AB İtalya’ya önce acı tasarruf paketleri dayattı, sonra kaderiyle baş başa bıraktı

YÜCEL ÖZDEMİR

Avrupa’da koronavirüs nedeniyle en çok insan bugüne kadar İtalya’da yaşamını kaybetti. Ne var ki, İtalya haftalardır AB ve diğer üye ülkeleri tarafından tam anlamıyla kaderine terk edilmiş durumda. Ölümlerin neden İtalya’da yüksek olduğu konusunda uzun analizler yapıldı, ancak bu analizlerden yola çıkarak İtalya sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu desteği vermek ise hiçbir AB ülkesinin gündemine girmedi. Normal zamanlarda AB üyesi ülkelerin kaderinin birbirine sıkıca bağlı olduğunu propaganda edenlerin bu söylediklerinin gerçek hayatta karşılığının olmadığı da böylece görülmüş oldu.

Junge Welt gazetesinin 20 Mart günü attığı başlıkta ifade edildiği gibi “AB İtalya’yı terk etti.” Gerekten de AB kurumları ve üye ülkeleri bu zor günlerde İtalya’nın birliğin kurucu ülkesi olduğu hatırlamak bile istemedi. Koronavirüsün en etkili olduğu Lombardiya’da el ele verip, gerekli sağlık ihtiyaçlarının karşılanması durumunda bu kadar insanın ölmesi engellenebilirdi. Salgının merkezi durumundaki 120 bin nüfuslu Bergamo’da 400 kişi hayatını kaybetti ve cesetleri toplamak için ordu devreye girdi.

İtalya’nın AB’ye yaptığı yardım çağrıları asıl olarak karşılıksız kaldı. Dahası, AB tehlikenin büyüdüğünü fark ettiğinde sınırları kapatarak mal ve hizmet değişimini durdurdu. AB Sanayi Komiseri Thierry Breton’in, AB’den gerekli koroma malzemesi temin etme girişimi de sonuçsuz kaldı. Bu dönemde özellikle fazla solunum cihazına ihtiyaç duyulduğu biliniyordu. İtalya’nın ihtiyaç duyduğu bu dönemde Almanya yurtdışına solunum cihazı satmama kararı aldı. Fransa ise aynı dönemde ihtiyaç duyulan solunum cihazlarına el konulması kararı vermişti. Böylece, AB’nin iki büyük ülkesi üretimi artırma, İtalya’da yardım için çaba harcama yerine bencilce kendi ihtiyaçlarını karşılamanın yoluna gittiler. İtalya’nın tek başına ihtiyaç duyduğu solunum ve koruma cihazlarını üretmesi ise artık imkânsız görünüyor.

AB SAĞLIK SİSTEMİNDE KESİNTİLERİ DAYATTI

Durum bu kadar dramatik olduğu halde AB kurumları ve Almanya “dayanışma” mesajı yayınlamaktan öteye geçmedi. Federal Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, İtalyan halkına başsağlığı dilemekten, sağlık çalışanlarının vermiş olduğu kahramanca ve özverili mücadeleyi övmekten başka bir şey söylememeye özen gösterdi.

Junge Welt’in yazdığına göre İtalya’da başta Corriere della Sera gazetesi olmak üzere değişik kesimler AB ve Almanya’nın kendi başına hareket etmesini eleştiriyor. Keza, Euro’nun istikrarı için İtalya’da AB tarafından dikte ettirilen mali programın ülkenin sağlık sistemini bu hale getirdiğine işaret ediliyor. Bütçe açığının kapatılması adına AB tarafından dayatılan paketler öncelikle İtalya, İspanya ve Yunanistan’da sağlıkta ve sosyal alanlarda kısıtlamaların yapılmasına yol açmıştı.

“Euro krizi”nin yaşandığı 2011 yılı içinde dönemin Berlusconi hükümeti tarafından sağlık alanında önce 2 milyar, sonraki yıl için ise beş milyar euro kesinti yapılmıştı. Aynı hükümet 2014’ten sonra da bütçede 47 milyar euroluk bir tasarruf paketi karar altına almıştı. Bu kesintilerin en büyüğü emeklilik, sağlık ve kamu idaresi alanında yapılmıştı. Aynı pakette 2020’den itibaren emeklilik yaşı erkeklerde 67’ye çıkarılmıştı. (Frankfurter Rundschau, 15.08.2011)

Bu yılın başında da AB ile İtalya arasında bütçe denkleştirmesi tartışması yaşanmış ve Başbakan Guissepe Conti, AB’nin planını reddetmişti.

