Hamburg Eyalet Milletvekili adayı Çelik: Emekçilerin hakları için mücadelemiz sürecek

23 Şubat’ta seçime hazırlanan Hamburg’da Sol Parti Hamburg Eyalet milletvekili ve DİDF Hamburg yönetim kurulu üyesi Deniz Çelik birçok konuda sorularımızı yanıtladı.

SİNAN ÖZBOLAT

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

2015 yılında ilk defa Sol Parti’den milletvekili seçildim. Benim meclis grubunda görevim sağlık ve sendika politikaları. Hamburg Nord ilçesinde belediye meclis üyesi olarak görev yapmıştım. 2015 yılında bir çok parti üyesi benim milletvekili adayı olmamı istediler. DIDF derneği ile birlikte aday olmama karar verdik. 2015 seçimlerine kadar benim aday olduğum seçim bölgesinde vekil çıkaramıyorduk. O seçimde Barmbek, Ulenhorst ve Dulsberg semtlerinde önemli bir başarı elde ettik. Dernek olarak burada önemli bir çalışma yaparak tercihli oylarla seçildim.

 Geçtiğimiz 5 yıl içinde ağırlıklı olarak hangi konularda çalışmalar yaptınız?

Hamburg’da bir çok sorun yaşanıyor. Sağlık alanı başta olmak üzere, sağlık çalışanları ciddi sorunlar yaşıyor. Hastaneler ticarethanelere dönüştürülüyor, personel kısıtlamasına gidilerek daha fazla kar elde edilmek isteniyor. İnsan sağlığından daha çok, ‚daha fazla para nasıl kazanılır‘ öne çıkıyor. Sağlığın bir insan hakkı olduğunu düşünüyoruz. Hastanelerin özelleştirilmesiyle birlikte sorunların daha da çoğaldığını görüyoruz. Hastanelerin yeniden kamulaştırılmasını talep ediyoruz. Geride bıraktığımız yıllarda sağlık alanındaki bu sorunların çözümü ve hastane çalışanlarının hakları konusunda birçok çalışmamız oldu, bu sorunları parlementoya taşıdık. Çözüm önerilerimizi sunduk. Hastane çalışanları bir araya gelerek bir halk insiyatifi oluşturdular. Günlerce eylem ve etkinlikler gerçekleştirerek seslerini duyurmaya çalıştılar. Ben de hastane çalışanlarınınn bu mücadelesine destek verdim. Yoksul semtlerde sağlık ocaklarının kurulmasını meclise taşıyarak talep ettik.

Sendikal alanda da bir çok çalışmam oldu. Hamburg’da 100 binden fazla kamu çalışanı var. binlerce insan o kadar az maaş alıyor ki, geçim sıkıntısı çekiyor. yaşlılıkta yoksullukla karşı karşıya kalıyorlar. Kamuda çalışan insanlar için asgari ücretin 12 euro olmasını sağladık. Önümüzdeki dönem için asgari ücretin 14 euro olmasını talep ediyoruz. Emeğyle geçinenlerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi çin önümüzdeki dönemde de çabamızı sürdürmek istiyoruz. SPD/Yeşiller ve CDU gibi partilerin işçi düşmanı politikalarına karşı işçi ve emekçilerle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

Diğer taraftan kentin antidemokratik politikalarla yönetilmesine, özgürlüklerin değil güvenlik politikalarının öne çıkarılmasına itiraz ettik ve etmeye devam edeceğiz.

Ayrıca kentte halkın yararına sosyal politikalar uygulanması için mücadele yürüteceğiz.  Çünkü Hamburg’u toplu taşımacılığın en pahalı olduğu bir kent haline getirdiler,  kültürel alanlara daha az bütçe ayırdılar. Dar gelirli insanların tiyatro ve müzelerden daha az yararlandığını görüyoruz.müzelerin en haftada bir gün bedava olmasını talep ediyoruz.

Siz parlamento dışı hareket ile parlemento çalışmasını nasıl birleştiriyorsunuz. Aynı zamanda DİDF gibi bir derneğin yönetiminde olmanız çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?

