Sendikalar ve Kadın Grevi

Yanira Wolf*

Dünya Kadınlar Günü yaklaşıyor ve birçok yerde sendikacılar da toplumsal cinsiyet eşitliğine sahip bir dünya için tavır alıyorlar. Feminist ittifakların (uluslararası) seferberlik gücü ve ortaya atılan çalışma ve toplumsal vizyonlar, sendikalar olarak artık ritüelleşmiş protesto biçimlerimizi değiştirebilir ve gelecek vizyonumuzu zenginleştirebilir. Aynı zamanda, sendikal pratiklerimiz feminist hareketin de ayaklarının yere basabilmesi için somut tartışma olanakları sunuyor.

Tematik paralelliklere rağmen, kültürel boşluğun omuz omuza olamayacak kadar büyük görünmesi kabul edilemez, her iki taraf da sürekli adımlar ve yapıcı tartışmalarla birbirine yaklaşmayı teşvik etmelidir. Çünkü mevcut siyasi durumu değiştirmek için sürdürülen temel sosyal mücadelelerde başarılı olabilmek için güçlerimizi birleştirmemiz gerekir. Feminist seferberlik dalgası, sendikacılar olarak bizim de çalışmalarımız üzerine düşünmemiz için bir davet olmalıdır – çünkü sendikal hareket de günlük olarak ortaya çıkan bu problemlerden muaf değildir.

Feminist dünyada bir şeyler oluyor

Almanya’daki feminist mücadelelerin seferberlik gücü 2019 Uluslararası Kadınlar Günü’nde yapılan, onyıllardır ülke çapında en büyük gösterilerle açıkça ortaya kondu: 75.000 kişi cinsiyete dayalı ayrımcılığı ve şiddeti sona erdirmek için sokaklara çıktı. Bu dönemin toplumsal koşullarının buna uygun olmasıyla açıklanabilir ancak itici güç özellikle feminist gruplardan, ağ oluşturma ve ittifak çalışmalarından, geldi: 2018 sonbaharında 400’den fazla katılımcıyla düzenlenen bir ağ konferansının büyük bir etkisi oldu – ülke çapında yaklaşık 40 yerel ittifak kuruldu ve 8 Mart kuşaklar, konular ve spektrumlar üstü hazırlandı. Bu sadece feminist mücadeleleri görünür kılmakla kalmadı, aynı zamanda sol görüşlü bir akademik kültürün ötesine geçerek mobilize etme çabasını da içerdi. Özellikle, tartışmalara ücret mücadeleleri ve dolayısıyla sendikaları da dahil etme çabaları vurgulanmalıdır.

Uluslararası slogan: „Yeterince uzun süre anlattık, açıkladık ve bilgilendirdik – artık yeter: Özel olarak ve meslek yaşamımızda hayatı durdurmak için iş yapmayacağız!“

İklim kriziyle ilgili olarak yapılan “Gelecek İçin Cumalar” eylemleri ile paralellikler dikkat çekicidir ve her ikisi de ücretli emek mücadelelerinin anlamı ve amacı, sendikalardaki örgütlenme ve politik grevler sorunu konusundaki tartışmamızı güçlendirmektedir.

Sendikaların çıkarına bir bağlantı

Sendikal mücadelelerle çeşitli bağlantı noktaları görüyoruz ve aktif feminist desteği memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun tam olarak nasıl gerçekleştirileceği yerel olarak belirlenmelidir – aktivistleri kendi ücret istihdam ilişkileri konusunda desteklemekten, işletmelerdeki mücadelenin desteklenmesi için “dışarıdan” bir ittifakın inşasına kadar geniş bir alan önümüzde duruyor. Bu dinamiğin sendika kültürümüz üzerinde olumlu bir etkisi olabilir ve sendikal harekette halihazırda aktif olan feministler kendi yapıları içerisinde desteklenerek grev güçlendirilebilir.

Sendikalar olarak kurul ve komisyonlarımızdaki aktif kadınları desteklemek veya onlara yer açmak da hala önem taşımaktadır. Karar alanlar hala çoğunlukla erkektir, bu da elbette ki konuların önceliklendirilmesini etkilemektedir. İşletmelerde ve toplu iş sözleşmeleri bağlamında, talepleri toplumsal cinsiyet açısından, özellikle de işletmelerdeki kadınları ilgilendiren konuları eleştirel ele almak önemlidir. Örneğin, kadınları mağdur eden konular var;  klasik kadın mesleklerinde ücretler hala çok düşük ve bu yaşlılıkta yoksulluğa yol açıyor. İşletmelerde veya sendikal faaliyetlerde çocuk bakımı hala sorun olmaya devam ediyor. Ebeveynlik izni, yarı zamanlı çalışanların durumu düzeltilebilir… Bunların yanında klasik kadın mesleklerinin değerinin her anlamda yükseltilmesi talepler kataloğu kapsamında olmalıdır.

