75. yılında 8 Mayıs 1945’e sahip çıkmak

YÜCEL ÖZDEMİR

Bugün 60 milyon insanın hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı’nın resmen son bulmasının 75. yılı. 8 Mayıs’ı 9 Mayıs’a bağlayan gece Berlin’deki Karlhorst Askeri Eğitim Merkezinde Almanya ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) arasında imzalanan anlaşmayla, faşist Hitler ordusunun generalleri yenilgiyi koşulsuz kabul etmişti.

Anlaşmanın imzalandığı gece, takvim yaprakları Almanya’da 8 Mayıs’ı, Sovyetler Birliği’nde 9 Mayıs’ı gösterdiği için her iki ülkede kutlamalar bir gün arayla yapılıyor.

Ama, askeri açıdan savaşın bitişini, 2 Mayıs’ta, dönemin Alman parlamentosu olan Reichtag’ın tepesine Sovyet askerleri Aleksey Kovalyov, Abdülhakim İsmailov ve Leonid Goryçev’un kızıl bayrak çekmesi sembolize ediyor. Kızıl Ordu Fotoğrafçısı Yevgeniy Haldey tarafından ölümsüzleştirilen bu kare, insanlık için iki açıdan dönüm noktası olma özelliği taşıyor.

Birincisi, 60 milyon insanın canına mal olan İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın bitişi: Alman sermayesinin, Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarını hazmetmeyerek ikinci kez Avrupa kıtasındaki pazar ve ham madde kaynaklarına sahip olmak için başlattığı ikinci büyük savaş da yenilgiyle sonuçlanmış oldu. Daha fazla sömürü ve yayılma için faşizmi bir yönetim biçimi olarak işbaşına getiren Alman burjuvazisinin bu emelinin arkasında aynı zamanda Sovyetler’de ortaya çıkan sosyalizmi yıkmak vardı. Ne var ki, yıkmaya çalıştığı Sovyetler, faşist Almanya’nın sonunu getirdi.

İkincisi, 1920’lerden itibaren yükseliş içinde olan faşizmin sosyalizm karşısında yenilgisini temsil ediyor: Batılı kapitalist devletlerin Hitler faşizminin genç SSCB’yi güçten düşürmesi, hatta yenmesi için pusuda beklemeleri de boşa çıktı. Faşizmin yenilgisi, sosyalizmi temsil eden SSCB’yi kısa sürede insanlık açısından büyük bir umut haline getirdi. Dünyanın dört bir yanında sosyalizme, SSCB’ye destek arttı, demokratik halk cumhuriyetleri kuruldu.

20. yüzyılda insanlık için en önemli günler arasında yer alan 8 Mayıs Almanya’da ise uzun yıllar Alman ordusunun Kızıl Ordu’ya yenildiği gün olarak değerlendirildi, faşizmden kurtuluş günü olarak görülmedi. Halbuki bugün, Alman halkı için de faşist rejimden, savaştan kurtuluş günüdür. Ancak faşist rejimin yıkılmasından sonra kurulan Federal Almanya Cumhuriyeti’nin yönetici kadroları asıl olarak faşist rejimden devşirildiği için “kurtuluş”u kabul etmeyerek, 8 Mayıs’ı kutlanacak bir gün olarak görmedi. Bu yaklaşım çok uzun yıllar devam etti.

Almanya’da devlet katında ilk olarak 1985’te dönemin Cumhurbaşkanı Richard von Weizsäcker tabuları yıkarak, 8 Mayıs’ı faşizmden “Kurtuluş Günü” olarak ilan etti. Buna rağmen devlet katında 8 Mayıs’la sorun hep devam etti, halen de ediyor. Bu ikircikli tutum her zaman faşistleri cesaretlendirdi.

Bugün Alman Parlamentosunda (Bundestag) ana muhalefet durumundaki aşırı sağcı-faşist AfD’nin Meclis Grup Başkanı Alexander Gauland’ın sarf ettiği şu sözlere bakar mısınız: “(8 Mayıs) Aynı zamanda Almanya’nın bütünüyle yenildiği, büyük bir bölümünü ve (dünyayı) şekillendirme imkanını yitirdiği bir gündür.” (tagesschau.de)

Hitler yaşasaydı o da ancak böyle bir değerlendirme yapardı. Farklı kesimlerden gelen tepkiler olsa da bu açıklama aşırı sağın güçlendikçe Hitler faşizmiyle arasındaki görüş farkını, mesafeyi kaldırdığını gösteriyor. Bu nedenle, tarihi bilince çıkarmak için özellikle Almanya’nın 8 Mayıs’a daha fazla sahip çıkması gerekiyor.

75. yıl dolayısıyla bu yıl Berlin’de bir dizi etkinlik yapılması planlanmıştı. Ancak koronavirüs nedeniyle hepsi iptal edildi. Sadece küçük bir etkinlik yapılacak. Rusya’da ise Putin, 9 Mayıs’a yüklediği anlamı büyütmeye devam ediyor. Neredeyse en önemli ulusal bayram haline gelen 9 Mayıs için bu yıl tam bir gövde gösterisi hazırlanmıştı. Fransa ve Çin devlet başkanları geçit töreninde hazır bulunacaktı. Almanya Başbakanı Merkel ise davete yanıt vermeyi geciktirirken, konoronavirüs nedeniyle törenler başka bir tarihe ertelendi.

Rusya’da da 9 Mayıs’ın içeriğini boşaltarak, emperyalist yayılmaya, milliyetçiliğe dolgu malzemesi yapıyor. Bugünkü Rusya’nın 9 Mayıs’a yüklediği içerikle SSCB’nin yüklediği içerik pek çok açıdan farklılıklar taşıyor.

Bütün bunlardan ötürü, Hitler faşizminin kurduğu en büyük toplama kampı Auschwitz’te tutulan ve “Kızlar Orkestrası’nda yer aldığı için kurtulan Esther Bejanaro’nun 8 Mayıs’ın içeriğine uygun şekilde resmi tatil günü ilan edilmesi talebiyle başlattığı imza kampanyası önemli. 96 yaşındaki Bejanaro’nun bu son dileği asıl olarak biz geride kalanları faşizmden korumak için anlamlı. Federal hükümet yıllardır değişik vesilelerle ifade edilen bu talebe kulak tıkamaya devam ediyor. Ama bir ilk olarak bu yıl sadece Berlin’de 75. yıl vesilesiyle 8 Mayıs tatil ilan edildi. SPD-Sol Parti- Yeşillerden oluşan eyalet hükümeti iki yıl önce bu kararı almıştı. Bir başlangıç için olumlu, ancak yeterli değil.

Savaşın, militarizmin, ırkçılığın, faşist rejimlerin kol gezdiği günümüz dünyasında 8 Mayıs’a tarihine uygun şekilde sahip çıkmak, ders çıkarmak bugün ve gelecekte nasıl bir dünyada yaşamak istediğimiz açısından büyük bir önem taşıyor.