Dünya ekonomisi krizin eşiğinde

Koronavirüsü salgınının pandemiye dönüşmesi üzerine aşırı üretim krizinin belirtilerinin üstü kapatılmaya ve “Korona” krizinden söz edilmeye başlandı. Salgın hastalık şüphesiz ekonomiye yansıyacak – ama kapitalizmin kronik hastalığı olan krizin nedeni salgın değil. Salgın ‘sadece’ krizin etkilerinin artmasına neden olacak.

SERDAR DERVENTLİ

Federal Hükümet, Koronavirüsü salgınını gerekçe göstererek yüz milyarla ifade edilen (yan sayfaya bkz.) kurtarma paketi hazırladı. Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz ve Federal Ekonomi Bakanı Peter Altmeier, ekonomiyi korumak hazırlanan paketi açıklarken, “masaya koyduğumuz miktar yetmez diye kimsenin korkmasına gerek yok. Şirketlerin korunması için sınırsız kaynak kullanma sözü veriyoruz” dediler.

EKONOMİ EN AZINDAN YÜZDE 5,7 DARALACAK

Federal hükümetin elinden gelen her şeyi yapacağını söyleyen Altmeier, “Gayri safi milli hasılanın (“Bruttoinlandsprodukt”) en azından 2009’da yaşanan dünya krizindeki gibi düşmesini bekliyoruz” dedi. Söz konusu krizde Almanya ekonomisi yüzde 5,7 daralmıştı. Altmeier’in “en azından” tanımlaması dikkat çekiyor.

Federal hükümete danışmanlık yapan “Ekonomi Bilgeleri” (“Wirtschaftsweisen”) hazırladıkları değişik senaryolarda ekonomik daralmayı yüzde 5 – 20 arası beklediklerini açıkladılar.

KORONA ÖNCESİ HER ŞEY YOLUNDA MIYDI?

Öncelikle şunları belirtmek gerekiyor: Koronavirüsü salgınının pandemiye (dünya genelinde salgına) dönüşmesi haliyle ekonomiye olumsuz yansıyacak; Özellikle önümüzdeki hafta ve aylarda dünya genelinde vatandaşların günlük tüketim alışkanlıkları değişeceği gibi uzun ömürlü malları (beyaz eşya, otomobil vb.) satın alma eğilimleri gerileyecek. Ve bu eğilimin kısa süreli olmaması, pandeminin sona ermesinden sonra psikolojik etkilerinin aylarca sürmesi bekleniyor. Bunun birçok sektörü olumsuz etkileyeceği ortada.

Psikolojik etkileri bir yana birçok emekçinin kısa çalışmaya girmesi ve bu süreçte işsiz kalanların çok ciddi borçlanmaları (kira borcu, taksitleri ödeyememe sorunu vs.) söz konusu olacağı için zaten tüketim harcamalarının kısa sürede patlama yapmasını ve kısa denebilecek bir süre içinde ekonomiye destek olmalarını beklemek hayalcilik olacaktır.

“Korona öncesi her şey yolunda mıydı” sorusuna gelince ise kesin olarak hayır demek gerekiyor. Deutsche Industriebank (IKB) tarafından 4 Şubat 2020’de yayınlanan bir raporda genelde dünya ve özelde Alman imalat sanayisi inceleniyor. Raporda 2018’in üçüncü çeyreğinden itibaren (birinci grafiğe bkz.) imalat sanayisinde bir bütün olarak gerileme olduğu görülmekte.

AŞIRI ÜRETİM KRİZİNE DOĞRU…

Dünya genelinde gerileme daha yavaş gerçekleşirken Almanya’daki imalat sanayisindeki gerilemenin daha hızlı geliştiği görülüyor. IKB raporunda dikkat çeken nokta şu: İmalat sanayisinde gerileme söz konusu olmasına karşı Alman sanayisi satışlarda 2019’un üçüncü çeyreğine kadar bir sıkıntı içine düşmemişti. Yani Alman sanayisinin o döneme kadar piyasadan talep sıkıntısı yoktu.

Bunun nedeni ise ikinci grafikte görülmekte: 2015 yılının ikinci yarısından itibaren Almanya’daki fabrikalar üretimi artırarak sipariş/depo envanterini (“Auftragbestand”/”Lagerbstand”) sürekli yükseltmişti. Yani piyasada talep edilenden fazlası üretiliyor (ve depolanıyor) ve aşırı üretim krizinin ‘ilk adımı’ da atılmıştı.

OTOMOBİL SEKTÖRÜ KİLİT POZİSYONDA

Her ne kadar IKB raporunda, “Alman sanayisinin talep sıkıntısı yok” denilse de bu tespit artık gerçeği yansıtmıyor. 2019’un son çeyreğinde sadece Alman sanayisinin değil dünya sanayisinin de piyasadan talep sıkıntısı başladı.