UZAKTAN UZANAN YARDIM ELİ: ÇİN VE KÜBA

İtalya’ya acı ekonomik reçete dayatan AB, üyesine yardım eli uzatmazken, ilk yardıma koşan ise Küba ve Çin oldu. “Cubadebate“ sitesinin verdiği habere göre 21 Mart Cumartesi günü 53 Kübalı doktor, Lombardiya bölgesinde hastanelere personel yardımı sunmak üzere yola çıktı. Yine Çin’den de 37 doktor ve yardımcının 20 ton malzemeyle önümüzdeki hafta İtalya’ya geleceği ifade edilmişti. 12 Mart’ta 9 kişilik bir ekip İtalya’ya gelerek yardım etmeye başlamıştı.

Özetle AB ve onun büyük üyeleri, bencil bir şekilde sınırlarını kapatıp, kendisini korumanın derdiğine düşerken, sözde gelecek için “kader birliği” yaptığı ve sağlık alanında acı tasarruf paketleri dayattıkları İtalya’yı şimdi de kaderine terk etmiş görünüyor. Bugün İtalya’nın başına gelenin yarın başka bir ülkenin de başına gelmesi sürpriz olmayacak. Bu nedenle, koronavirüsü aynı zamanda Avrupa Birliği gibi özel birlikler içinde olsa bile, kapitalist devletler arasındaki ilişkilerde “dayanışma ve ortak çıkarlar’ın değil, bencilliğin ve rekabetin asıl olduğunu bir kez daha gösteriyor. Korona sonrası dönemde Avrupa’da en çok tartışılacak konulardan birisinin de bu olacağı açıktır. Özellikle, AB karşıtlığı üzerinden propaganda yapan ırkçı-faşist, milliyetçi akımların bolca kullanacağı bir malzeme olacak.


4 maddede İtalya’daki yüksek ölüm nedeni

Şu dünlerde sadece Avrupa’nın değil, dünyanın en çok tartıştığı konuların başında İtalya’daki ölümlerin oransal olarak ortalamanın çok üzerinde olması.

İtalya Sağlık Enstitüsü (Istituto Superiore di Sanità) tarafından hastane raporları üzerinden yaptığı analize göre ölenlerin yaş ortalaması 79,5. En fazla etkilenenler 80-89 yaşları arasında olanlar. 40 yaş altında olan ve virüs kaptığı tespit edilen beş kişi daha önce kronik hastalık nedeniyle tedavi görüyormuş. Ölenlerin yüzde 70’inin erkek olması da ayrıca dikkat çekiyor. Genel olarak ölenlerin yarısından fazlası bir ya da daha fazla hastalığa sahipmiş. Bu hastalıkların başında yüksek tansiyon, diyabet, kanser, kalp ve solunum yetmezliği geliyor. Uzmanlar, virüse yakalananlar arasında ölüm oranının fazla olmasını, virüse yakalanıp resmi kayıtlara geçmeyenlerin olmasından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Bunların bir kısmının koronayı hafif grip şeklinde geçirdiği tahmin ediliyor. Bu nedenle gerçek ölüm oranının yüzde 3 civarında olduğu iddia ediliyor.

Roma’dan bildiren Süddeutsche Zeitung temsilcisi Oliver Meiler ölümlerin sayısının fazla olmasını dört başlık altında sıralıyor.

Demografik nedenler: İtalya’da nüfusun yaş ortalaması 46,3. 65 yaş üstü 21 milyon insan yaşıyor. Bu nedenle öncelikli olarak bu gurupta olanların etkileniyor.

Virüsün yaygın olduğu Kuzey İtalya, ülkenin kalbi durumunda. Nüfusun yüzde 40’ı bu bölgede yaşıyor. Hal böyle olunca da sanayi de bu bölgede yoğunlaşmış. Hava kirliliği ve ona bağlı olarak küresel ısınmanın etkisi bu bölgede daha fazla. Normal koşullarda da hava kirliliği nedeniyle bölgedeki nüfus arasında solunum yetersizliği yaygın bir sorun. Koronavirüs ile solunum yetersizliği birleşince ölümlerin sayısı hızlı şekilde artıyor.

Son ekonomik krizle birlikte İtayla sağlık sisteminde önemli kısıtlamalara gidildi. Son on yıl içinde sağlık alanında araştırmalarda yüzde 21 bütçe kesintisi yapıldı. Maaşı düşük olan sağlık çalışanları ve bilim insanları bu nedenle yurtdışına göç etti. Sağlıkta nitelik düştü.

Koronavirüsün ortaya çıkmasından sonra İtalya, Çin’den uçuşları durduran ilk Avrupa ülkesi oldu. Ancak buna rağmen Çin’deki İtalyanlar Paris, Frankfurt ve Zürih üzerinden ülkeye giriş yapmaya devam ettiler. Hem de bir teste tabi tutulmadan, karantinaya alınmadan.