Müller Fleisch’da 400 işçiye virüs bulaştı

Sevinç Sönmez

Birkenfeld’de bulunan Müller Fleisch mezbahasındaki kötü çalışma koşullarının boyutu virüs salgınıyla bir kez daha gözler önüne çıktı. Romanya, Polonya ve Macaristan kökenli göçmen işçilerin Korona virüsüne yakalanmasıyla gündeme gelen Müller Fleisch müdürü, işçilerinin kültürel alışkanlıklarını salgına gerekçe olarak gösterdi.

Almanya’nın önde gelen et imalatçılarından olan Müller Fleisch’ın Birkenfeld mezbahası, Nisan ayından bu yana Korona virüsüne yakalanan işçilerin sayısının rekor düzeyde artmasıyla kısmen karantina altına alındı. İşletmenin kesim, parçalama ve paketleme bölümünde çalışan 900 işçinin üçte birine virüs tanısı konulmasına rağmen mezbahada üretim hala devam ediyor. Her çeşit büyük baş hayvanın işlendiği ve mangal sezonunun da başlamasıyla biftek, pirzola, şiş, kıyma vs. olarak Almanya’nın dört bir yanına et naklediliyor. Nisan ayında ilk virüs teşhisinin ardından 10 işçiye daha virüs teşhisinin konulması salgının boyutunun idrak edilmesi için yeterli olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmaması salgının çığ gibi büyümesine neden oldu. İşletmenin sadece virüse yakalanan işçileri karantinaya alıp, işletmede çalışan 1100 işçiye test yapmakla yetinmesi, virüsün kısa bir sürede 300’e yakın Romanyalı işçinin yanısıra Polonya ve Macaristanlı 100 işçiye daha bulaşmasına neden oldu. Buna rağmen sağlık bakanlığı ve işletmenin bir et imalathanesinde baş gösterenbu büyüklükte bir salgın üzerine “tüketiciler açısından tehlike teşkil etmiyor” tarzında açıklamalar yapmaları, işçilerin ve halkın yaşam ve sağlık koşullarını ne kadar ciddiye aldıklarını da gösteriyor.

68 SAATLİK ÇALIŞMA HAFTASI!

Romanya Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre işletmede çalışan Romanya vatandaşları mevsimlik değil, Almanya’da yaşayan ve yıllardır Müller mezbahasında çalışan işçiler. Ancak hiçbiri işletmede kadrolu işçi değil. İşçiler, “Werksvertrag” denilen gerçekte hiçbir güvencesi olmayan ve düşük ücretleri baz alan iş sözleşmeleriyle taşeron firmalar üzerinden çalışıyorlar. Genellikle 9,35 avro saat ücretiyle, haftanın altı günü olmak üzere günde12 saat çalışıyorlar. Hastalanan 400 civarındaki işçinin ise muhtemelen haftanın yedi günü çalıştığı tahmin ediliyor. İşçiler gece vardiyasında çalıştıklarında net 1450 avro kazanıyorlar. Maaşlarından her ay 24 avro iş elbiselerinin temizlenmesi, 50 avro yol parası ve 250 avro yatak parası ödüyorlar. Dolayısıyla yaşam ve barınma koşulları da salgından korunmalarına olanak sağlamıyor. Aksine virüsün büyük bir hızla yayılmasına neden oluyor.

Birkenfeld işletmesinde çalışan işçiler de Calw ve Enzkreis gibi komşu şehir ve kasabalarda çoğunlukla ortaklaşa kiralanan evlerde, ranzalı yataklarda 15-16 işçi bir arada kalıyor. “Pforzheimer Zeitung”un haberine göre virüs vakalarının hızla arttığı Höfen kasabasında yaşayan 80 Müller işçisinden 21’i virüse yakalanmış durumda. Burada örneğin117 metrekarelik dört odalı bir evde 16 işçi bir arada yaşıyor. Mutfak, banyo ve tuvaleti birlikte kullanıyorlar. İşçiler sağlıksız barınma koşullarından dolayı iş saatleri dışındaki zamanlarını daha çok parklarda bulunan banklarda oturarak geçiriyorlar. Höfen Belediye başkanının açıklamasına göre bu işçilere karşı suç duyurusunda bulunanlar dahi olmuş.

Ayrıca Aşağı Saksonya eyaletinde uygulanan ve kişi başına en az 8 metrekarelik bir kullanım alanı öngören ve çocukların bu tür yatakhanelerde kalmasını yasaklayan bir uygulama Baden Würtemberg eyaletinde yok. Mevcut durumda işletmeler virüs tanısı konulmamış işçileri dahi işten sonra direk evlerine gitmeye, ulaşım araçlarını kullanmamaya ve alışveriş merkezlerinden uzak durmaya mecbur tutuyor. Calw Belediye Başkanı Heiko Stiringer, “Schwarzwälder Boten” gazetesine verdiği demeçte Müller işletmesinin kendilerine işçilerin ikametgahı hakkında hiçbir bilgi vermediğini, halkın virüsün yayılma tehlikesinden dolayı tedirgin olduğunu ve işletmenin ancak 10bin avro para cezası tehdidinden sonra kasabada kalan işçilerin isim ve adres listesini göndermediğini, bazı işçilerin adreslerinin dahi olmadığını belirtiyor.

