Korona çocuk yoksulluğu daha da arttı

ZAHİDE YENTÜR / FRANKFURT

Alman Çocuk Yardım Kuruluşu, ‚korona krizi’yle birlikte gündeme gelen işsizlik, kısa çalışma modeline geçiş, gerçek ücretlerin düşmesi, enflasyonun artması gibi nedenler yüzünden çocuklar arasında yoksulluğun arttığı uyarısını yapıyor.

Korona krizinden önce de ailesi Hartz 4 alan çocukların yoksulluk sınırında yaşadığı gerçeği vardı. Hartz 4 yardımı alan her dört kişiden biri çocuklardan oluşuyor ve genel nüfus içerisindeki oranı yüzde 16’ya denk düşmekte. Bu gerçekte de gösteriyor ki, korona krizi döneminde yoksulluk en çok çocukları etkiliyor. Özellikle çocuklarını tek başına yetiştiren annelerin kriz dönemi yoksulluğundan en fazla etkilenen kesim olduğu söyleniyor.

Alman Çocuk Yardım Kuruluşu yaptığı basın açıklamasında “Kreş, anaokulu ve okulların kapatıldığı bu dönemde çocuklarını tek başına büyüten anneler, mesleki zorunluluklarını yerine getiremedikleri için maddi açıdan zorlanıyorlar” diyor. Çocuk parası zammı da ailelerin mali zorluklarına çözüm olamıyor.

Yoksulluk sınırında yaşayan ve sosyal yardım alan aileler korana krizi süresince birçok ek zorlukla karşı karşıya geldi. Örneğin mağaza ve dükkanların raflarındaki uygun fiyatlı mallar, stok yapan tüketiciler nedeniyle bitirildikten sonra yerlerini mağazaların depolarından getirilen ve fazla satılmayan pahalı ürünlere bıraktı. Okul, anaokulu ve kreşlerde sunulan sağlıklı kahvaltı ve öğlen vakti verilen ücretsiz yemeklere ulaşma imkanı artık yok. Yoksullara yiyecek imkanı sağlayan Tafellar kapalı. Bütün bu gelişmeler ailelerin yoksulluğunu ağırlaştırıyor ve çocukları açlığa mahkum ediyor. Ne ailelere bir seferlik verilmesi planlanan paralar ne çocuk parası zammı ne de yardım kuruluşlarının bağışları çocukların yoksulluğa mahkum edildiği gerçeğini değiştirmiyor.

‚ÇOCUKLARI YOKSULLUKTAN KORUMAK DEVLETİN GÖREVİDİR‘

Sosyal Hizmetler ve Sosyal Pedagoji Enstitüsü (ISS ) araştırma görevlisi Gerda Holz, ZDF kanalına yaptığı açıklamada: “Hartz 4 alan aileler, kriz döneminde çocuklarına sağlıklı ve dengeli beslenme sağlayacak olanaklara sahip değiller. Bunun nedeni ise devletin yoksulluktan etkilenen çocuk ve gençlere sunduğu dört olanaktan birinin kriz döneminde işlevini yitirmesidir. Para olarak ailelere verilen yardımın yanı sıra çocuk ve gençlerin okul ve anaokullarında faydalandıkları sosyal olanaklar (ders yardımı, ücretsiz kahvaltı ve öğlen yemeği, kültürel ve sosyal aktiviteler) artık sunulamamaktadır. Bu işlerin yapılması sosyal sorumluluk hisseden kişi ve yardım kuruluşlarına bırakılmamalıdır. Çocuk ve gençleri, yoksulluktan ve krizden korumak doğrudan devletin sorumluluğu altındadır. Çocukların kendilerine özgü ihtiyaçları vardır ve onlar küçük yetişkinler değildir. Elbette öncelikle, hiçbir birikimi olmayan ailelere üstlendikleri çocuk bakımı için ödeme yapılmalıdır. Diğer yandan kapalı okul ve anaokulu çağındaki çocukların yemek ve sosyal ihtiyaçlarının nasıl karşılayabileceği üzerine bölgesel düzeyde konseptler hazırlanmalıdır. Bu noktada okul, anaokulları ve yardım kuruluşları birlikte çalışmalıdır. Yoksulluğun bireylerin yeteneksizlikleri sonucu ortaya çıktığı önyargısı toplumda yaygın. Ancak yoksulluk, adil ve eşit olmayan toplumsal koşullar nedeniyle yaşanır ve bireylerin suçu değildir“ dedi.

Holz çözüm önerileri olarak ise şunları sıralıyor: İş pazarı ve ekonomi canlandırılırken aile ile meslek yaşamı uyumlu hale getirilmelidir. Yaşlı insanların bakımında aile yükünün azaltılması, okulların ve anaokulların açılması durumunda sosyal açıdan dezavantajlı çocukların daha fazla gözetilmesi, toplumda sosyal dengenin sağlanması ve eğitimde fırsat eşitliği koşullarının yaratılması gerekmektedir.

Bu arada hükümetin okula gidemeyen yoksul çocuklara bir defalığa mahsus verilmesi düşünülen 150 Euro bilgisayar ve internet parası kararı, yardım kuruluşları tarafından yetersiz bulunarak eleştirildi. İnternet bağlantısı ve işlevsel bir bilgisayarın 150 Euro’dan daha fazla tutacağı gerçeği bir yana, çocuklar sağlıklı beslenme, barınma ve eğitim olanaklarına sahip değilken 150 Euro bilgisayar yardımının hangi derde deva olacağı merak konusu oldu. Ayrıca 150 Euro’nun ailelerin hesaplarına havale edilmek yerine kupon ve okulun onayı ile verilmesi kararı da onur kırıcı bulundu. Yardım dernekleri ve kuruluşları, tekelleri ve gastronomiyi kurtaran hükümetin, çocukların yaşamı ve geleceği söz konusu olduğunda sınıfta kaldığına da dikkat çektiler.