Direnişçi, savaş muhabiri ve şair: Madeleine Riffaud

Selçuk Kozan

Hitler faşizmi Avrupa’yı işgal ettiğinde kadın, erkek, genç, yaşlı demeden yurdunu faşizme karşı savunmak isteyen bir çok insan antifaşist direnişlerin bir parçası oldu. Hitler faşizmin yenilişinde Kızılordu’nun belirleyici rolünün yanısıra, Avrupa’daki bu direniş örgütlerinin de azımsanmayacak bir katkısı olmuştur.

Özellikle gençlik bu direnişlerin merkezinde yer alırken, binlercesi nazilerin en acımasız işkencelerine maruz kalıp büyük bir kısmı ise toplama kamplarında ya da kurşuna dizilerek katledildiler. O günden geriye hayatta az sayıda direnişçi kaldı. Bunlardan birisi de Fransız direnişçi Madeleine Riffaud’dır.

Öğretmen bir ailenin çocuğu olan Madeleine, 23 Ağustos 1924’de Arvillers’de dünyaya gelir. Arvillers 1. Dünya Savaşı’nın en yoğun yaşandığı bölgelerden birisidir. Bu savaşta babası yaralanır. Bu savaşın acıları bitmemişken yeni bir savaş başlar. Hitler ordusu 1940’da Fransa’yı işgal eder. Paris’e 120 km olan Amiens şehrinde binlerce insan gibi Madeleine’de büyükanne ve büyükbabasıyla birlikte nazi askerlerinden kaçarak Amiens istasyonuna doğru koşarlar. O sırada daha 16 yaşındadır. Burada bir nazi subayı Madeleine’e çelme takarak yere düşürür. Ağız üstü yere düşen Madeleine, doğrularak Nazi subayına: “ bu aşağılanma uzun sürmeyecek” der ve intikam yemini eder.

İNTİKAM ZAMANI

Madeleine 1942’de Port-Royal’deki hemşirelik okuluna başlar. Burada komünist bir öğrenci grubuyla tanışır. Bir taraftan eğitimini sürdürürken diğer taraftan nazi karşıtı faaliyetlere katılır. Şubat 1944’de “Manouchian” adlı göçmen partizan örgütü üyesi 23 kişi yakalanır ve işkence edildikten sonra idam edilir. Bunun üzerine Madeleine daha fazla beklemek istemez ve silahlı direniş örgütüne katılmak ister. Komünist parti tarafından kurulan FTP’ye (silahlı direniş örgütü) katılır. 1944’de ‚Oradour Katliamı‘ gerçekleşir. Naziler tarafından Oradour köyünde 642 kişi öldürülür ve köy yakılır. Ailesi bir zamanlar bu köyde öğretmenlik yapmıştır. Madeleine’nin çocukluğu da bir dönem bu köyde geçmiştir. Büyük acı hisseder ve intikam duygusu gittikçe büyür.

Kısa bir süre sonra yoldaşı Picpus öldürülür. Madeleine artık dayanamaz ve Paris’te gündüz halkın gözü önünde bir nazi subayını öldürerek ilk eylemini gerçekleştirir.

Bu eylemden sonra Fransız polisi tarafından yakalanarak Gestapo’ya teslim edilir. İki hafta boyunca sandalyeye bağlanır ve her türlü işkence yöntemi denenir, fakat direniş örgütü ve yoldaşları hakkında ağzından tek kelime alamazlar. 5 Ağustos’ta infaz kararı alınır fakat son anda vazgeçilir. 15 Ağustos’ta Ravensbrück toplama kampına götürülürken son anda yapılan müdahale ile cezaevine geri getirilip, bir mahkümla takas edilerek serbest bırakılır.

19 Ağustos’ta Paris’e döner ve partizan birliklerinde yeniden yerini alır. Nazi askerlerine yönelik yapılan eylemlerde büyük katkıları olur. Yüzlerce Nazi askerini pusuya düşürerek direniş örgütü tarafından imha edilmesini sağlar. Savaşın son günlerinde Paris’te direnişin başında ayaklanmayı yönetir. Bir tankın üzerinde partizanlara önderlik eder. Kaçan Nazi askerlerini durma noktasına getirmeyi ve Place de la République kışlasını ele geçirmeyi başarır. Direniş örgütü onu kahraman ilan eder. Bazı yabancı ajanslarda “ Paris’i kurtaran kadın” diye geçer.

