartışılması için bir tavsiye kararı alacak. Taleplerle ilgili son karar 26 Şubat günü YK tarafından alınıp kamuoyuna ve bölgelere açıklanacaktı.

Aşağı Saksonya, Baden Württemberg ve Bavyera bölgelerinin Büyük TİS Komisyonu’nda yer alan bazı üyelerle yaptığımız birebir görüşmelerde, “İşçiler arasında yüzde 4-6 arası ücret talebi tartışılıyor, üst düzey yöneticiler işyerlerinin korunması üzerine ağırlık verilmesini öneriyorlar. Özellikle kiraların yüksek olması işçilerin alım gücünü yiyip bitiriyor” diyerek devam eden tartışmaları özetlemişlerdi.

HOFMANN VE EKİBİNDEN SÜRPRİZ!

Sendika yöneticilerine yönelik yayın yapan “Direkt” dergisinde “2019 yılında metal sanayisinde hafif bir çukur oluştuğu ama 2020’den itibaren yeniden canlanma” (“Delle in der Metallindustrie – ab 2020 wieder Erholung”) yaşanacağı yer aldı. Yani dünya piyasalarında yaşanan tüm sıkıntılara rağmen büyük bir ekonomik krize girileceğine dair somut veriler yoktu. Buraya kadar her şey normal görünüyordu.

En son basın açıklamasının üzerinden bir hafta daha geçmeden, 24 Ocak günü, sendikanın geleneksel olarak düzenlediği yeni yıl resepsiyonunda IGM Genel Başkanı Jörg Hofmann, sendikanın ekonomi uzmanlarından farklı düşündüğünü şu sözlerle ortaya koydu: “Konjonktürel yavaşlama ile yapısal değişiklikler aynı döneme denk gelmesi, özellikle de kilit sanayi olan otomobil endüstrisinde olduğu gibi çelik üretim ve diğer alanlarda yapısal değişiklikler devasa olması beni ürkütüyor” dedi. “Dönüşüm sürecine birçok işletmenin yanıtı ne yazık ki yıkım topu (“Abrissbirne”) oluyor” diye konuşmasını sürdüren Hofmann, “Geleceğe yönelik stratejiler geliştirmek yerine birçokları yine o kalıcı başarı getirmeyen önlemlere yöneliyorlar: işten çıkarma, üretimi durdurma ve başka yere taşıma.”

Hofmann, “işyerlerini korumak, geleceğe yönelik stratejiler geliştirmek için işverenlere, adil bir dönüşüm için moratoryum* öneriyorum. İşverenlere 3 Şubat gününe kadar bu önerimi destekleyip desteklemediklerini bildirmeleri için süre tanıyorum. Eğer evet derlerse o zaman toplu sözleşmede belirlenmiş olan barış dönemi sona ermeden (28 Nisan saat 24.00’da barış dönemi sona eriyor, 29 Nisan gününün ilk saatinden itibaren greve çıkmak yasal) işyerlerine özgü gelecek sözleşmeleri (“betriebliche Zukunftsverträge”) imzalayacağız” dedi.

SENDİKAL DEMOKRASİ DE NEYMİŞ?!

IGM yönetimi böyle bir tutumu ilk kez almıyor. Özellikle 1970’li yıllardan bu yana defalarca sendikal demokrasiyi çiğnedi ve üyelerin, tabandaki sendika yöneticilerinin görüşüne başvurmadan talepleri belirledi, genel kurul kararlarını hiçe saydı.

Bir başka yazımızda olayın bu yanını (sendikal demokrasi) irdelemek üzere noktayı koyalım ve daha acil olana dikkat çekelim. Metal patronlarının moratoryum önerisine onay vermeleri durumunda, “İşverenler, personel azaltılmasına yönelik, üretimin bazı bölümlerinin, ürünlerin bazılarının başka bölgelere kısmen veya tümden kaydırılmasına ve üretim merkezinin kapatılmasıyla ilgili tek yanlı önlemler almama sözü verirler. IG Metall ise (buna karşılık) tüm bölgelerde gelecek paketi (“Zukunftspaket”) sözleşme müzakerelerine başlayacak.” (Daha geniş bilgi için bkz.: www.igmetall.de sayfasında “Moratorium für einen fairen Wandel”)

Sendikanın önerilerini şu açıdan değerlendirmek gerekiyor: 1. IGM yönetiminin aldığı bu karar Almanya’daki bütün işkollarındaki TİS süreçlerini bir bütün olarak alt üst edecek nitelikte, 2. IGM yönetiminin aldığı bu karar aynı zamanda Almanya işçi sınıfını, imzalanması öngörülen sözleşmelerle uluslararası rekabette sermayenin resmi(!) yedek gücüne dönüştürmeyi hedefliyor.

IG METALL ‘DAHA İYİ BİR KAPİTALİST’ OLMAYA MI ÇALIŞIYOR?

İşyerlerine özgü sözleşmeler (“betriebliche Zukunftsverträge”) imzalama vaadiyle metal patronlarına yardım elini uzatan IGM, öncelikle yıllarca Grup TİS’lerine bağlı olmamak için uğraşan sermeye kesiminin bu yönlü taleplerine boyun eğmiş oluyor. Bu yönelim ilk etapta metal ve elektro işkolunda ücret farklılığın artmasına, izin günü ve parası, Noel ikramiyesi, ek izin günleri, haftalık çalışma süreleri, vardiya sistemleri ve vardiya ek ödemeleri gibi onlarca konunun bütün işkolunu kapsayan kolektif sözleşmeyle uyarlanması yerine tek tek işletmeler düzeyinde düzenlenmesinin yolunu açacak. Bugün elde edilmiş onlarca hak “işletmenin somut durumu” gerekçesi karşısında gasp edilebilecek. Ve bu yönelim sadece metal ve elektro işkoluyla sınırlı kalmayacak diğer tüm işkollarında örnek alınacak. Hak gaspları özellikle örgütlülük düzeyinin zayıf olduğu işletme ve işkollarında artacak, “haklar” bugün çok cüzi düzeyde olan çalışma yasaları seviyesine çekilebilecek (Örnek: yasal olarak haftalık çalışma süreleri 48 saat, metal sözleşmesinde ise 35 saattir).

“Sanayi 4.0”, “dijitalleşme”, “elektro araç”, “teknolojik dönüşüm” vb. başlıklar altında IGM son yıllarda “üretim merkezi Almanya’nın geleceğini daha fazla düşünen kurum” olarak sürekli kamuoyunun gündeminde olduğunu da bu arada unutmamak gerekiyor.

Yukarıda söylenenler “IGM ‘daha iyi bir kapitalist’ olmaya mı çalışıyor” sorusuna verilecek yanıtın sadece bir yanıdır. IGM sunduğu moratoryum taslağında aynı zamanda “işletmeleri geleceğe hazırlama” iddiasında. Sermaye kesimden “tek taraflı karar almamalarını” isteyen IGM, yapılacak yatırımlarda, hangi ürünün nerede ve kaç kişi ile üretileceğine vb. konularda da söz sahibi olmak istiyor. Bu kararlar kapitalist sistemde ancak kapitalizmin kurallarına göre alınabilir, uygulanabilir.

RESMEN, SERMAYENİN YEDEK GÜCÜ OLUNMASI İSTENİYOR

Bir süre önce Münih’ten duyarlı bir Yeni Hayat okurumuz gazeteyi arayarak Metal İşverenleri Birliği Gesamtmetall’in bu yılın başında başlattığı “sosyal partnerlik yol ayrımında” (“Sozialpartnerschaft am Scheideweg”) başlıklı kampanyasıyla ilgili görüşlerini paylaştı. Okurumuz Gesamtmetall’in web sayfasına konulan bir filme de (bkz.: www.weiterdenker.de) dikkat çekmişti. Filmde iki hasmın yüksek efor harcayarak masa tenisi oynadığını görüyoruz. Kırmızı formalının sırtında “sendika” mavi formalının ise “işveren” (fotoya bkz.) yazıyor. Skor belli olmasa da bunun böyle devam edemeyeceği konusunda hem fikir olan hasımlar, formalarını çıkarıp Alman milli formasını giyiyorlar ve uluslararası rekabete karşı birlikte mücadele edip maçı kazanabileceklerini söylüyorlar…

Metal NRW Başkanı Arndt G. Kirchhoff, FAZ (09.01.20) gazetesine yazdığı “sosyal partnerlik yol ayrımında” başlıklı makalede, işverenler birliğine üye birçok işletmenin toplu sözleşmelerin yükü altında inim inim inlediklerini, IGM’in “sosyal partner olarak “TİS özerkliğini korumak mı istediğine” yoksa “çatışma partneri (“Konfliktpartnerschaft”) olarak dilediğini yapmak mı istediğine” karar vermesini istiyor. “Sendikanın yıllarca yüksek şevkle sürdürdüğü TİS politikaları, Almanya’nın yaşam standartları için en önemli işkolunun uluslararası rekabet gücünü zorladığını” belirten Kirchhoff, “ekonomik başarıdan adil pay vermeyi ilke edinen metal işverenleri birliklerine” (bölgesel örgütler kastediliyor) haksızlık edildiğini ileri sürüyor ve sendikanın artık yola gelmesini ve sosyal partnerliği korumak için harekete geçmesini istiyor.

IGM yönetiminin önerdiği moratoryum taslağı ve Gesamtmetall’in bu açıklamaları yan yana konulduğunda ortaya çıkan tablo “komplo teorisini” doğrular nitelikte! IGM yönetiminin aldığı bu karar aynı zamanda Almanya işçi sınıfını, imzalanması öngörülen sözleşmelerle uluslararası rekabette sermayenin resmi(!) yedek gücüne dönüştürmeyi hedefliyor.

HENÜZ GEÇ KALINMIŞ DEĞİL…

IGM ve Gesamtmetall yönetimleri, metal işçilerinin örgütlenmelerinin en güçlü olduğu yerlerde tepkiyi azaltmak ve TİS komisyonlarında moratoryum taslağına desteği almak için bir takım özel öneriler de (siz rüşvet olarak okuyun) bulunmayı ihmal etmiyorlar. Toplu sözleşmelerin yanı sıra sadece IGM üyelerinin faydalanabileceği özel anlaşmalar yapılması planlanıyor. Bunların arasında elektro bisiklet alımında kredi verilmesinden, “yeşil enerji sözleşmelerine katkı payı verilmesine, işyeri emeklilik sözleşmelerinin geliştirilmesine kadar bir dizi öneriler bulunuyor. IGM yöneticileri, “IGM üyesi olunmasının ayrıcalığı fark edilmeli” görüşünü geçen sene Nürnberg’de yapılan genel kurulda defalarca dile getirmişlerdi. Kastedilen bu olsa gerek!

Gerçek olan ise bu “önerilerin” bedelini başta IGM üyeleri olmak üzere Almanya işçi sınıfının tümü çekmek zorunda kalacaktır. Esnek çalışma, çalışma sürelerinin ücret denkleştirilmesi olmadan uzatılması/kısaltılması, ücretlerin dondurulması, izin ve Noel paralarının kesilmesi, “işyeri güvencesi” adı altında, sendikanın onayı ile on binlerce emekçinin işten çıkarılması…

Bütün bunların bu tarzda yaşanması gerekmiyor. Bunun için başta otomotiv sanayisindeki işletmeler olmak üzere metal işkolunun değişik alanlarından sendika temsilciliklerinin alacakları ve kamuoyuna ilan edecekleri “Moratoryuma Hayır” kararları sendika bürokratlarını frenleyebilir. Her ne kadar sendika bürokrasisi bugün çok güçlü görünse de sendikanın tabanı çok daha güçlü bir konumdadır, yeter ki o bunun farkın varsın.


Grev fonu tıka basa dolu*

İşverenler moratoryumu kabul etmezlerse ne olur, IG Metall Şefi bunu özel olarak açıklamak istemedi. Bu, Yönetim Kurulu’nda Şubat ayı başlarında tartışılacak. Ancak, sendika istihdamı güvenceye alma konusunda ciddi ise, yüksek bir yüzde talebi ileri sürüp, haftalarca grev yapacak değildir herhalde.

Ama isterse bunu yapabilir. Merkez kasadan sorumlu Jürgen Kerner’in açıkladığı gibi, aidat gelirleri onuncu yıl üst üste arttı ve 598 milyon Euro olarak gerçekleşti. Sendika tüzük gereği bunun yüzde 15’ini üyelere yönelik harcamalara, sendika çalışanları için şirket emeklilik planı ve tabi ki grev fonu için bir kenara koyuyor. Kerner, “Hiçbir siyasi eylemimiz veya grevimiz mali nedenlerle başarısız olmayacak, bundan herkes emin olabilir” dedi

IGM, geçtiğimiz yıl yaklaşık 115 bin yeni üye kazandı. Üye sayısı 2,24’den 2,26 milyona hafif yükseldi. Ancak bunlardan sadece 1,58 milyonu aktif çalışma hayatında.

İkinci Başkan Christiane Benner, üyelikte temsil edilen sektörlerdeki çalışanların çeşitliliğini yansıtmanın gittikçe daha iyi hale geldiğini vurguladı. Sendika içinde 335 bin büro çalışanı ve yaklaşık 132 bin kursiyer, öğrenci ve ikili öğrenci IG Metall üyesi. IGM üyeleri arasında kadınların oranı yüzde 18 civarında.

*Handelsblatt gazetesinde yer alan haberden bir bölüm.


*Moratoryum nedir?

Sözlükte moratoryum şöyle açıklanıyor: 1- bir ülkede, savaş durumu ya da benzeri olağanüstü dönemlerde, devletin ödeme süresi gelmiş borçlarını yasayla ertelemesi. 2- borçlunun, borcunu ödeyemeyecek durumda olduğunu bildirerek, alacaklıya ödeme planı önermesi.