Hanau yas tutuyor

Ali Çarman / Hanau

Almanya doğumlu ve Alman vatandaşı olan dokuz göçmen ; Ferhat Unvar, Mercedes Kierpacz, Sedat Gürbüz, Gökhan Gültekin, Hamza Kurtovi, Kaloyan Velkov, Vili Viorel Pun, Said Nesar Hashemi, Fatih Saraçoğlu adlı gençlerin göz göre göre katledilişlerinin üzerinde iki hafta geçti. Grimm Kardeşlerin şehri Hanau hala derin bir sarsıntı ve acı içinde.

4 Mart’taki resmî törenlere katılmak üzere geldiğimiz şehrin tren istasyonu önünde anma töreni için otobüslerin ücretsiz kalktığını gösteren kocaman bir pano ile karşılaşıyoruz. Ancak tören yeri şehir merkezi çok yakın olmasa da yürüyerek gitmeyi tercih ettik.

Yol boyu karşılaştığımız insanlarla konuşmak istiyoruz. Sokakların belli noktaları törenin yapılacağı afişlerle kaplı. Alış-veriş merkezlerinin önemli bir kısmında, “Yastayız. İşyeri saat 14.00’den itibaren kapalıdır” levhaları asılı.

Konuşabildiğimiz insanlarda söz almak çok zor. Herkes acı ve öfke içinde yaşananları kabullenmek istemiyor. Hepsi gençti çocukların, alman vatandaşı olmuşlardı, kimseye zararı olmayan tertemiz insanlardı. Utanıyoruz şehrimizde böyle bir katliam yaşandığı için diyen Alman emekçiler…

Bir yanda devam eden hayat diğer yanda acı içinde olanlar ve olağanüstü önlemler. Törenin yapılacağı salon çevresinde deyim yerinde olursa kuş uçurtulmuyor. Kitlenin toplanacağı iki alan ise bariyerlerle çevrilmiş adım başı polis ve görevliler söz konusu.

Tören saat 18.00’de Kongresspark salonunda başlayacak. Basın mensupları kendilerine ayrılan bölümde beklerken fotoğraf almak için tekrar dışarı çağrıldı. Sınırsız acılar içinde aileler ve yakınları, cumhurbaşkanı, başbakan, eyalet başbakanı, belediye başkanı ve de üst düzeyde yetkililer birer birer salona alındılar.

 Gebt mir mein Leben zurück/Bana hayatımı geri ver

Bekleyen bütün konukların gözlerinde acı ve hüzün akıyor. Almanya doğumlu müzisyen Cassandra Steen ‘Hayatımı geri ver’ eserini dokunaklı sesiyle okuyor. Bizler de binlerce kişi ile nefesimizi tutmuş vaziyette okunan her söze kulak veriyoruz. Karanlığa ışık olmak için mum taşıyanlar, el ele tutuşanlar, gözyaşları içinde birbirine yaslananlar ve alanda bulunan Grimm kardeşler anıtına çiçekler bırakanlar. Alkışlar yerini göz yaşı almış ekranda verilen program büyük bir saygı içinde izlendi.

Gözyaşlarınız bizim gözyaşlarımız

Katliamın yaşandığı noktalar ve Grimm kardeşler anıtının çevresi sürekli ziyaret edilmekte. Toplumun bütün kesimleri çocuk, genç, kadın ve yaşlılar kimi zaman bir mum, bir gül veya duygularını ifade eden yazılar bırakmaktalar. İşte o yazılardan biri ‘Gözyaşlarınız bizim gözyaşlarımız’ sözü iki binden fazla kişiye rehber oldu.

İnsana sonradan giydirilmiş bütün kimliklerin; dil-din-ırk gibi kavramların hiçe sayılıp tek ve gerçek olan insan kimliğinin öne çıkartıldığı anma töreninde devletin bütün kademelerince sarf edilen güzel sözlerin bir temenniden öteye geçmesi için günlük hayatta adımlar atılmalı.

Irkçı katliamda katledilen dokuz genç de Almanya doğumlu. Göçmen emekçilerin günlük yaşamlarındaki ayrıntılar ki, burada her an nerede geleceği bilinmeyen ırkçı söylem ve yaklaşımlar az değil. Bunların ortadan kaldırılması için hangi ciddi adım atıldı.

İnsan sormadan edemiyor! İki haftadır göçmenler üzerine söylenen-yazılan olumlu yorum ve haberler için dokuz kişinin ölmesi mi gerekiyordu! Bir düşünce değil, insanlığa düşmanlık olan ırkçılığın yayılmasına neden göz yumulur. Faşist parti ve örgütler devletin desteğini alarak nasıl propaganda yapmaktalar. Irkçılık zehrinin toplumda yer edinmesinde payı olan burjuva siyasetçilerin bu katliamda hiç mi ‘günahları’ yok!

İşçiler-emekçiler birlik olursa

Almanya’da son yıllarda artan bir ırkçılığın gözlemlediği hemen herkesçe dile getirilmekte. Irkçılık ve faşizm gibi insana düşmanlık eden karanlık örgütler hangi zeminde yeşermekte. Bunun için ırkçılık ve katliamlar hastalıklı bireylerin yaptığı kriminal olaylar olarak açıklanamaz. İşsizlik, düşük ücretli ve güvencesiz işler, talan edilen doğa, konut sorunu, eğitim ve sağlık alanındaki kısıtlanmaların bunda rolü yok mu?

19 Şubat Hanau katliamın ardında belli bir süre sonra emek örgütleri sendikalardan kısmen tepkiler gelmeye başladı. IG Metall ve Ver.di (Kamu emekçileri Sendikası) fabrika ve işyerlerinde kısa süreli eylemler gerçekleştirdiler. İşçi ve emekçiler birlik olur, ırkçılığa ve faşizan eğilimlere karşı sürekli uyanık kalırsa katliamlar engellene bilinir. Ağır bir yük altında ezilen ve yas içindeki Hanau’da ilk elde aklımıza düşen notlar bunlar…