‚Kızıl saçlı kız‘: Hannie

Semra Çelik

Nazilere karşı silahlı mücadelenin öne çıkan isimlerinden “Kızıl Saçlı Kız“ Hannie Schaft, 17 Nisan 1945’te kurşuna dizilerek öldürülmüştü.

Nazilere karşı mücadelenin az sayıdaki silahlı kadın direnişçilerinden biri olan Hannie Schaft (gerçek adı Jannetje Johanna Schaft), namıdiğer “kızıl saçlı kız” 16 Eylül 1920’de Hollanda’nın Haarlem şehrinde dünyaya geldi.

Üniversitede Nazi karşıtı örgüt Vigilance Komitesi’nin aktif bir üyesi oldu.

Amsterdam Üniversitesi’nde hukuk okuyan Hannie, burada Yahudi arkadaşlar edindi ve onlara yapılan zulme yakından tanık oldu. Kısa süre sonra Almanya, Hollanda’yı işgal etti ve Yahudilere yoğun bir baskı uygulamaya başladı. Hannie’nin mücadeleye aktif katılımı da bu dönemde oldu: İlkin Yahudiler için kimlik kartı çalma ve güvenli ev bulma gibi görevler aldı.

1943’te resmi Almanya makamları bütün öğrencilere Nazi hükümetine sadakat deklerasyonu imzalatmaya çalıştı ama Hannie 15 bin öğrencinin imzaladığı bu deklerasyonu imzalamadı.

Öğrenimini yarıda bırakıp, Haarlem’e geri döndü. Orada Hollanda Komünist Partisi ile bağlantılı olan ‚Raad van Herzet‘ direniş grubuna katıldı. Bu dönemde kod adı olan Hannie’yi aldı ve yiyecek kuponları, yeraltı broşürleri, gizli bilgi ile silah nakil işinde çalıştı.

Haarlem’deki bir ormanda nasıl silah kullanılacağını öğrendi.

Ancak Hannie daha fazlasını yapmak istiyordu; çünkü toplumsal devrimin ekonomik sömürüye, savaşa ve ırkçılığa son verebileceğine inanmaktaydı.

Hannie örgütteki 17 ve 15 yaşındaki Truus ve Freddie Oversteegen’den sonraki tek kadın militandı. O günlerde silahlı mücadelede çoğunlukla erkekler yer alırken Hannie kadın yoldaşları ile birlikte bu ezberi bozdu.

Truus ve Freddie ile birlikte o güne dek genellikle erkeklerin yaptığı suikast ve sabotaj gibi eylemleri üstlendi. Yaptıkları eylemlerle Yahudi ve sosyalist çevrelerde adeta ‘efsane’ haline gelen bu üç kadın çok geçmeden Gestapo’nun da dikkatini çekip arananlar listesine girdi.

Kasım 1943’te o ve diğer iki kadın Velsen-Noord’taki santralleri sabote etmeye çalıştı. Eylem başarıya ulaşmasa da halkta derin bir umut yarattı.

Hannie, hemşire olarak çalıştığı yerel bir Alman askeri havaalanında da örgüt için bilgi topladı.

Naziler arasında ‘kızıl saçlı kız’ olarak bilinen Hannie, açığa çıkmamak için saçlarını siyaha boyatıp gözlük takmaya başladı. Yoldaşı Truus ise kendini saklamak için çoğunlukla bir erkek çocuğu gibi giyindi. Böylece eylemlerini sıradan bir çift görüntüsü vererek gerçekleştirdiler.

İki devrimci bazı silahlı eylemlere bisiklet ile gittiler. Truus bisikleti sürdü, silahı ise arkada oturan Hannie kullandı. Eylemlerinden biri de 27 Kasım 1943’te Velsen’deki elektrik santralini imha etmekti.

Örgüt, 1944 Haziranı’nda polis şefi W. Ragut’u öldürmeyi hedefleyen bir eylem düzenledi. Eylemi Hannie Scharf ve yoldaşı Jan Bonekamp üstlendi. Eylem sırasında Jan yaralı olarak Naziler tarafından rehin alındı, türlü işkencelere maruz bırakıldıktan sonra 12 Haziran 1944’te Naziler tarafından öldürüldü.

Bunun ardından Hannie’nin annesi ve babası evlerinden alınıp bir toplama kampına götürüldü. Hannie’yi teslim olmaya zorlamak için ailesi 9 ay boyunca toplama kampında tutuldu. Ancak Hannie, hiçbir şekilde onlara teslim olmadı ve mücadeleye devam etti.

Savaş gittikçe azgınlaşırken halk arasında da gıda sıkıntısı ve hastalıklar artmaya başladı. Hannie yoldaşlarıyla birlikte yiyecek ve silah temini için kuryelik yaptı. 1945 yılında Alman kontrol noktasında yakalandı.

Hannie’nin üzerinde bir tabanca ve bir de yasadışı gazete bulan Naziler, kadını saatlerce sorguladılar. Sonunda Hannie’nin aradıkları ‘kızıl saçlı kız’ olduklarını anladılar. Ve günlerce süren işkenceler başladı. Hannie’nin ağzından sadece bir eylemi üstlenmek dışında hiçbir bilgi çıkmadı. O eylem de insanları para karşılığında Nazilere ihbar eden Ko Langendijk adlı bir kuaföre yönelik düzenledikleri eylemdi.

17 Nisan 1945’te Hannie tutulduğu hücresinden alınarak Overveen’deki kum tepelerine götürüldü. Burada askerlerin Hannie’ye sıktığı ilk kurşun vücudunu sıyırıp geçince askerlere dönüp: “Ben sizden daha iyi vururum!” diye bağırdı.

Bu sözün ardından Naziler, Hannie’nin üzerine yüzlerce mermi yağdırdı.Hannie’nin cenazesi öldürülen diğer direnişçilerle birlikte o tepeye gömüldü. Savaştan sonra bu tepeden 422 direnişçinin cenazesi çıkarıldı. Hannie onların arasındaki tek kadındı.