Otomobil sektörü örneğinde kalacak olursak; 2017 yılına kadar yükselişte olan dünya otomobil piyasası 2018’de gerilemeye başladı. Avrupa genelinde otomobil satışları yılın ilk iki ayında yüzde 7,4 geriledi. Almanya’da ise gerileme yüzde 11 ve 11,6 olarak gerçekleşti. Almanya’da üretim 2019 ortalamasında bir önceki yıla oranla yüzde 9 gerilemişti, son aylarda gerileme (tabloya bkz.) çift haneli olarak gerçekleşti. Dünyanın en büyük otomobil piyasası olan Çin’de ocak ayında üretim bir önceki aya oranla yüzde 34 düşerek 1,44 milyon olarak gerçekleşti. Satışlar ise yüzde 75 düştü. 2019 ortalamasında ise üretim yüzde 7,5 olarak gerçekleşti.

Görüldüğü gibi bugün “Koronavirüsü” nedeniyle krize girdiği ileri sürülen ve zorunlu izin, zaman havuzlarında biriken saatlerin kullanımı ve kısa çalışma gibi değişik yöntemlerle üretimi durduran otomobil sanayisi dünya genelinde bir krize girmişti. Kilit sanayi olan otomobil sektöründeki gerileme makine sanayisine, demir-çelik, elektro, tekstil, kimya, petrol vd. sanayilerini de etkiliyor. Bunun direk ve dolaylı olarak diğer sektörlere yansıması önümüzdeki aylarda daha fazla hissedilir hale gelecek.

KORONA DEĞİL KAPİTALİST KRİZ!

Sermaye ve medyadaki işbirlikçileri kapitalist krizlerin üstünü örtmek için sürekli özel bir çaba gösterirler. Onlara göre krizin nedeni kapitalist üretim tarzı değil başka etkenlerdir. Başka bir etken bulmakta zorlandıklarında ise sanki kapitalizm ile bir ilişkisi yokmuş gibi isim bularak sorunu çözmeye çalışırlar. “Petrol Krizi”, “Asya Krizi” vs. Bu birçok okurumuzun rahatlıkla anımsadığı son dünya ekonomik krizinde (2008/2009) döneminde de yaşanmıştı. Önce “Subprime” (emlak) krizi olarak adlandırılan kriz ilerleyen süreçte bankaların çökmeye başlamasıyla “finans krizi” veya “bankalar krizi” olarak anılır oldu.

Önümüzdeki süreçte yaşanması kaçınılmaz görünen aşırı üretimden kaynaklanan ekonomik kriz şimdiden “Korona Krizi” olarak tanımlanmaya başlandı. Fakat ne denirse densin yaşanacak olan kapitalist bir kriz olacaktır. 2009’dan sonra başlayan uzun bir ekonomik büyüme sürecinin sonundayız. Ve bu süreçte dünya genelinde çok sayıda yeni üretim merkezileri açıldı, var olanlar modernleştirildi ve ciddi bir aşırı üretim kapasitesi yaratıldı. Örneğin 2008 sonunda dünya genelinde 61 fabrikası (ve 370 bin işçisi) olan VW tekelinin bugün 124 fabrikası (ve 671 bin işçisi) bulunuyor. Veya değişik alanlarda aktif olan Amazon tekelinin 2008 yılında çalışan sayısı 21 bin iken bu sayı 2019 sonunda 798 bine çıkmıştır. Birçok ünlü telefon ve bilgisayar tekeli için üretim yapan Faxconn 2010 yılında 800 bin çalışanı vardı, bu rakam 2017 sonunda 1,3 milyonu aşmıştı. Benzeri örnekleri değişik alanlardaki farklı tekellerle çoğaltabilir.

Ekonominin büyüdüğü dönemlerde üretim kapasitelerini hızla büyüten kapitalistler aynı süreçte kârlarını da sürekli yükseltmeyi hedefler. Bu ise işçi ve emekçilerin ücretlerinin düşmesine, alım güçlerini yitirmelerine neden olur. Sonucunda ise tüketim mamullerine yönelik talepte düşme eğilimi başlar. Ve bu sonunda büyümenin durmasına, krize yol açar.


Otomobil üretimi

 

Ülke                      2016       2017      2018      2019

Çin                         24,4        24,8       23,5       21,4

ABD                       12,2        11,2       11,3       10,9

Japonya               7,9          8,4          8,4          8,2

Almanya              5,8          5,6          5,1          4,7

Dünya   top.      72,1        73,4       70,5       67,0

 

Yıllara göre verilen rakamlar ülke içi ve sadece binek araç üretimini ifade etmektedir.

Kaynak: oica.net, acea.be


Almanya’da otomobil üretimi

 

Ekim      288.649  -%16

Kasım    304.819  -%12

Aralık    219.858  -%12

Ocak      255.600  -%11

Şubat    388.900  -%11,6

Kaynak: vda.de, de.statista.com; Son beş ayın rakamları. Yüzde rakamları bir önceki yılın aynı dönemine oranla.

%d Bloggern gefällt das: