11. Kültür ve Edebiyat Günleri: Hamburg’da verimli bir okulun öğrencileri olduk

Hakkı Özdal

Almanyalı emekçilerin onur verici daveti üzerine İstanbul’dan yola çıktığımda, Hamburg benim için en çok, 1923’teki görkemli ve hazin, umut ve ders verici ayaklanmaydı. Larissa Reissner’in, yıllar önce okuduğum ve küçük ama etkili bir yumruk gibi zihnimde iz bırakan kısa romanı Hamburg Barikatları’nda anlatılan, cesaret ve ihanet dolu işçi sınıfı ayaklanması… Yaklaşık 100 yıl sonra, Almanyalı ve Türkiyeli emekçilerin Hamburg’u nasıl bir şehirdi? Ve elbette, 100 yıl sonrası Hamburg’unun emekçileri, onların mücadele deneyimi ve araçları ne durumdaydı?

1991 yılında İstanbul’da, henüz 16 yaşında bir gençken, işçi sınıfının vaat ettiği özgürlük dünyası için örgütlendiğimde, Almanya’da, Avusturya’da, Hollanda ve Fransa’da, bu ülkelerin emekçileriyle birlikte mücadele eden Türkiyelilerin örgütü DİDF’i de tanımıştım. Sömürüye, ırkçılığa ve her türden dinsel gericiliğe karşı birleşen işçilerin enternasyonalizmini anlamak için bir pencereydi bize DİDF. Şimdi o DİDF’in çağrısıyla Hamburg’a giderken, yukarıdaki sorularla birlikte bu davetin gururunu da taşıyordum bu nedenle…

Hamburg 11. Kültür ve Edebiyat Günleri, üç güne yayılmış etkinlikleri, katılımcıların yüksek ilgisi ve organizasyonun yükünü sırtlayan emekçilerin fedakâr enerjisiyle verimli bir okula dönüştü. Tiyatronun, edebiyatın, resmin, tarihin, kuramın ve eylemin oluşturduğu bir çerçevede, bugünkü dünyayı ve onun görüntülerini anlamak; daha iyi bir dünyanın yollarını aramak için derslerle dolu bir okuldu bu. Bugünün başlıca sorunlarının, sömürünün yanında ırkçılık ve milliyetçiliğin, bunların sürüklediği savaş yanlısı politikalar ve savaşların, baskıcı yönetimlerin ve dünyanın her yerinde demokratik, sosyal kazanımların geriletilmesinin kültür alanından da tespit edilmesine tanıklık ettik. Bu tablo karşısında karamsarlığa kapılmadan, ters yönde, ulusların kardeşliği ve barış için çalışan Hamburgluları tanıdık. Daha iyi bir dünyanın ancak emekçilerin mücadelesiyle kurulabileceği gerçeğini yeniden gördük. Durgun monologlar yerine izleyicilerin de iştahla katıldığı forumlara dönüşen etkinlikler, bu etkinliklerin ardından fuayede, akşamları Hamburg DİDF binasında devam eden tartışmalar; edebiyatın, sanatın ve kültürün evrensel diliyle emek mücadelesinin olanaklarını birleştirmek, bunu uluslararası bir işbirliği ve dayanışma ile gerçekleştirmek konusunda ufuk açıcı oldu.

Hamburg DİDF’in genç kadın ve erkeklerden oluşan güven verici bir geleceği var. Hayata ve mücadeleye karşı sorumlu gençlerle, o sorumluluğu yıllardır taşıyan üst kuşaklar arasındaki örnek alınası uyum ve dayanışma, gösterişten uzak, sebatkâr ve çalışkan bir çekirdek oluşturmuş. O çekirdek, Hamburg için, Almanya için, bizim için ve elbette tüm emekçiler için umuttur.