‘Hasta ve çalışanların korunması piyasaya bırakılamaz’

Değişik mesleklerden hastane çalışanları Hamburg Senatosu’ndan hastanelerde korona salgını için hazırlıkların ve çalışanlarla hastaların korunmasını talep ediyor!

Sedat Kaya

„Hamburg Hastane Hareketi“ 3 Nisan’da Hamburg Belediye Başkanı Tschentscher ve Sağlık Senatörü Prüfer-Storks’a yönelik bir açık mektup yayınladı.

Korona salgını, on yıllardır izlenen sağlık politikaları nedeniyle önümüzdeki döneme hazır olmayan hastaneleri sert bir şekilde etkiledi. Hamburg Hastane Hareketi bu politikanın sonuçları olan personel yetersizliği, yetersiz korunma, sabit oranlı vaka sistemi ve çalışanların kararlara katılma hakkının olmamasıyla mücadele ediyor. İnisiyatifin arkasında tüm Hamburg hastanelerinden yaklaşık 300 aktif çalışan bulunuyor. Hareket daha önce, eyaletteki bakım sorununa karşı Hamburg hastanelerindeki 4500 çalışan tarafından imzalanan bir dilekçe yayınladı.

Hamburg Hastane Hareketi’nden Pauli ile hastanelerdeki mevcut durum hakkında konuştuk. Yoğun bakım ve anestezi bölümünde uzman bir hemşire olan Pauli korona hastaları için izolasyon ünitesinde çalışıyor.

Zaten daha önce de birçok eksikliğin olduğu yerlerde korona sizi nasıl etkiliyor?

Pandemi öncesi bakım, tedavi veya temizlik gibi önemli alanlarda bir personel sıkıntısı olduğunu zaten saptamıştık. Personel eksikliği nedeniyle, biz hasta bakıcılar hastalara iyi bakım garantisi veremiyorduk. Şimdi kamuoyunda yeterli yoğun bakım yatağı veya solunum cihazı olduğu hakkında konuşuluyor. Bu kısmen doğru olsa bile, onları çalıştıracak uzman personel eksikliği var. Korona krizinden önce bile, yoğun bakım ünitelerinin tam olarak kullanılmasını garanti edecek yeterli personel yoktu. Şimdi daha önce sağlık alanında çalışanları harekete geçirmeye ve onları tekrar görevlendirmeye çalışılıyor. Diğer alanlardan gelen personel de harekete geçiriliyor ve yoğun bakım ünitesine yönlendiriliyor. Ama bu sadece bir yardım çalışması. Aynı zamanda, sadece yoğun bakım hastaları değil, hala normal koğuşta olan hastalar da var. Bunların bakımı da devam etmek zorunda. Ayrıca koruyucu materyal, maske vb. eksikliği var. Bazı kliniklerde maske dağıtılıyor ama vardiya başına sadece bir maske kullanılmak ve mikrop bulaşmadığından emin olunmak zorunda. Yani hem personel hem de malzeme eksikliği var.

Peki salgınla nasıl baş edilecek?

Kesinlikle personelin pahasına. Özellikle de yoğun bakım ünitelerinde. İş arkadaşlarımızın orada olması ve odalarda kalması gerekir, aksi takdirde infüzyon pompaları ve solunum cihazlarından gelen alarmları duyamazsınız. Kapılar kilitli kalmalıdır. Meslektaşlarımız şimdi 4-6 saat boyunca özel solunum maskeleri altında çalışmak zorundalar. Yüzlerinde çürükler oluşuyor, maskelerin altında nefes almak zor. Zaten mevcut olan hemşirelikteki fiziksel zorlanmaya ek olarak, bu durum son derece yorucu. Personelin daha sık değiştirilmesi gerekiyor: Çünkü tüm ağız ve boğaz yolunuz kurur, daha düzenli olarak bir şeyler içmeniz gerekir. Ancak bu odalarda maskeleri çıkaramadığınız için su bile içemezsiniz. Her seferinde kurallara göre girip çıkmanız gerektiğinden tuvalete gidişlerinizi düşünmek zorundasınız. Meslektaşlarımın çalışma koşulları çok zor. Ve diğer ülkelerdeki gibi krizin yüksek aşamalarına gelindiğinde kesinlikle iş arkadaşlarım yeni bir vardiya sistemine geçişle, çağrı üzerine görev ve fazla mesainin uzatılmasıyla karşı karşıya kalacaklar. Bu durum personel eksikliğinin daha uzun planlanmasını gerektirir. Yeterince yoğun bakım yatağı ve solunum cihazı olduğunu söyleseniz bile, onları çalıştıracak personel eksikliği var. Yeni personel, diğerlerinin 5 yılda öğrendikleri ve farklı deneyimlere sahip olduğu bilgiyi hızlı kurslarda öğrenip görevlendirilecektir.

Diğer talepleriniz neler?

Birçok hastane özelleştirildi ve diğerleri de birbiriyle rekabet eden işyerleri gibi davranıyor. Kârı en üst düzeye çıkarma veya maliyetleri düşürme ilkesiyle çalışıyorlar. Hastanın refahı ve çalışma koşulları buna tabi oluyor. Ve elbette, önce personelden tasarruf yapılıyor. Hastaneleri tekrar kamulaştırmanın ve onları yeterli şekilde finanse etmenin kesinlikle anlamlı olacağını düşünüyorum. Sağlık hizmetleri yıllardır, on yıllardır piyasaya teslim edildi. Vaka başına sabit ücret sistemi, hastanelerin bir akar banttaki gibi hastaları olabildiğince çabuk eve göndermelerine yol açıyor.

Şimdi salgın sırasında maskeler, koruyucu giysiler, dezenfektanlar veya tek kullanımlık gözlükler gibi malzemelerde sıkıntı var. Bu malzemeler, personel ve hastaların yeterli korunmasını sağlamak için son derece önemli. Hamburg eyaleti, diğer federal eyaletlerde de yapılması gerektiği gibi, üretim kapasitelerinin artmasını sağlamalıdır. Üreticilerin toplumsal açıdan gerekli bu malzemelerin fiyatlarını arttırması, kriz yönetiminin piyasaya bırakılmasının hangi sonuçlara yol açacağını göstermektedir.

Enfekte kişilerle temasa geçen, ancak henüz hiçbir semptomu olmayan meslektaşlarımızın test yaptırmaları da çok zor. Halbuki bu, sağlığınızdan emin olmak ve şüphe durumunda hastayı korumak için önemlidir. Almanya’da, enfeksiyon zinciri artık izlenebilir olmadığı için karantinaya alınan hastaneler var. Bu kesinlikle önlenmelidir ve bunun için tüm personel ve hastalara düzenli testler yapılması gerekir. Hastanelerdeki kriz masaları da daha şeffaf hale gelmelidir. Hastane çalışanları, hastane yönetiminden bile mevcut gelişim hakkında yeterli bilgi alamıyor. Uzmanlık bilgisine sahip çalışanların planlamaya daha fazla dahil olması zorunludur. Görüldüğü gibi yapılması gereken çok şey var.

(Çeviren: Semra Çelik)

Mektubun Almancası alttaki linkten okunabilir: https://www.hamburger-krankenhausbewegung.de/