1945’in sonlarında Mauthausen toplama kampından sağ kurtulan komünist yazar Pierre Daix ile evlenir. Evlilikleri iki yıl sürer. Savaş sonrası Madeleine‘nin sağlık sorunları başlar ve büyük bir depresyon yaşar. Kaybettiği arkadaşlarını düşündükçe kendisinin hayatta olması ona büyük bir acı verir. Çocukluğundan beri şiire olan düşkünlüğü, direniş boyunca her fırsatta şiir yazması onu yeniden hayata bağlar. Şair Louis Aragon’la tanışması hayatında yeni bir dönemin başlamasını ve yeniden farklı alanlarda mücadeleye devam etmesini sağlar.

CEZAYİR; VİETNAM VE GAZETECİLİK YILLARI

Madeleine Riffaud savaş sonrası Louis Aragon tarafından yönetilen bir Fransız gazetesi olan Ce Soir’’de çalışmaya başlar. Fransa’nın Cezayir işgali başlayınca L’Humanité gazetesinde savaş muhabiri olarak Cezayir’e gider. Cezayir’de olup biteni Fransa halkına en doğru şekilde yansıtmaya çalışır. 1946 yılında Fransa hükümetiyle Vietnam temsilcilerinin buluştuğu Fonteinebleau konferansında Ho Chi Minh’le tanışır. Bu tanışma onda büyük bir sevinç yaratır. Cezayir muhabirliği yanı sıra Vietnam muhabirliğine de başlar. Bu arada bir çok dergi ve haber kanallarında çalışmaya devam eder. 1951’de Doğu Berlin’de yapılan gençlik festivaline gazeteci olarak gönderilen Madeleine, burada ünlü Vietnamlı şair Nguyen Dinh Thi ile tanışır. Vietnam edebiyatı üzerine çalışmalar yapar ve aynı zamanda çevirilerle bir çok edebi yapıtı Fransızcaya kazandırır. 1954’de Vietnam’a gider ve şair Nguyen Dinh Thi ile birlikte çalışmaya başlar. Vietnam’da bir süre kalır. Dönmeyi düşünmez. Burada kalıp savaşa katılma isteği üzerine, Ho Chi Minh tarafından ikna edilerek Fransa’ya döner.

1962’de Cezayir’de yaralanır ve bir gözünü kaybeder. Tedavisi bitince tekrar savaş muhabirliğine devam eder. 1964’te Cezayir’de, Cumhurbaşkanı Ben Bella’nın konuğu olan Che Guevara ile tanışır. Daha sonra Henri Alleg’in önerisi üzerine Viet Kong gerillaları ile bir röportaj yapılması istenir. Vietnam’a tekrar gider ve Viet Kong gerilları ile temasa geçerek büyük bir yankı uyandıracak röportajları gerçekleştirir. 7 yıl boyunca kaldığı Vietnam’da yaşanan acımasız katliamları dünyaya duyurur. Aylarca Amerika bombardımanı altında savaşın en yoğun yaşadığı bölgelerde Viet Kong gerillaları ile birlikte yaşar. Onlarca kez ölümden döner. Vietnam ve Cezayir’de yaşananlar Madeleine Riffaud sayesinde tüm dünya gerçeği öğrenir.

Fransa’ya döndükten sonra, Paris’teki bir hastanede hemşire yardımcısı olarak çalışır. Tanık olduğu üç savaş üzerine yazdığı şiir antolojisi ve onlarca kitap ve makalesi yayınlanır.

Ağustos 2005’te Vietnam’dan Dostluk Madalyası alan Madeleine Riffaud, 26 Şubat 2013 tarihinde Fransa’ya ve dünyaya yaptığı katkılardan ötürü Paris’te Ulusal Merit Order (Fransa) ödülüne layık görüldü. Arkadaşları Pablo Picasso, Paul Éluard, René Char, Vercors ve Raymond Aubrac da dahil olmak üzere birçok insan üzerinde büyük bir etki bırakan anti-sömürgeci ve komünist olan 96 yaşındaki Madeleine, yeni kuşağa halen direniş tarihini anlatmaya devam ediyor.