Parayı basıp kapitalizmi eleştiriyor

Almanya’nın Heilbornn kenti yakınlarında bulunan Neuenstadt kasabasında yaşayan 87 yaşındaki Hans Oette, elindeki servetle iki yıldır büyük gazete ve dergilere kapitalizmi eleştiren ilanlar veriyor. En son haftalık Der Spiegel’de yayınlanan “Alman kapitalizmi” başlıklı ilanında Alman sermayesinin dış ticaret politikasının diğer ülkeleri borçlandırdığına dikkat çekiyor. Hans Oette, bu pahalı aydınlatma çalışmasının ayrıntılarını gazetemize anlattı.

YÜCEL ÖZDEMİR

23 Mayıs’ta yayınlanan haftalık Der Spiegel dergisinin 44. sayfasında yer alan bir “ilan”, diğer sayfalarda yayınlanan şirket ilanlarından çok farklı olduğu için hemen dikkat çekiyor. “Der deutsche Kapitalismus” (Alman kapitalizmi) başlığını taşıyan yarım sayfalık metnin üzerinde “Anzeiger” (İlan) yazmazsa normal bir haber ya da yorum olarak da okunup geçilebilir. Tabi ki geçilebilirse.

Zira başlığın altında yer alan şu cümleler hiçle öyle kolay geçilebilecek cinsten değil: “Almanya teknik üstünlük ve politikanın yardımıyla yıllardan beri gerçekleştirdiği aşırı ihracat fazlasıyla diğer ülkeleri borç tuzağına düşürüyor. Hal böyle olunca bu ülkeler durumlarından fazla açıldıkları için ölümcül kemer sıkma politikalarına, eğitimde ve sağlıkta kısıtlama ve özelleştirmelere başvuruyorlar. Bu nedenle birçok yoksul ülke korona pandemisiyle baş edemiyor.” […]

Girişinde Alman sermayesinin bu şekilde eleştirildiği “ilan metni”nin sonraki paragraflarında aynı doz devam ediyor. “İlan” şu cümleyle bitiyor: “Umut, bu şokların [halkı] uyandırmasında ve değişimi getirmesinde.” En altta ise ayrıca, “Bu ilanın içeriğinden Hans Oette sorumludur. 74196 Neuenstadt” yazıyor.

Öyle ya Alman kapitalizminin, aşırı ihracatın eleştirildiği bu “ilan”ın yasal sorumluluğunu, yıllardır sermayenin, kapitalizmin savunuculuğunu yapan Der Spiegel üstlenecek değil ya… Bu nedenle nazikçe “İçeriğinden biz sorumlu değiliz, para için yayınlıyoruz” deniliyor.

DER SPİEGEL’DEKİ İLANIN HİKAYESİ

Der Spiegel’in böyle bir “ilan”nı yayınlanması elbette normal değil. Ama ondan da önemlisi böylesine bir dergiye bu kadar parayı döken “Hans Oetten kim?” sorusu daha fazla önem kazanıyor.

İki tıkla ulaştığımız 87 yaşındaki Hans Oetten, bunun Der Spiegel’e verilen ilk ilan olmadığını anlatıyor. Bu ikinci ilanı. Daha önce bu şekilde değişik gazete ve dergilere ilan vermiş. Son ilan için Der Spiegel’e 24 bin Euro vermek zorunda kaldığını ifade ederek, “Yüzde 50 indirim yaptılar” demeyi de ihmal etmiyor. Aynı ilanı vermek istediği Berliner Tagesspiegel gazetesi ise baştan reddetmiş. Hiç pazarlığa girmemiş. Der Spiegel de metnin ilk versiyonuna itiraz etmiş. “Bazı küçük değişiklikler yapmak zorunda kaldım. Ama özünde değişiklik olmadı” diyor. Nürnberger Nachrichten ise hiç sorun çıkarmadan gönderdiği metni olduğu gibi yayınlamış.

SOL PARTİ ÜYESİ

Oette kendisini gazetemize şu şekilde tanıtıyor: Stuttgart’ta büyüdüm. Lise ve üniversiteyi burada bitirdim. Makine mühendisliği okudum. Bir enstitüde çalıştıktan sonra meslek okulunda öğretmenlik yaptım. Ardından Neckersulm’daki Audi fabrikasının planlama-geliştirme bölümünde mühendis olarak çalıştıktan sonra emekli oldum.”