Evet DİDF-Hamburg derneğinin yönetiminde de yeralıyorum DIDF olarak bir çok alanda çalışmalar yapıyoruz. Bir çok kesim ile ilişkilerimiz var. Yerli ve göçmen halkın ortak yaşamını güçlendirmek, ırkçılığa ve emekçi düşmanı politikalara karşı çıkmak için çalışma DİDF içinde bulunmak benim için önemli bir avantaj sağlıyor. Bir çok vekilden farklı olarak bireysel bir çalışma yapmıyorum. Aldığımız ortak kararlar doğrultusunda bir çalışma yapıyorum. DİDF üyesi olan veya DİDF’i destekleyen yüzlerce emekçi ile birlikte olmak bana güç veriyor. Bu da meclis çalışmalarımı olumlu etkiliyor. DİDF sendikalar, halk insiyatifleri, ve kitle örgütleriyle birlikte ortak mücadeleyi güçlendirmek için çabalıyor. Örnek verecek olursam dernek bünyesindeki işçi ve sendika komisyonumuz ile birlikte birçok işyerinde hakları için mücadele eden işçileri ziyaret ettik, dayanışma gösterdik. Semtlerde değişik konularda toplantılar paneller ve semt şenlikleri düzenledik, hastane çalışanları ile birlikte yürüyüşler örgütledik. 3 hafta içinde 30 bin imza  toplanan sağlık hakkı kampanyasının aktif bir parçası olduk. Vatandaşlarla yüz yüze gelerek onların sorunlarını dinledik. Mücadeleyi sadece parlemento çalışması ile sınırlı görmüyoruz.

Peki kennteki göçmenlerin durumu konusunda neler diyeceksiniz? Örneğin göçmenlerin seçme ve seçilme hakkı hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor.

Hamburg’un nüfusu yaklaşık 2 milyon ve 630 bin civarında göçmen yaşıyor. 230 bin insan bu seçimlerde seçme ve seçilme hakkında mahrum bırakılıyor. Ve bu bir demokrasi ayıbıdır. Bu durumu kabul edilemez olarak görüyorum. Bu nedenle taleplerimizden biri de, yaşamını burada sürdüren ve yaşam merkezi olarak burası olan herkese seçme seçilme hakkı ve vatandaşlık verilmesidir. Bu taleplerimizi meclise de taşıdık. Bu konuda önümüzdeki dönemde çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Göçmen kökenli insanlar bir çok alanda ayrımcılığa maruz kalıyor. Konut bulma ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına ihtiyaç bulunuyor. Yine herkes için daha iyi bir yaşam, ücretsiz toplu taşıma, kiraların düşürülmesi, daha fazla sosyal konut gibi konular göçmenlerin yaşam koşullarının düzeltilmesi için de oldukça önemli konular. Kentte emekçilerin yaşadığı bu sosyal ve ekonomik sorunlar ve bunların çözümü göçmenleri daha yakından ilgilendiriyor.

Son yıllarda sık sık tartışılan ve emekçilerin yaşamını etkileyen konulardan biri de ‚Sanayi 4.0‘ veya ‚dijitalleşme‘. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Dijitalleşmenin gelişmesi ile beraber üretimde verimlilik daha da arttı. Bir çok insan işini kaybetme kaygısı taşıyor, önemli tekellerin bir kısmı işten atmaları gündeme getiriyor. İşçiler üzerinde ciddi bir baskı uyguluyorlar. Sermaye  kendini emekçiler karşısında daha güçlü hissediyor. Biz dijitalleşmeye karşı değiliz ve asıl sorun, bunun kime yarar sağlıyacağı meselesidir. Tam ücret karşılığı haftalık çalışma saatlerinin düşürülmesini talep ediyoruz. Bu konuda sendikaların tutumuna baktığımızda geri bir tutum içindeler. 30 saat ve daha aşağıya çekilmesini istiyoruz. Sermaye çıkarlarına bağlanmış bir dijitalleşme politikası daha şimdiden hastanelerde ve Hamburg limanında çalışanlar için ciddi sorunlar yaratmaya başladı.  Gözümüzü buralara daha fazla açacağız. Mücadele eden işçilerle beraber olacağız. Hem dayanışma içinde olacağız, hem de işçilerin taleplerini parlemento kürsüsündenden daha yüksek sesle gündeme getireceğiz.

Anketlere göre Sol Parti’nin diğer eyaletlerden faklı olarak burada oy arttırdığını görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Sol parti Hamburg’da etkili bir muhalefet sürdürüyor. Diğer eyaletlerde hükümetlerde yer alarak, halkın taleplerini gözeten bir politika izlemediler. Hamburg’da ise bunun tam tersi halk insiyatifleri ile beraber hareket ediyor, halkın sesine daha fazla kulak veriyor. Olimpiyatlara karşı verilen mücadelede bunun bir örneği oldu. Diğer partilerin işçi ve emekçi düşmanı politikalarına karşı önemli bir muhalafet sürdürdüğü için oylarını arttırıyor diyebilirim.

Son olarak seçmenlere bir çağrınız var mı?

Bu seçimlerde 16 yaşından itibaren oy hakkı olanlar da oy kullanacak. 23 Şubat’ta herkesi sandığa giderek kendi talepleri için oy kullanmaya çağırıyorum. Ben Barmbek-Ulenhorst-Dulsberg 9. Seçim bölgesinde 1. sıradan ve Sol Parti’nin eyalet listesinde 4. sıradan adayım. (Hamburg YH)