Dayanışma güç kazandı

Korona döneminde Almanya’da dayanışma, komşusunu düşünme, yoksula el uzatma yeniden öne çıktı. Pek çok kentte ortaya çıkan dayanışma inisiyatifleri, toplumda var olan anlamlı bir duyguyu bir kez daha açığa çıkardı. Köln’deki dayanışma örnekleri bunu gösteriyor. Kendisinden başkalarını düşünmeyen egoistler ise korona dönemini utanarak hatırlayacaklar.

YÜCEL ÖZDEMİR

Koronanın etkisini güçlü şekilde hissettirdiği, mümkünse sokağa çıkmamanın, çıkılırsa bile iki kişiden fazla bir arada durmama çağrısının yapıldığı günlerde, Almanya’nın Köln ketinde 40’lı yaşlardaki Rebecca ve Benedict H., komşularının kapısını tek tek çalarak altında cep telefon numaralarının yazılı olduğu bir el ilanını bıraktı. Bugüne kadar sokakta gördüğü ama çoğuyla selamlaşmadığı komşularına yardım etmeye hazır olduklarını içeren bu el ilanı kısa sürede komşular arasında konuşulmaya başlandı.

Rebecca el ilanını dağıttıktan sonra tam altı kişinin kendisini aradığını söyledikten sonra sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Arayanların hiç birisi yardım talebinde bulunmadı. İhtiyaçlarını bir şekilde karşıladıklarını anlattılar. Sonra da yardıma hazır olduğumuzu bilmelerinin kendilerini çok mutlu ettiğini söylediler. Özellikle yaşlılar bundan çok mutlu oldu. İnsanların bu zor dönemde yalnız olmadıklarını görmeleri, hissetmemesi güzel bir duygu. Biz de bundan çok mutlu olduk. Hiçbir şey yapmadık, ama dayanışmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu yaşayarak gördük.”

Rebecca kentin değişik semtlerinde arkadaşlarının da benzer bir çağrı yaptığını da anlattı. Yani komşularına el uzatanlar sadece onlar değil. Gerçekten de Köln’ün Ehrenfeld semtinde dolaştığınızda “Korona Dayanışma Hattı” ilanlarını her yerde görmek mümkün. Herkes, kendi ihtiyaçlarını karşılamayacak olanlar için adeta seferber olmuş durumda.

Buna benzer girişimler elbette diğer kentlerde de var.

***

Barış Şahin de 40’lı yaşlarda. Köln’de büyümüş. İnşaatlarda iskele kuran bir firması var. Korona günlerinde çalışmaya devam ediyor. İnşaatlar çalışmanın yasaklandığı işyerleri arasında değil. Barış Şahin bu zor dönemde ilginç bir dayanışma kampanyası başlatıyor. 28 Mart Cumartesi günü halden kendi parasıyla satıl aldığı 300 koli suyu, gönüllü işçilerle oturduğu semtten başlayarak yaşlılara dağıtmaya başladı. Her gün inşaatlara malzeme taşıdıkları kamyona su yükleyerek, üzerine de “Dedeler ve neneler için ücretsiz su” yazarak sokaklarda dolaşmaya başlamış. Şahin sonrasını şöyle anlatıyor: “Koronavirüs başladığında herkes evde kalalım demeye başladı. Evet virüsün yayılmaması için bu doğru. Ancak bunun yaşlılar için doğru olmadığını düşündüm. Çünkü bazıları balkona dahi çıkacak durumda değil. Bunu düşününce evden çıkamayan yaşlıları için su dağıtabileceğimizi düşündüm. Kendi cebimizden su alıp oturduğumuz mahalleden başlayarak dağıtmaya başladık. Bizi görenler şaşırdı. Çok sevindiler. Ağlayanlar oldu. İlk başta önyargıların olabileceğini düşünerek korkarak, çekinerek başladığımız su dağıtma işinde cesaretimiz giderek arttı. Virüs Alman, Türk, Kürt, Arap ayrımı yapmadan herkesi vuruyor. Özellikle yaşlı Alman neneler ve dedeler ne yapacaklarını şaşırdı. Karşılaştığımız bir hemşire suyu almak istemedi. Hem de çok çalıştığını ve alış veriş yapacak zamanının olmadığını söyleyerek. Ama biz ona zorla da olsa suyu verdik. Her akşam balkona çıkıp alkışladığımız sağlık çalışanları dayanışmayı hak ediyor. Su dağıtmamız ona da çok büyük bir moral oldu.”