Sendikalar içinde sürdürülen bu bağlamdaki tartışmaların çalışanların günlük yaşamına ne denli dokunduğu IG Metall’in önceki TİS’lerde ücret talebi yanında çalışma sürelerinin esnekleştirilmesini de gündeme getirmesiyle belirginleşti. Ayrıca fazla mesailerin ya da çalışma süresi havuzlarında biriken sürenin hesaplanmasında çoğunluğun ücreti değil izin günlerini tercih etmesi de gözlerden kaçmamıştır. Bunun nedeni bir yandan işyerlerindeki stres artışı, diğer yandan da özellikle kadınlar için ev-bakım işleri ile ücretli çalışmanın paralel sürdürülmek zorunda olmasıdır. Çalışma süresi ve koşullarının özel yaşam üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu anlamak, buna karşı direnişi de anlamamıza ve bu türden direnişi organize eden örgütlenmelerle  işbirliği yapmamıza yol açmalıdır.

Bu aynı zamanda, sendika çalışmasının sadece işyerlerinden uzakta, bir TİS pazarlığıyla sınırlı olmadığının, işletmelerdeki günlük çalışma yaşamının, dayanışmanın bir parçası olduğunun da kavranmasıdır. Çünkü toplu iş sözleşmeleri ve yasal düzenlemelerin sonuçlarını birebir yaşayan işyerleri ve tek tek işçilerin gözlemlenmesi, bunlar dikkate alınarak yeni adımlar atılması zorunludur. İşyerlerine özgü sözleşmelerde TİS’lerin delinmesine ve sözde serbest meslek sahipliği gibi alanlarda sömürü ilişkilerine karşı tavır almak sendikaların görevidir.

Toplumsal bir hareket olarak sendika

Toplumsal çatışmalar, otoriterlik, sosyal-ekolojik çöküş koşullarında ve daha fazla ücret artışı için çetin mücadeleler verilmesi gereken bir dönemde daha güçlü sendikalara ihtiyacımız olduğu açık. Özellikle ekonomik baskının yoğun olmadığı, işverene taviz verdirilebilecek işletmelerde çalışanlar harekete geçirilebilir, bununla yetinmeyip kamuoyu ve diğer işletmelerin işçilerini harekete geçirebilmeliyiz. Toplumsal bir hareket olarak sendika, yalnızca siyasi görevimizi daha ciddiye almak anlamına gelmez, toplumsal ittifakları ve ağ oluşturmayı görmezden gelemeyiz. İşyerinde işçilerin harekete geçirilmesini sağlayan güç yanında kamuoyundan ve diğer işletmelerden destek alabileceğimiz yapılara ihtiyaç var.

* Birleşik Hizmet Sendikası (ver.di) Aşağı Saksonya Eyaleti Kamu Hizmetleri bölüm sekreteri


Kadın Grevi ve 2020 hazırlıkları

Bizi şu gelişmeler cesaretlendiriyor: Haziran 2019’da İsviçre’de yarım milyon insan bir sendika kampanyası ve toplu pazarlık kapsamında kadın gruplarıyla birlikte sokaklara çıktı. 8 Mart 2020 için kadınların grev ittifaklarının yerel bileşenlerini bir araya getirmek üzere 17 Ocak 2020’de Jena’da merkezi bir toplantı yapıldı. 17 Alman yerel grubundan ve Viyana’dan temsilciler bir araya geldi. Tartışmalar daha verimliydi ve farklı olunan noktalara daha fazla zaman ayrıldı. Sorunların çalışan kadınların iş ve yaşam koşullarına bağlanması konusundaki mutabakat toplantıyı karakterize etti.

Ücretli emek alanında aktif olanlar arasında ağ oluşturma konusunda belirgin bir ilerleme sağlandı ve aktif sendikacılara, komitelere ve başkanlarına bir mektup yazılmasına yol açtı. Bu mektupta kadın işçilerin talepleri doğrultusunda harekete geçilmesi, Fridays For Future eylemlerinde olduğu gibi kadın grevine de destek ve katılma çağrısı yapılmasını istediler.