MÜLLER’İN IRKÇI MÜDÜRÜ MÜLLER

Bad Wildbad belediye meclisinde SPD grup başkanı olan Bruno Knöller de yüzlerce Müller mezbaha işçisinin yaşamlarını sağlık ve hijyen olanaklarından yoksun, sefalet içinde geçirdiklerini ve bu işletmenin faaliyetini sürdürmesinin kasaba sakinleri için de ‘büyük bir tehlike’ teşkil ettiğini söylüyor.

Müller işletmesi ise sorumlu kaymakamlıklarla yakın bir işbirliği içerisinde olduklarını, işletmede belirli önlemlerin alındığını, virüs teşhisi konan işçilerin boş duran bir otel gibi ayrı mekanlara yerleştirildiğini, alışverişlerinin yapılıp kendilerine verildiğini ve böylelikle ‘yerleşim birimlerindeki çevre halkı için de bir tehlike oluşturmadıklarını’ açıklarken aslında yine işçilerin asıl sorunları olan düşük ücretler, güvencesiz iş anlaşması ve barınma sorununu çözmek için somut hiç bir adımın atılmadığını ifade etmiş oluyor. Daha fazla kar elde etmek için alınması gereken fakat alınması hala düşünülmeyen önlemler konusunda kısa demeçler veren Müller mezbahası genel müdürü Stefan Müller, işletmesinde virüsün rekor düzeyde artmasına Romanyalı işçilerin kültürel olarak birarada yaşamayı ve birlikte eğlenmeyi çok sevmelerinin neden olabileceğini ileri sürüyor.Müller, Koronavirüsünün et gibi hassas bir gıda maddesi imal eden işletmede hızla 300’e yakın işçiye bulaşmasının asıl nedeninin uyguladığı ucuz emek gücü modeli ve dolayısıyla işçilerin ucuz yatakhanelerde sefalet içinde yaşamak zorunda olmalarından kaynaklandığını kabul etmiyor.

NGG: İŞVERENLER SORUMLUDUR!

Gıda, Otel ve Lokantacılık Sendikası (NGG) ikinci başkanı Freddy Adjan,Müller Fleisch mezbahasında baş gösteren virüs salgınından dolayı işletmenin ve yetkili kaymakamlıkların tutumunu bir skandal olarak nitelendirdi. İşletmeyi ve yetkili kaymakamlıkları sorumsuz davranarak işçilerin sağlığını tehlikeye attıkları için sert eleştiren Adjan, işçilerin konaklama koşullarının salgın hastalıkların yayılmasında rol oynayan önemli bir faktör olduğunu söyledi. Genellikle küçük konutlarda, aşırı sayıda insanın bir arada kalması, sıhhi tesisatın yetersizliği, hijyen eksikliği, fiziksel yorgunluk ve yıpranma da bağışıklık sisteminin önemli bir rol oynadığı hastalıkları tetikliyor.Et endüstrisinde virüs salgınlarının kontrolden çıktığının bilgisi dahilinde olduklarını belirten Adjan geçtiğimiz yıl Emsland’da ortaya çıkan Hepatit salgınını örnek vererek et imalathanelerinde işçilerin genellikle dar alanda yan yana çalışmak zorunda olduklarını, kullanılan maskelerin tükürüğün yayılmasını önlediğini ancak işçileri virüsten koruyup korumadığının yeteri kadar incelenmediğini söyledi. Dolayısıyla 400’e yakın virüs vakasının bulunduğu bir işletmenin, hiçbir önlem almadan hala faaliyetini sürdürmesine göz yuman yetkili sağlık bakanlığının tutumunu da bir skandal olarak nitelendirdi. Sorumlu kaymakam Bastian Rosenau’un “tüketiciler açısından tehlike teşkil etmiyor” açıklamasını ihmalkarlık olarak değerlendiren Adjan, kaymakamlığın ve sağlık bakanlığının görevinin esas itibarı ile işçilerin öncelikle hijyen olanakları olmak üzere konaklama koşullarını sadece denetlemek değil aynı zamanda değiştirmek de olduğunu vurguladı. Adjan gelişmelere bakıldığında konaklama sorununun çözümüne dair bir yönelimin olmadığını belirtti. NGG sendikası uzun yıllardır taşeron firmalar üzerinden göçmen işçi çalıştıran işletmelerin işçilerin konaklama sorumluluğunu da üstlenmelerini talep ediyor.