‚Uzunçorap Pippi‘ 75 yaşında

Zahide Yentür

Yazarı Astrid Lindgren olan ‚Pippi Langstrumpf‘ (Uzunçorap Pippi) karakteri yaratılışının 75. yıldönümünde.

Kitapları 90’dan fazla dile çevrilen ‚Uzunçorap Pippi‘ kitabının yazarı Asrid Lindgren dünyanın en sevilen çocuk yazarlarından birisidir. 18 yaşında anne olan ve çocuğunu tek başına büyüten Astrid Lindgren, ‚Uzunçorap Pippi’nin yanısıra ‚Ronja: Haydut Kız‘, ‚Aslanyürekli Kardeşler‘, ‚Benim Miom‘, ‚Güneş Ülkesi‘ gibi dünyaca ünlü çocuk kitablarının da yazarıdır.

Astrid Lindgren’in hasta kızını yatağında eğlendirmek için anlattığı bir hikayenin kahramanı olan ‚Uzunçorap Pippi‘, iki kızıl örgü saçı, çilli yüzü, kocaman gülen gözleri ve rengarenk upuzun çoraplarıyla geleneksel cinsiyetçi rolleri altüst eder. Yetişkinlerin koyduğu kuralları, onları çiğnerken fark eder ve onlarla acımasızca alay ederken anarşistçe bir ruh hali sergiler.

Kitap ilk yayına hazır olduğunda İsveç’deki yayınevleri kitabı yayınlamayı kabul etmezler. ‚Uzunçorap Pippi’nin yazıldığı 45’li yıllar, savaş sonrasının Avrupa’sıdır. Bombaların yağdığı anda evlerin bodrumlarına sığınan, günlerini yarı aç geçiren, eğitimden mahrum kalan, ebeveynlerini savaşta kaybeden çocukların dünyasında ‚Uzunçorap Pippi karakteri inanılmaz bir etki yapar.

Astrid Lindgren’in varmak istediği yer de burasıdır: Herkes tarafından kabul edilen geleneksel rollere ve mevcut toplumsal koşullara şüphe duyurmak ve onları itibarsızlaştırmak için mümkün olduğunca abartmak.

Bu aynı zamanda toplumsal bir eleştiridir. “Kara pedagoji” diye bilinen çocuğa yönelik şiddetin en makul eğitim aracı görüldüğü bir toplumsal yapıda ‚Uzunçorap Pippi‘ karakteri bir abartıdır. Ancak bu aynı zamanda, çocukları yetişkinlerin uzantısı ve prestij aracı olarak kabul eden anlayışın eleştirilerek reddedilmesidir.

Uzunçorap Pippi, annesiz ve babasız villasında tek başına yaşar. Mutlu ve korkusuzdur. Kendi yaşıtı okurlarına göre o, açlık çekmez, savaşın korkunçluğunu bilmez, ona kurallar koyan öğretmenleri ve ebeveynleri olmadan kocaman villasında pastalar ve şekerlemelerle keyfince yaşar. Açlığın, yıkımın ve ölümün Avrupa’sında çılgın, anarşist ‚Uzunçorap Pippi‘ ruhsal ve bedensel bütünlüğünü korur. Dostları ve hayvanları ile birlikte güneşin hep parlak kaldığı bir kırsalda özgürce büyür. O, kurallarını kendi koyar ve haksızlıklara hiç gelemez. Adaletli olmak en büyük amacıdır. Yaşıtı erkek çocuklarıyla rekabetten kaçınmaz. Kız olması zayıf olduğu anlamına gelmez.

Yaratılışından 75 yıl sonra da, ‚Uzunçorap Pippi‘ savaşların ve açlığın hüküm sürmediği, çocukların ruhsal ve bedensel bütünlüklerini koruyarak özgürce yetişebilecekleri, kız çocuklarının geleneksel cinsiyetçi rollere hazırlanmadıkları ve eşit bireyler olacakları bir dünyanın bugünden olanaklı olduğuna işaret ediyor.