DİDF sosyal hareketin parçası

Kongresi öncesinde Cuma günü yapılan oturumlara katılan sendika, barış örgütü, sosyal hareket ve parti temsilcileri Türkiyeli göçmenleri sosyal hareketin parçası haline getirmek için DİDF gibi bir örgüte ihtiyaç olduğuna dikkat çektiler.

DİDF genel kongresinin açılışına katılan konuklar yaptıkları konuşmalarda Almanya’daki siyasi, sosyal, ekonomik sorunlara dikkat çekerken, yerli ve göçmenlerin ortak sorunlar etrafında bir araya gelerek, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı birleşmelerinin önemli olduğunu vurguladılar. Ele alınan konular ve yapılan konuşmalarda Almanya’daki sorunların nasıl aşılabileceği üzerinde duruldu. DİDF’in de Almanya’daki sosyal hareketin parçası olduğu şeklindeki değerlendirme misafirlerin ortak vurgusuydu.

Bu konuda Sol Parti Eşbaşkanı Bernd Riexinger’in gönderdiği mesaj dikkat çekiciydi. Sol Parti eşbaşkanı olmadan, Almanya’daki muhalif sendikacıların bir araya gelmesinde önemli rolü bulunan ve  DİDF ile de irtibat halinde olan Riexinger gönderdiği mesajda, “DİDF, Türk ve Kürt işçileri tarafından 40 yıl önce halkların kardeşliği ve uluslararası dayanışma temelinde kuruldu. Bununla din, dil, millet ve cinsiyet ayrımı gözetmediğini ortaya koydu. Bu nedenle DİDF bir göçmen örgütü olarak Almanya’daki ilerici aktörlerden biridir” diyordu.

Irkçılıkla mücadele, küresel ısınmaya karşı mücadele, savaşa karşı barış mücadelesi, sendikal hareket ve çalışma yaşamı başlıkları altında misafirlerin katılımıyla yapılan kısa sunumlarda, bütün alanlarda sorunların ortak olduğunu ve ortak hareket edilmesi gerektiğinin altı özenle çizildi.

SENDİKACILARDAN IRKÇILIĞA KARŞI MÜCADELE MESAJI

IG Bau Sendikası Yürütme Kurulu üyesi Ulrike Laux da yaptığı konuşmada, temizlik sektöründe çalışan göçmen işçilerin çalışma koşullarına değinirken, DİDF’in bu emekçilerin sendikalaşmasına katkılar sunduğuna, eylemlere destek vermesinin önemli olduğuna işaret etti. Laux, göçmenlerin, özellikle de göçmen kadınların iş piyasasında iki kez mağdur edildiğine de dikkat çekti.

IG Metall Frankfurt Şubesi Başkanı Michael Erhardt ise, işyerlerinde ırkçıların ayrı sendika kurma, liste oluşturma ve temsilci seçilme çabalarına değinirken, “Sendikalarda nazilere, ırkçılara yer yok” çağrısını yaptı. DGB Hessen-Thüringen temsilcisi Ulf Immelt de benzer yönde mesajlar verdi. Özellikle de Thüringen’de CDU ve AfD’nin desteğiyle FDP’li Kemmerich’in başbakan seçilmesini eleştirdi ve faşizmin düşünce değil suç olduğuna dikkat çekti.

Daha önce dayanışma için birçok kez Türkiye’ye giden NGG Sendikası’ndan Jürgen Hintze ise DİDF’in önceki yılın sonunda Türkiye’den Almanya’ya getirdiği sendikal heyetin önemli olduğunu söyledi ve uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

‘SAVAŞA KARŞI BARIŞ TALEBİNİ BİRLİKTE YÜKSELTELİM’

Sol Parti Federal Parlamento milletvekili Sevim Dağdelen, Almanya Barış Konseyi (Bundesfriedenratschlag) temsilcisi Willi van Oeyen, NATO’ya Hayır inisiyatifinden Kristine Krach ve Uluslararası Barış Bürosu (IPB) Eşbaşkanı Reiner Braun’ın katıldığı oturumda ise asıl olarak savaşa, silahlanmaya ve NATO tarafından Doğru Avrupa’da başlatılan Defender 2020 tatbikatına karşı mücadele çağrısı yapıldı.

Benzer bir çağrı da sosyal alanlarda verilen mücadele için yapıldı. Gelecek için Cumalar (FFF), küreselleşme karşıtı hareket ATTAC ve yerel konut inisiyatifinden bir temsilcinin katıldığı bu bölümde ise sosyal alandaki sorunların ülkede yaşayan herkesi etkilediği vurgulandı. Özellikle çevre eylemlerine katılımın gelecek için umut verici olduğuna dikkat çekilirken, önümüzdeki dönem küresel ısınmanın daha fazla sorun olmaya devam edeceği dile getirildi.

Sol SPD Hessen Parlamentosu Milletvekili Turgut Yüksel, Sol Parti Hessen Başkanı Petra Heime de konuşmalarında DİDF’in Almanya’daki pek çok göçmen örgütünden farklı olarak ülkedeki sosyal sorunlara yönelik çalışmalar yürütmesinin önemine değindiler.

Sendika, parti ve inisiyatif temsilcilerinin verdiği bu mesajlar, DİDF gibi Türkiye kökenli göçmen emekçileri sosyal mücadelenin parçası haline getirmek için çalışan örgütlere ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Zira, aynı durum Türkiye’deki emek, demokrasi ve barış mücadelesine verilen destek açısından da büyük önem taşıyor. Türkiye kökenlileri yaşadıkları ülkedeki sosyal mücadelenin parçası haline getirmek doğal olarak emekçiler arasındaki uluslararası dayanışmayı kolaylaştırıyor, önyargıların kırılmasına yardımcı oluyor. (YH)