Şahin ve arkadaşlarının kendiliğinden başlattığı ücretsiz su dağıtma kısa sürede ses getirdi, yerel basında yer aldı. Bunun üzerine destek vermek isteyenlerin sayısı da arttı. Bir dahaki hafta istek üzerine tuvalet kağıdı dağıtacaklarını da sözlerine ekledi.

***

Bunlar görünen, yapanları belli olan dayanışmalar. Bir de görünmeyenler var. Örneğin Köln’deki bir çok semtte bu süreçte yoksullara, evsizlere yardım amacıyla “Gaben Zaun”lar (Hediye çitleri) kuruldu. Çünkü yoksulların daha önce yardım aldığı yerlerin çoğu bu süreçte kapandığı için onlar bu dönemi çok daha riskli ve zorlu geçiriyorlar.

Çitlerde üzerinde içinde ne olduğunu yazan pusulara bakarak ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan insanlar da bu zor dönemi sağlıklı atlatmanın çabası içerisinde. Örneğin Ehrenfeld’de Venlorer Caddesi üzerinde bulunan Protestan Kilisesinin çitine iki kilo patates asan kadın, buna mutlaka ihtiyaç duyulacağını söylüyor. Çitin olduğu yerin hemen önünde duran manavdan patatesleri alıp asan kadın, sessiz sedasız ihtiyacı olanlara yardım etmek gibi erdemli bir davranış örneği sergiliyor.

Satın altıkları ya da evinden getirdikleri yiyecek ve giyecekleri “Hediye Çitleri”ne asanların sayısı belli değil, ancak bu girişimin kendisi bile bu zor dönemde özel bir anlam ifade ediyor. Genel olarak toplumda birbirine sahip çıkma duygusu ve sosyal sorumluluk.

Bunun tersi ise tekil. Hatta bu tekillik çoğu zaman abartılarak yansıtıldı. Örneğin büyük bir alışveriş merkezinin sosyal medyada dolaştırdığı reklamda, bir kadın ve bir erkek tuvalet kâğıdı paketini çekiştirerek almaya, diğerine kaptırmamaya çalışıyor. Tansiyonun tam yükseldiği sırada, alışveriş merkezinin bir çalışanı elindeki kılıcı sallayıp tuvalet kağıdı paketini ortadan ikiye bölüyor. Sonra da “Kavga etmeyin, herkese yetecek kadar var” yazısı çıkıyor.

Reklama taşınan bu duruma benzer sahneler elbette olabilir. Ancak bu geneli yansıtmıyor. Marketteki son tuvalet kağıdını utanarak alanların olduğunu gösteren pek çok örnek de bulunuyor. Kendisinden sonrakileri düşünmek korona döneminin ortaya çıkardığı en önemli duygulardan birisi oldu. Egoistçe davranan, kendisinden sonrakileri düşünmeyenler ise bu günleri utanarak hatırlayacaklar.

***

Dolayısıyla koronavirüsün yayılmaya başlamasının ardından öne çıkan kavramlardan biri de dayanışma oldu. İnsanlar arasında dayanışma, birbirine el uzatma önceki döneme göre bir kat arttı. Her ne kadar, virüsün yayılmasına karşı hükümetler tarafından alınan kararlarla “sosyal mesafe”nin korunmasından söz edilse ve farklı uluslardan ve inançlardan insanlar arasında fiziksel açıdan yakın temas olmasa da sosyal ilişkilerin güçlendiği bir dönemden geçiyoruz.

Bu zor zamanda komşusunun kapısını çalıp, araya fiziksel mesafe koyarak, alışveriş için bir ihtiyacının olup olmadığını sormak adeta sıradan bir davranış haline geldi. Her semte, mahallede, sokakta kapılara asılan el ilanlarına yazılan telefon numaraları bu dayanışmanın somut hale dönüştüğü kanallar oldu. Bunu yapanların başında gençlerin olması ise ayrı bir önem taşıyor.

Koronavirüs öldürmeye devam ederken, dayanışma yaşama sarılmak için umut oldu.