Korona günlerinde kadınların talepleri değişmedi

Semra Çelik

Korona krizinin kadınların toplumsal konumunu daha da belirginleştirdiği ve sertleştirdiği koşullarda kadınların talepleri yine gündeme getirilecek.

Salgın hayatın en ücra köşesine bile nüfuz etti. Ancak kriz herkesi eşit şekilde etkilemiyor. Evi olmayanlar, yoksulluk ve sömürücü çalışma koşullarından muzdarip olanlar ve kronik hastalar koronavirüsten daha fazla etkilenmekteler. Özellikle yoksulluk riski altında olan yaşlı kadınlar ve bekar anneler, mevcut durum nedeniyle ağır darbe alıyor.

Geçmiş pandemilere bakılması, korona krizinin etkilerinin özellikle kadınlar için ne kadar uzun vadeli olabileceğine dair bir fikir veriyor: Batı Afrika’da Ebola salgını nedeniyle tüm insanların gelirleri azalmış olsa da, erkeklerin gelirleri salgın öncesi duruma daha hızlı geri döndü; kadınlar ise hala, hastalığın ekonomik ve toplumsal sonuçlarıyla boğuşuyorlar.

Kadın ve erkekler arasındaki ücret eşitsizliği, kriz nedeniyle daha da artıyor. Aynı zamanda dünyanın her yerinde kriz dönemlerinde sistem için önemli işlerde ağırlıklı olarak kadınlar çalışıyor. Kadınlar, küresel sağlık sisteminin yüzde 70’inden fazlasını oluşturmakta. Ayrıca, dünya çapında ücretsiz bakım işlerinin yüzde 70’inden fazlasını yapıyorlar ama erkeklerden üç kat daha az ücretle çalıştırılıyorlar.

KADINLARIN YÜKÜ ARTTI

Okul ve anaokullarının kapatılması, hastalık veya alınan diğer önlemler nedeniyle bakıma muhtaç olanların artması sonucu kadınların sırtındaki yük daha da artmış bulunuyor.

İşten çıkarmalar ve kısa çalışma kadınlar için özel bir tehdit haline geldi. Kadın mesleği olarak görülen işlerde zaten düşük ücretle çalışan kadınlar, kısa çalışmayla maaşlarının yüzde 60-67’siyle yetinmek zorunda kalıyorlar. Mini işlerde çalışan kadınlar ise kısa çalışma parası alamadıkları için işyerlerinin kapanmasının ardından sosyal yardım başvurusunda bulunmak zorundalar. Sağlık alanında çalışan kadınlar ise korona krizi döneminde haftalık çalışma süresinin uzatılması, pazar gününün normal işgünü yapılması, yeterli ekipman olmaması ve personel yetersizliği nedeniyle, her gün enfekte olma korkusuyla çalışmaya devam ediyorlar. Süpermarketlerde de fazla mesai, yeterli korunma önlemlerinin olmaması kasiyerlerin çalışma koşullarını zorlaştırıyor. İşlerini evden yapmak zorunda kalan kadınlar, bir yandan çocuk bakımı, ev işleri diğer taraftan sözde home office’i birlikte götürmek zorundalar ve ciddi bir tükenme (burnout) riski taşımaktalar.

Bu nedenle korona krizinin daha da belirginleştirdiği ve sertleştirdiği koşullardaki 1 Mayıs’ta çalışan kadınların eşit işe eşit ücret, çalışmanın ilk dakikadan itibaren sigortalı olmasının sağlanması, anaokulu ve kreş yerlerinin yeterli ve ücretsiz olması vb. taleplerinin daha güçlü haykırılması zorunlu görünüyor.