COVID-19 ile mücadele eden Appler masum mu?

Akıllı telefon uygulamaları, COVID 19 bulaşmış kişilerin ilişkilerini izlemeye ve test sonuçlarını sorgulamaya yardımcı olacak. Ancak veri güvenliği ve verilerin korunması söz konusu olduğunda telafi edilmesi gereken epey açık var.

Deutsche Telekom’un COVID-19 app, söylenenlere göre çok titiz şekilde hazırlandı. Koronavirüs konusunda test edilenler sonuçlarını daha kısa sürede elde edecekler, bir şifre alarak test sonucunu sorgulayabilecekler. Ancak sertifika konusundaki bir hata verilerin korunmasının ihlal edilmesine yol açtı. Federal Sağlık Bakanı Jens Spahn, korona hastalarıyla daha hızlı iletişim kurmak ve bu durumdakileri karantinaya almak için kapsamlı şekilde cep telefonu takibi yapılmasını istediğinde de oldukça titiz davranmıştı. Enfekte kişilerin temaslarını hızlı şekilde izlemek için dijital araçların kullanılması uzun süredir ileri sürülen bir talepti. Bu yüzden Pan Avrupa Gizlilik Koruma Proximity Tracing (pepp-pt) olarak adlandırılan işveren ve bilim insanlarından oluşan 130 kişilik platform pandemi dönemlerinin kurtarıcısı olarak övgüler almıştı. Halbuki bu teknolojinin avantaj ve dezavantajları yeterli şekilde tartışılmadı.

Enfekte kişilerin temaslarını ve ilişki trafiğini izlemek için bu tür konseptler şu anda çeşitli gruplar tarafından geliştirilmekte. Bununla birlikte, Pepp-Pt platformunun çalışması Alman ordusunun saha testlerinde kullanıldığı için medyada sunuldu. Uygulamanın olabilmesi için herkesin cep telefonunda bu app’in bulunması gerekiyor. Bluetooth aracılığıyla yayılan ışınlar sayesinde temas halinde ya da yakında bulunan kişinin enfekte olduğu anlaşılıyor.

Robert Koch Enstitüsü Başkanı Lothar Wieler, 3 Nisan’daki pandemik durumla ilgili basın toplantısında politikacıların büyük umutlar beslediği izleme aracını anlattı. Şu anda sağlık daireleri koronavirüs testi pozitif çıkan bir kişinin temaslarını kalem, kağıt ve telefonla izliyor. Enfeksiyon zincirlerini kırmak için temas edilen kişileri karantinaya almak istiyorsunuz. Ancak sağlık dairesi görevlileri bu göreve yetemez durumdalar. Lothar Wieler:“Aşımız olmadığı sürece, hastalığımız olacak ve bu da sağlıkçılar üzerinde büyük bir yük olacak. Sağlık otoriteleri salgınları tekrar tekrar tanımak ve bastırmak zorundadır ve bunun için her yardım önemlidir. Bu anlamda haber veren insanlara ihtiyacımız var. Dijital araçlara ihtiyacımız var ve elbette kişi izlemenin başarılı ya da başarısız olduğunu anlamak için test sistemlerine ihtiyacımız var.“ dedi.

Veri gizliliği ve korunması konusundaki uzmanlarsa bu tür uygulamaların büyük riskler içerdiği düşüncesindeler. Her türlü titizliğe, şifre uygulamasıyla numaraların gizlenebileceği iddialarına rağmen bir kişinin bütün ilişkileri, nerelerde dolaştığı, ağırlıklı olarak uğradığı yerler vb. oluşturulan bir veri toplama merkezine teslim edilecek. Böylece camdan insan yaratılmasında bir büyük adım atılmış olacak. Bu tür izleme uygulamaları normalde ülkelerin haber alma teşkilatları tarafından ‚teröristlerin izlenmesi’nde kullanılmakta. Ancak koronaya bağlı olarak Çin, Singapur, Güney Kore, bazı Doğu Avrupa ülkeleri, İsrail, vb.de enfekte olan kişilerin izlenmesinde de kullanılıyor.

Almanya’da şimdilik gereksiz olduğuna karar verilen applerin hastalığın yaygınlaşmasıyla kullanıma açılacağına kesin olarak bakılıyor. RKI başkanının koruyucu maskeleri gereksiz olarak ilan ederken Covid19 hastalarını izleme applerinden olumlu şekilde söz etmesi de politikacıların virologları yanlarına alacakları şeklinde değerlendiriliyor. Halkın çoğunluğunun hastalığın yayılmasının önlenmesi için her türlü tedbire hazır olduğu günlerde getirilebilecek takip uygulamasının, korona sonrası kullanılıp kullanılmayacağı ya da hangi amaçlarla kullanılabileceği ise dar bir çevrede tartışılıyor. (YH)