„Mit Mut und List / Cesaret ve kurnazlıkla“

Tanınmış kadın hakları savunucusu Germanist Florence Hervé faşizme ve savaşa direnen Avrupalı kadınlar hakkında bir antoloji yayınladı.

8 Mayıs 2020, Almanya’nın faşizmden kurtuluşunun 75. yıldönümü. Bu direnişe Avrupa’nın değişik ülkelerinden çok sayıda kadın da katıldı. Germanist Florence Hervé, 1933-1945 yılları arasındaki politik direnişin Wolfgang Benz ve Walter H. Pehle’nin ‚Alman direnişinin Sözlüğü‘ kitabında iddia ettikleri gibi hiç de erkeklerden ibaret olmadığını ortaya koyan bir antoloji yayınladı. Bilim insanları ve gazetecilerden oluşan bir ekip 20 Avrupa ülkesinden 75 kadının hayatı ve mücadelesini sundu.

Kadınların direnişe giden yolu birbirinden farklıydı. Çoğu kadın öğrenci ya da gençlik örgütlerinde aktifti. Johanna Kirchner, 14 yaşında İşçi Gençlik içinde çalışmaktaydı, Doris Maase 18 yaşındaydı ve Kızıl Üniversiteliler Grubu’nda aktifti. Marianne Baum, Kızıl Şahin örgütünde 18 çocuk grubunun yöneticisiydi. İtalyan Teresa Noce, sosyalist bir gençlik grubunun kurucusuydu, Yugoslav Neda Bozinoviç öğrenci ve kadın hareketinin aktivistiydi. Yine Yugoslav Lisa Fittko izciydi. Avusturyalı Rosa Jochmann’ın söylediği gibi çevrelerindeki haksızlığa karşı sessiz kalamıyorlardı.Bazıları Yunan Maria Beikou veya Fransız Adélaïde Hautval gibi tıp alanında çalışırken, İsviçreli Gertrude Duby-Blom, Polonyalı Irena Sendler veya Alman Greta Kuckhoff gibi diğerleri de değişik yollarla direnişe katıldılar.

Kadınlar dernekleri, iişkileri, arkadaşları, benzer düşünen insanlar, bazen eşleri aracılığıyla aktif direnişin yolunu buldular. Nazi diktatörlüğüne karşı yürütülen faaliyetler, biçimleri, motivasyonları ve pratik uygulamaları da farklı farklıydı. İşgal altındaki ülkelerde bu, işgalciden kurtulma meselesiydi, işgal altında olmayan ülkelerde ise zulme uğrayanların korunması, saklanması, kaçırılması şeklindeydi. Siyasi örgütlü kadınlar kadar Hristiyan ve hümanist kadınlar da direndi. Geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini kırdılar ve kendi belirledikleri yoldan yürüdüler. Bazıları kendilerini gizledi: Belçikalı Sarah Goldberg akşamları „KızılOrkestra“ için bir radyo operatörü olarak aktifti, gün boyunca moda alanında çalıştı.  Fransız Lucie Aubrac, yoldaşları için irtibat ajanı, kızı ve dış dünya için anne ve lise öğretmeniydi. Norveçli Astrid Løken gizlice üniversitenin karanlık odasında mikrofilmler üretti ama böcek araştırmacısı olarak çalıştı. Birçok kadın ise kendini gizlemeden direnişe katıldı. Ursula Goetze, kovuşturmaya uğrayanlar için bağış topladı ve yasak radyo istasyonlarını dinledi, Belçikalı Yvonne Jospa, zulüm gören ebeveynlerin çocukları için saklanma yerleri temin ediyordu. Bazıları siyasi eğitim görevini üstlendi, bazıları yasadışı broşürler dağıttı ve birçoğu muhalif veya ‚ötekilerin‘ Nazi rejiminin zulmünden kaçmasına yardım etti: Bu onlar için çok doğaldı. İşgal altında olmayan ülkelerden kadınlar da direndi. İsveçli Amelie Posse gizli bir tartışma kulübünün kurucularındandı, İsviçreli yazar Mentona Moser „Rote Hilfe/Kızıl Yardım“ da çalıştı, vatandaşı Regina Kägi-Fuchsmann işçi ve mültecilerin çocukları için tatiller düzenledi.

Özgür ve adil bir dünya için mücadele bu kadınların yaşamlarında vazgeçilmezdi. Yaptıkları işin tehlikesinin farkında olarak direndiler ve çoğu öldürüldü. Faşist terör rejiminden kurtulanlar, mücadelelerine devam etti. Siyasi veya toplumsal alanlarda, kadın hakları ve barış için kampanya yürüttüler,ırkçılık, savaş ve ayrımcılığa karşı seslerini yükselttiler.

(Junge Welt’ten hazırlayan Semra Çelik)