100. yılında İşyeri İşçi Temsilcilikleri

Mustafa Turan (Veolia Umweltservice Konzern Betriebsrat üyesi)

Almanya’da kapitalizmin gelişmesiyle birlikte aşırı kar isteği sonucu işçiler yoğun baskı ve sömürü altında çalışıyorlardı. Düşük ücretlerin yanı sıra uzun ve sağlıksız çalışma şartları, patronların pervasız ve insafsız davranışları işçilerin yaşam ve çalışma koşullarını dayanılmaz kılmaktaydı. İşverenin aldığı kararlardan sürekli olumsuz olarak etkilenen işçiler bu kararlarda söz söyleme ve işçiler adına taraf olma bilinciyle komiteler düzeyinde örgütlenmeye başladılar.

İşte bu süreçte işçi sınıfının mücadele araçları olarak ilk kez illegal olarak ortaya çıkan işyerlerindeki işçi komiteleri bugünkü İşyeri İşçi Temsilcilikleri’nin (Betriebsratların/BR) de temelini oluşturur. Gazetemizin 12. sayfamızda BR’lerin tarihiyle ilgili geniş bir yazımız var. Emeğini satmaktan başka seçeneği olmayan işçiler tek başına mücadele etmenin imkansızlığını görerek öncülüğünü sınıf bilinçli işçilerin yaptığı bu komitelerle birlikte hareket ederek güçlerini birleştirip büyük grev ve direnişler örgütlediler.

Bu komiteler, Weimar Cumhuriyeti’nde bir çok yetkisi sınırlandırılmasına rağmen Şubat 1920’de çıkarılan kanunla ilk yasal statüsünü kazanarak Betriebsrat adını aldı.

Faşistlerin iktidara geldiği yıllarda yasaklanan Betriebsratlar daha sonra 1952 de çıkarılan İşyeri Teşkilat Yasasıyla (Betriebsverfassungsgesetz) görev ve sorumlulukları yasal olarak belirtilmiş, kurulma koşulları, çalışma şartları ve yetkileri düzenlenmiştir. 1974’de bu yasa tekrar güncellenerek günümüze kadar gelmiştir.

Bugünkü düzenlemeye göre Almanya da Betriebsrat seçilme koşullarını yerine getiren beş kişinin çalıştığı bir işletmede Betriebsrat kurulabilir.

BR’LERİN SAYISI GİDEREK AZALIYOR!

Ama maalesef ki son yıllarda Betriebsrat bulunan işletmelerin sayısı giderek azaldı ve azalmaya devam ediyor. Bunun kuşkusuz birçok sebebi var. Ama en önemlileri; içinden geçtiğimiz politik durum, sendikalara olan güvensizlik, işini kaybetme korkusu ve örgütsel bilinç yetersizliği. Herşeye rağmen tüm bu sorunlardan kurtulmanın yolu da yine Betriebsratları kurma ve işlevine uygun çalıştırmadan geçiyor.

Bizler çalışan insanlar olarak hergün iş yerlerinde onlarca sorunla karşılaşıyoruz. Bunların birçoğunu gidip bizzat şefimizle yüz yüze konuşuyoruz. Ama hepimiz defalarca gördük ki şefle sorunlarımızı konuşmak bizi bir adım ileriye götürmüyor.

SORUN VE TALEPLERİMİZ ARTIYOR

Çoğumuz kendi branşımızın altında saat ücreti alıyoruz. İzin paramız, Noel paramız yok. Dinlenme odaları oturulacak gibi değil, çoğu işletmede duş yapma olanakları dahi yok. Çalışma esnasında ihtiyaç duyduğumuz iş güvenliği için gerekli donanımlar, iş elbiseleri, eldiven, ayakkabı, verilmiyor.

Kendi iş ayakkabısını kendi alan çok işçi arkadaş var. İş sözleşmesi gerekli görülen kriterleri taşımıyor genellikle işçinin aleyhine olacak şekilde düzenleniyor. Çalıştığımız iş makineleri gerekli güvenlik koşullarını sağlamıyor. İş yerlerinde sürekli bir personel eksikliği var. İzinlerimizi istediğimiz zaman istediğimiz kadar kullanamıyoruz. Bu sorunları daha da arttırabiliriz.

TALEPLERİMİZ İÇİN BR’LERİ KURUP SENDİKALARDA ÖRGÜTLENELİM!

İşte tüm bu sorunları aşmanın tek yolu Betriebsratları kurup sendikalarda örgütlenmekten geçiyor. Her ne kadar bu kurumları eleştirsek de bu kurumların işlevine uygun çalışmaları görev ve sorumluluklarını  yerine getirmeleri yine bizim elimizde.