Altı üstünden neden daha iyi olmasın?

ASLI AYDIN ÖZDEMİR*

Koronavirüs bizleri fiziksel, duygusal, bilişsel, ekonomik, sosyal, politik ve ruhsal olarak etkiliyor. Belki de ilk defa tüm dünya aynı teknede ve aynı şeyden korkuyor. Şimdiye kadar birbirinin yașadığı acıya duyarsız kalan insanlar, ortak bir korkuda birlești ilk defa. Şimdi herkes kaygılı, endișeli ve korku içinde. Çok kısa bir zaman içerisinde salgının hızını kesmek için alınan önlemler hayatımızın akıșını değiștirdi, hayatımızı altüst etti. Şu an sürecin çok bașında olduğumuz ve ağır basan duygumuz endișe ve korku olduğu için farkedemiyoruz belki, ama nereden biliyoruz ki altının üstünden daha iyi olmadığını?

Bu zor ve uzun bir süreç olacak gibi gözüküyor. Sürecin her așamasında farklı zorluklar, farklı duygular yașayıp, bu zorluklarla bașetmek için farklı șeylere ihtiyaç duyacağız. Şu an sürecin çok bașında olduğumuz için ve bir bilinmezlikle karșı karșıya olduğumuzdan durumun ne olduğunu anlamak, hem kendimizi hem de sevdiklerimizi korumak konusunda neler yapabileceğimizi öğrenmek iҫin bilgi topluyoruz.

Bu ihtiyaçtan dolayı ortamda çok fazla bilgi kirliliği olușuyor. Bunların hepsini takip etmek neredeyse mümkün de değil faydalı da değil. Seçici olmak ve güvenilir bilgi kaynaklarını kullanmak önem kazanıyor bu noktada.

Tüm bu bilgi kirliliğine rağmen hemfikir olunan çok önemli bilgiler var ve hepimiz bu bilgilere göre hareket etmeye çalıșıyoruz. Bunlardan biri hijyen ile ilgili yapıması gerekenler diğeri de “sosyal mesafelenme”.

Hijyen kurallarına uymakta zorluk çekmeyen biz insanlar “sosyal mesafenlenme” konusunda ciddi zorluklar yaşıyoruz. Okula gidemeyen çocuklar, homeoffice çalıșma düzeni, her geçen gün konulan sınırlar ile daralan sosyal çemberimiz. Tüm bu radikal değișimler duygusal olarak zorlanmaları, insanın kendisiyle ve hayat düzeni ile yüzleșmesini de beraberinde getiriyor ve bu hiç de kolay birșey değil.

Tüm bu köklü değişiklikler, belirsiz ve endişe verici durum içerisinde ruh sağlığmızı korumak bedensel sağlığımızı korumak kadar önemli.

Ruh sağlımızı korumak ne demek peki?

Ruh sağlımızı korumak demek; sakin kalabilmek, olumlu düşünebilmek, problem çözme becerilerimizi ve diğer kaynaklarımızı kullanarak zorluklarla baședebilmek, kendimizle ve sevdiklerimizle bağlantı da kalabilmek demek.

Bu zorlayıcı dönemde duygularımıza yer açmak; onları bastırmak, yok saymak ya da biran önce kurtulmaya çalıșmak değil; bu duygular zor duygular (korku, kızgınlık, endișe, korku, utanç gibi) olsalar da onların adını koymak, ifade edebilmek, onlarla yașayabilmek ve onları yönetebilmek demek. Kendimize sürekli hatırlatmamız gereken birșey var o da; yașadığımız duyguların değil yașanan durumun anormal olduğu.

Bu zor dönemi hem kendimize hem sevdiklerimize daha fazla zorlaștırmamak için evde kalmak dıșında sakin kalmak, olumlu kalmak ve bağlantı da kalmak durumundayız. Sosyal mesafelenmeyi yalnız kalmak, çaresiz kalmak, paylașamamak olarak değil, hem kendimize hem bașkalarına karșı daha anlayıșlı, sabırlı ve sakin kalmak, birbirimizin hayatlarında ne kadar önemli olduğumuzu unutmadan vicdanımızın, yüreğimizin ve aklımızın sesini kullanıp mesafelere rağmen dayanıșmayı ve bağlarımızı güçlendireceğimiz bir fırsat olarak da görebiliriz.

Bu zor günlerde eğer görmeye, duymaya, anlamaya ve kabul etmeye çalıșabilirsek bize çok șeyler öğretecek; bu herșeye mola verdigimiz ve evde kaldığımız dönemi, kendimize ve sevdiklerimize yabancılaștıran bu sistemin bir molası, hatta iflası olarak değerlendirip önce kendimizle bașbașa kalıp, kendimizi daha iyi tanımaya ve anlamaya çalıșabilir, sonra da evde beraber yașadığımız ama çok da iyi tanımadığımız eșimizi ve çocuğumuzu yakından tanıyabilir ve bașka türlü de yașayabileceğimizi deneyimleyebiliriz.

Evde kalın, sevdiklerinizle ve kendinizle bağlantıda kalın, umutla kalın, duygularınızla kalın, olumlu kalın ve sağlıkla kalın.

(* Psikolojik danışman ve öğretim görevlisi)