Siyasete hep ilgisi varmış. Önce Yeşiller Partisi’nde üye olmuş. Sonra SPD’den ayrılanların kurduğu Sosyal Adalet İçin Seçim Alternatifi’ne (WASG) katılmış. Bu parti Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) ile birleşip Sol Parti adını alınca, o da Sol Parti’ye geçmiş. Halen de bu partinin üyesi.

MİRASLA GELEN SERVET

Gazetelere yüksek meblağlar vererek ilan vermeyi ise şu şekilde anlatıyor: “Emekliyim. Durumum iyi. Babamdan bana Berlin’de miras olarak kalan arsa ve evler vardı. Bunların bir bölümünü sattım. Güzel para getirdi. Bu paraların bir kısmını insanlık için harcama kararı aldım. İnsanlık bana çok şey verdi, ben de bu şekilde geri ödemek istiyorum. İnsanlığa yardım etmek gerekiyor. İki yıldan beri bu şekilde gazetelere ilanlar vererek politik görüşlerimi anlatıyorum. Daha fazla insanın uyanmasını istiyorum. Bir de kitap yazdım (Im Licht der Geldströme). Kitapla daha fazla insana ulaşmayı hedefledim” diyor.

İki yılda başta yaşadığı yerdeki yerel gazeteler olmak üzere 30 gazeteye bu şekilde ilanlar vermiş. Benzer üç ilan Almanya genelinde dağıtılan ve ülkenin en etkin gazetelerinden biri olan Süddeutsche Zeitung’da yayınlanmış. Der Spiegel’e ilk olarak geçtiğimiz kasım ayında bir ilan vermiş. Kapitalizmin çevreye verdiği zararı ele aldığı “ilan” için tam 80 bin Euro ödemiş.

Alman kapitalizminin yurtdışında yaptıklarından memnun olmadığını tekrarlayan Oetten, bu temelde birçok eyleme katıldığını da anlatıyor. En son Stuttgart’ta gençlerin iklim için düzenlediği çevre eylemlerine katılmış. Hatta eylemin teknik ihtiyaçlarının karşılanması için bir miktar bağış ta yapmış. “Çok küçük bir miktardı” diyor.

İNSANLAR POLTİKA VE EKONOMİNİN NASIL İŞLEDİĞİNİ ANLAMALI

Oette ayrıca bugüne birçok gazeteye okuyucu mektubu da göndermiş. “Tam 50 gazetenin adresi bende var. Bazen okuduklarım konusunda bunlara yazılar gönderiyorum” diyor. Ancak kendisine “Okuyucu mektubu yazarı” denilmesini istemiyor.

Oette, elindeki paranın bir bölümünü toplu şekilde bir yardım kurumuna, derneğe ya da örgüte bağışlamamayı ise şu şekilde anlatıyor: “Yaptığım bağışlar var. Ancak toplu bağışta bulunmayı uygun görmüyorum” diyor.

87 yaşında olmasına rağmen dünyanın değişebileceğine dair umudunun devam ettiğini söyleyen Hans Oette, şunları söylüyor: “İnsanların politikayı ve ekonominin nasıl işlediğini anlaması gerekiyor. Ekonominin büyümesi aynı zamanda çevrenin, doğanın korunacağı anlamına gelmiyor. Gerçekten de büyük şirketlerden yüksek vergi alınması gerekiyor. Vergilerin düşürülmesiyle daha fazla sermaye birikimi çözüm değildir” diyor.

Umudunun, daha fazla insanın kapitalizmin doğaya zarar verdiğini görmesinde olduğunu da belirten Oette, bugüne kadar verdiği ilanlara çok fazla olumlu tepki geldiğini anlatarak şunları söylüyor: “Daha önceki ilanların altında benim e-mail adresim de yazıyordu. Bu nedenle çok fazla insan benimle aynı düşüncede olduğunu ifade eden mektuplar yazıyordu. Bazılarına yanıt da veriyordum. Ama bu son ilana e-mail adresimi koymadım. Çünkü gelen her şeyi okuyacak kadar vaktim olmuyor. Buna rağmen e-mail gönderenler, hatta telefon edenler de oluyor.”

%d Bloggern gefällt das: