Kasel Valisi Lübcke cinayetinde NSU bağlantısı inceleniyor

Kassel Valisi Walter Lübcke’nin 2 Haziran 2019’da katledilmesi konusunda sürdürülen soruşturmada NSU cinayetlerinde karanlıkta kalan bazı bağlantılarının gün yüzüne çıkmasını sağladı. Cinayetten yaklaşık iki hafta sonra yakalanan katil zanlısı Stephan E. ilk ifadesinde cinayeti tek başına, aşırı sağcı görüşleri nedeniyle işlediğini söylemiş, cinayet silahının bulunmasını sağlayan bilgileri vermişti.

Ancak zanlı Temmuz ayında ifadesini geri çektikten sonra geçen hafta verdiği yeni ifadede Lübcke’nin evine yalnız başına değil, Kassel’ın tanınmış neonazilerinden Markus H. ile birlikte gittiklerini iddia etti. Zanlı, vali ile aralarında yaşanan gerginlik sırasında, Markus H.’nin elinde tuttuğu silahın ateş alması sonucunda Lübcke’nin vurulduğunu söyledi.

Stephan E.’nin avukatı Hannig, müvekkilinin bir önceki avukatının “telkinleri” ve “ailesine mali destek vaadi” nedeniyle ilk ifadesinde Markus H.’den söz etmediğini duyurdu. Eski avukatı ise bu suçlamayı reddetti.

NSU DOSYASINDA ADI GEÇİYOR

Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı, Lübcke cinayetinin ardından yakalanan zanlı Stephan E.’nin 2009 yılına kadar Neonazi olduğu şüphesiyle izlendiğini, ancak daha sonra dikkat çeken davranışları olmaması nedeniyle bu izlemeye son verildiğini duyurmuştu.

Ancak gazetecilerin çabaları, mahkeme kararıyla gizlilik kararı bulunan iç istihbarat dosyaları hakkında bilgi edinebilmeleri, Stephan E.’nin isminin, aslında 2013 yılında aşırı sağcı NSU terör örgütüyle ilgili hazırlanan istihbarat raporunda bulunduğunu ortaya çıkardı.

“Welt am Sonntag” gazetesi, Stephan E.’nin isminin, Hessen Eyaleti Anayasa Koruma Teşkilatı’nın NSU terör örgütü hakkında 2013 yılında hazırladığı teftiş raporunda, tam 11 kez geçtiği bilgisine ulaştı ve bunu okurlarıyla paylaştı.

2000-2007 yılları arasında 8’i Türkiye kökenli olmak üzere 10 kişiyi öldürülen ırkçı terör örgütü NSU’nun birçok bağlantısının bugüne kadar karanlıkta kalmış olması, bu örgütün aslında iddia edildiği gibi sadece üç kişiden oluşmadığı şüpheleri, Lübcke cinayetinin ardından kamuoyunda bir çok yeni sorunun tartışılmasına yol açtı.

BAĞLANTILAR TEMME’Yİ GÖSTERİYOR

Lübcke cinayeti sonrasında yeniden mercek altına alınan eski ifade dosyaları ve tutanaklar, NSU cinayetleri sonrasında geçmişte hakkında ciddi iddialar ortaya atılan eski istihbaratçı Andreas Temme’yi tekrar gündeme taşıdı.

Alman Yazıişleri Ağı’nın (RND) haberine göre, Lübcke cinayeti ile NSU terör örgütü ve ona destek verenler arasında ilişki olduğu şüpheleri güç kazanıyor. Özellikle Halit Yozgat’ın katledildiği sırada kafede bulunan “Küçük Adolf” lakaplı, Hessen Anayasa Koruma Örgütü’nün eski çalışanı Andreas Temme’nin bir bağlantısının olduğu tahmin ediliyor.

RND’nin ulaştığı 2006 yılına dair NSU soruşturma dosyalarında Andreas Temme ile ilgili yer alan bilgiler, eski istihbaratçı ve yakın çevresiyle ilgili yeni şüpheleri gündeme getirdi.

Bu dosyalarda ifadesi yer alan şüpheli Jürgen S., Temme’yi 1990’lı yıllardan beri tanıdığını, birlikte atıcılık derneklerinde atış talimi yaptıklarını kaydetmiş. Talim yaptıkları bu dernekler Yozgat cinayetinin işlendiği internet salonuna bir kaç kilometre mesafede. Talim yapılan silah markası ise 38 kalibrelik, 27 model “Rossi”. Bu da geçen yıl Kassel Valisi Lübcke cinayetinde kullanılan aynı marka ve model silah.

Ayrıca Jürgen S., NSU cinayetlerinin işlendiği dönemde para nakil aracı işinde çalışıyor ve bu işyerine ait bir cep telefonu hattı kullanıyor. Soruşturmayı yürütenler Jürgen S.’in bu hattının sinyallerini 2005 yılının Temmuz ayında, NSU’nun Münih ve Nürnberg kentlerinde işlediği cinayetlerde, olay mahallerine yakın bölgelerde tespit ediyor. RND’ye konuşan soruşturmayı yürüten yetkililer, para nakil araçlarının fail ve silahların polisten kaçırmak için kullanılmış olabileceğine dikkat çekiyor. (YH)