Salgınla birlikte kadın haklarına saldırılar artıyor

Zahide Yentür

Korona krizi dünya çapında emekçileri işsizlikle, yoksullukla, sağlık ve hizmet sektöründe daha yoğun çalışma ve daha az ücret ile vurdu. Ancak pandeminin etkileri kadın ve erkek emekçiler üzerinde aynı olmadı.

‚Die Zeit‘ gazetesinin dünyanın farklı ülkelerinde yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre kadınlar koronanın yol açtığı ekonomik ve sosyal krizden en fazla etkilenen kesim oldu. Örneğin Almanya’da kreşlerin ve anaokullarının kapatılması nedeniyle çocuk bakımı tamamiyle annelerin üzerine yıkıldı. Anneler ücretsiz ve zorunlu olarak çocuk bakımını üstlenirken aynı zamanda evlerinden çalıştı, yani “home ofis” yaptı.

Korona, eğitim ve sağlık başta olmak üzere hizmet sektöründe istihdam edilenin az ücretlendirilen kadın emeği olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Annelere verilmesi vaadedilen acil kredi ve kısa çalışma parası da durumu kurtarmıyor. BM, önümüzdeki günler için dünya çapında kadınların gerçek ücretlerinin azalacağı ve çoğunun iş pazarından çekileceği varsayımında bulunuyor. Kapitalist sistemin her krizinde ve emperyalist savaş dönemlerinde farz olduğu üzere kadınlara evlerinin dört duvarı gösterilerek, onlara çocuk ve mutfak “cenneti” vaadediliyor. Kapitalist sistem, pandemi koşullarında emeğin cins ve ulusal aidiyet gözetmeden özgürlük ve eşitlik yolunda verdiği mücadele sonucunda elde ettiği yüzyıllık kazanımlarına saldırıyor.

DÜNYADA KADIN HAKLARINA SALDIRILAR

Çin’de aile başına tek çocuk sahibi olma yasası var. Eğer ailenin tek çocuğu kız ise, aile bu tek kız çocuğunun eğitimi için tüm varlığını ortaya koyuyor. Bu nedenle kalifiye ve eğitimli kadın sayısı Çin’de yüksek. 2008’deki mali krizden sonra Çin’de kadınlar geleneksel anne ve eş rollerine dönerek iş pazarını erkeklere devrettiler. Pandemi krizinde Çin’de kadın haklarına saldırının boyutunu propaganda nitelikli çekilen bir videonun kamuoyunda yol açtığı tartışmalar nedeniyle devlet yetkililerince sosyal medyadan çekilmesi gösterdi. Propaganda videosunda koruyucu maskenin kafalarına rahat oturması için kadın sağlık emekçileri gözyaşları içerisinde saçlarını kazıtırken, onlara bu fedakarlıkları nedeniyle “güzel savaşçılar” övgüsü yapılıyor.

Türkiye’de karantina ve sokağa çıkmanın yasağı günlerinde kadın cinayetlerinde artış gözlendi. Sadece Mart ayının sonuna kadar 29 kadın cinayete kurban gitti ve 9 kadın evinde ölü bulundu. En önemli gelişme, pandemiden dolayı ilan edilen genel affa rağmen gazeteciler ve muhalifler cezaevlerinde tutulmaya devam edilirken, tacizcilerin, kadın ve çocuk katillerinin serbest bırakılmasıydı.

Fransa’da alışveriş merkezlerinde ev içi şiddete uğrayan ya da kendi iradeleri dışında hamile bırakılan kadınlara yönelik danışma hizmeti veriliyor. Sokağa çıkma yasağı, Fransa’da kadınların geçmişe oranla yüzde 37 daha fazla eril şiddete maruz kalmasına yol açtı. Macron’un sadece erkeklerden kurduğu kriz masasına ilk tepki, Eşitlik Bakanı Schiappa’dan geldi. Schiappa, kadınların maruz kaldığı şiddetin görünür kılınmasını sağlamak için feminist bir tiyatroda rol almaktan çekinmedi.

YOKSULLUK VE CİNSEL ŞİDDET

Finlandiya’da parlamentonun yüzde 47’sini kadınlar oluşturuyor. Devlet Başkanı bir kadın. Kadın hakları konusunda oldukça ileri bir ülke olan Finlandiya’da, korona krizi döneminde kadınlar unutuldu. Çocukların kreşe gitmek yerine evde bakılmaları gündeme geldiğinde eğitim, sağlık ve hizmet sektöründe çalışanların yüzde 85’nin kadınlar olduğu gerçeği ortaya çıktı. Kendi çocukları evdeyken kadın emekçiler toplumun kalan kesimine nasıl hizmet verecekti?

Kolombiya’da 25 Mart tarihinden itibaren karantina ve sokağa çıkma yasağıyla birlikte “üniformalı” cinsel taciz olayları Kolombiyalı kadınların kabusu oldu. Haftanın belirli günlerinde kadınların alışveriş için sokağa çıkmasına izin veriliyor. Alışveriş için sokağa çıkan Kolombiyalı kadınlar, askerlerin cinsel tacizlerine maruz kalıyor.

Afrika kıtasının bir çok ülkesi gibi Güney Afrika da yoksulluk ve zenginlik arasındaki farkın uçuruma döndüğü bir ülke. Güney Afrika’da sağlık alanındaki çalışanların önemli bir kısmını kadınlar oluşturuyor. Kadınlar, kendileri ve erkek sağlık emekçileri için maske, eldiven ve koruyucu elbise ihtiyacına dikkat çekiyorlar.

İsrail nüfusunun yüzde 12’sini oluşturan Ortodoks Yahudiler arasında korona virusunun bulaşma oranı yüzde 40. Ortodoks Yahudi cemaati arasında korona virüsü bulaşma oranının bu kadar yüksek oranda olmasının nedeni olarak cemaat liderlerinin erkek olması ve bu erkeklerin dünyada ne olup bittiğini takip etmek yerine dua etmeyi tercih etmeleri gösteriliyor. Ortodoks Yahudi erkekler günlerini dua etmekle geçirirken, Ortodoks kadınların yüzde 76’sı aileyi geçindirecek bir işte çalışıyor, sayısı en az 7 olan çocuklarının bakımını ve diğer ev işlerini yapıyorlar. Korona günlerinde daracık evlerde “home ofis” yapmaları Ortodoks Yahudi kadınların sabrını zorluyor.