Bir süpermarket kasiyerinin Korona deneyimleri: „Kuru bir teşekkür bana yetmiyor“

Süpermarket çalışanları korona krizinde bile çalışmak zorunda. Bu konuda başbakandan bile övgüler aldılar. 30 yaşındaki Farina Kerekes, Ruhr bölgesindeki bir süpermarkette kasada çalışıyor. Stern dergisindeki röportajında, son birkaç gündeki deneyimlerini anlatıyor ve takdirin daha yüksek ücrete de yansıtılmasını umuyor.

Bayan Kerekes, Angela Merkel’in sözlerini duyduğunuzda aklınızdan neler geçti?

Konuşmayı işten dönüş yolunda radyoda dinledim ve içimden: „Teşekkürler! Bir kez de olsa bizden bahsedilmesi güzel.“ dedim.

Günlük çalışmanız sırasında da bu takdiri hissediyor musunuz?

Şimdilerde evet. Bize teşekkür eden, çikolata ve çiçek getiren daha çok insan var. Bu gerçekten çok hoş. Hatta bazıları meslektaşlarımı ve beni kahraman olarak tanımlıyor. Yoksa özellikle erkekler tarafından aşağı görülerek muamele edilir bize. Bir yandan, halktan biraz takdir almamızın iyi olduğunu düşünüyorum, öte yandan, umarım sadece bu şekilde kalmaz.

Ne isterdiniz?

Sadece „Teşekkür ederim“ benim için yeterli değil. Cinsiyetler arası ücret farkının nihayet ortadan kalkmasını istiyorum. Benzer mesleklere sahip erkeklerin yüzde 20 daha fazla para kazanmaları akıl alacak bir şey değil. Onlar, finans işlerini yapan ve mağazanın çalışmasında direkt hiçbir rolleri olmayan ‚koltuk işgalcileri‘. Perakendede, TİS’lere göre ödeme yapan çok az şirket var. İnsanların çoğu pek inanmasa da gerçekten zor ve yorucu bir iş yapıyoruz. Şimdi sistem için ne kadar önemli olduğumuz görülüyor. 40 yıl boyunca kasada oturan, rafları dolduran insanlar sadece asgari ücret aldıkları için yaşlılıkta yoksulluğa mahkûm edilemez.

Almanlar olası karantinalara ve sokağa çıkma yasaklarına hazırlanmak için yaklaşık bir buçuk haftadır süpermarketlere akın ediyorlar. Bu süre zarfında nasıl deneyimler yaşadınız?

İnsanların yakında biteceği endişesiyle acilen tuvalet kağıdı satın alması gerektiğine dair hikayeler dinlemek zorunda kaldım. Herkes tuvalet kağıdı almak isterse tabi ki mağazada tuvalet kağıdı kalmaz. Bir de tuvalet kağıdı sadece başlangıçtı. Şimdi çocuk bezi ve bebek maması satın alınıyor. Bu durum elbette dramatik. Birçoğu da normal hane halkı ihtiyacının ne olduğunu anlamıyor. Geçenlerde bir karton diş macunu almak isteyen müşterim vardı. Böylesi durumlarda müşteriler arasında kavga başlayabiliyor.

Birçok insan belli bir zaman sonra rafların tamamen boş olacağından korkuyor. Bu haklı bir korku mu?

Bizde her şey normal, her gün normalden daha fazla tuvalet kağıdı bile geliyor. Stoklamak için bir sebep yok. Stoklamanız sizden başka birilerinin o ürünü bulamaması anlamına gelir. Bu başkaları da çoğunlukla yaşlı insanlar veya şimdi çalışmak zorunda olduklarından alışverişe gidemeyenler.

Şu andaki iş yoğunluğu size nasıl yansıyor?

Noel’de olduğu gibi mağazada çok iş oluyor. Zihinsel yük çok yüksek: Her müşteri rafların neden boş olduğunu ve durumun ne kadar kötü olduğunu bizimle konuşmak istiyor. Bu, belli bir süreden sonra gerçekten sinir bozucu.

Müşterilerden hastalık kapacağınız korkusunu taşıyor musunuz?

Pek korkmuyorum, ama dikkat ediyorum. İnsanlardan mümkünse kartla ödeme yapmalarını istiyoruz, ancak sadece birkaçı yapıyor. Birçoğu da uygun bir mesafenin ne olduğunu bilmiyor. Ben uzaklaşıyorum, onlar yaklaşıyor. Ama daha önce de öyleydi. Bazı müşteriler sessizce arkadan çalışanlara yaklaşır, başlarını uzatır ve bir şey sorar.

Bu süre zarfında mesleğiniz kamuoyunun dikkatini çekti. Müşteriler olarak, korona virüsünden sonra bundan ne ders çıkarabiliriz?

Oldukça basit, birbirimizle dayanışma. Kasiyerler her zaman kasada “iyi günler” diyor ve gülümsüyor ama müşterilerin çoğundan karşılık gelmiyor. Uzun uzun konuşmak zorunda değilsiniz, “merhaba” ya da küçük bir gülümseme yeterli olacaktır.

Çeviren: Semra Çelik