Dünyada 152 milyon çocuk işçi var

NGG Sendikası 12 Haziran çocuk işçiliği ile mücadele gününde bir basın açıklaması yayınladı: “Şirketler çocuk işçiliğinin önlenmesinde kakao plantasyonlarından başlayarak, evimize gelen çikolataya dek tüm üretim halkalarının sorumluluğunu taşımak zorunda.”

SEVİNÇ SÖNMEZ

Batılı ülkelerin ve tüketim toplumlarının en acımasız çelişkilerinden biri de paskalya ve Noel gibi özel günlerde ama olağan zamanlarda da çocuklara armağan edilen çikolataların dünyanın farklı ülkelerinde yine çocuk emeğinin sömürüsü üzerinden elde edilmesi.

73 milyonu ağır sömürü koşullarında olmak üzere dünyada 152 milyon çocuk çalışmak zorunda. Korona salgını ile birlikte büyüyen yoksulluk çocuk emeği sömürüsünü de arttırdı.

Tekellerin çocuk işçiliğini azaltacaklarına dair söz vermelerinin üzerinden tam yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen, özellikle kakao plantasyonlarında tehlikeli işlerde çalıştırılan çocukların sayısı arttı.

NGG Sendikası ikinci başkanı Fredy Adjan, çocuk işçiliği ile mücadele gününde yaptığı açıklamada, tekeller tarafından ifade edilen iyi niyet temennilerinin ve verilen sözlerin yeterli olmadığının ortada olduğunu, bu nedenle yasal adımların atılması gerektiğini ve Avrupa genelinde en büyük çikolata üreticisi olan Almanya’ nın çocuk işçiliği ile mücadelede örnek olması gerektiğini söyledi. Adjan federal hükümeti derhal bir “tedarik zinciri yasası” (Lieferkettengesetz) uygulamaya çağırdı.

Chicago üniversitesi tarafından her beş yılda bir hazırlanan çocuk işçiliği raporu geçtiğimiz hafta kaba hatlarıyla kamuoyuna sunuldu. Rapor, Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) “çocuk emeği sömürüsü” tanımlamasını baz alıyor ve çocukların çalıştırıldığı “ağır ve tehlikeli” alanları inceliyor.

Araştırmanın sonuçları dünyada, ağırlıklı olarak da Batı Afrika da kakao plantasyonlarında tehlikeli işlerde çalıştırılan çocukların sayısının 2008/2009 ile 2019/2020 yılları arasında arttığını gösteriyor. Araştırmaya göre bu zaman zarfında sadece Gana ve Fildişi Sahilleri’nde kakao üretiminde çalıştırılan çocuk sayısı yüzde 30’dan yüzde 41’e yükselerek iki milyon oldu. Sadece bu ülkeler değil Brezilya ve Endonezya da kakao üreticisi ülkeler arasında yer alıyor ve bu ülkelere yönelik çocuk işçiliği ile mücadele konusunda daha herhangi bir adım atılmış değil.

ÇOCUKLAR ZEHİRLİ KİMYASALLARLA, AĞIR İŞLERDE ÇALIŞTIRILIYOR

Çocukların tehlikeli işlerde çalıştırılması kakao plantasyonlarının yanında kahve ve palm plantasyonlarında da yaygın. Çocuk işçiliğinde keskin bıçak ve aletler, tarlaları ilaçlamada kullanılan zehirli kimyasallar, ağır yük taşıma ve bağ bozumu gibi işler “tehlikeli iş” kapsamına giriyor.

Elde edilen verilere göre, kakao plantasyonlarında çalıştırılan çocukların yüzde 35’ i tehlikeli çalı bıçakları ile çalıştırılırken, yüzde 24’ ü tarlaları zehirli kimyasallarla ilaçlamada, yüzde 28’ i ise ağır kakao çuvallarını taşımak gibi işlerde çalıştırılıyor. Ayrıca çalışma süreleri denetlenmeyen çocuk işçiler uzun vardiyalarda çalışmak zorunda bırakılıyor.

HARKİN- ENGEL PROTOKOLÜ

Çocuk emeği sömürüsünde, kakao plantasyonları oluşturmak için yağmur ormanlarının yok edilmesi gibi uzun yıllardır gündemde olan bir konu. Mondelez, Barry Callebaut, Mars ya da Godiva gibi büyük çikolata tekelleri yıllardır bu nedenle eleştirilmekteler.

Çocuk emeği sömürüsü konusunda 2001 yılında, ABD’de olası yasal yaptırımları da engellemek üzere 8 büyük çikolata tekeli Harkin- Engel protokolünü imzalayarak en azından çocukların aşırı tehlikeli alanlarda çalıştırılmasını önce 2005 yılına daha sonra 2020 yılına dek yüzde 70 oranında azaltacaklarını taahhüt ettiler. Protokol uluslararası düzeyde ve kakao üretilen tüm ülkelerde, özellikle de batı ve orta Afrika da (Fildişi Sahilleri, Gana, Mali, Nijerya ve Kongo) geçerli. Bu kapsamda tekeller tarafından 215 milyon dolar yatırım yapılarak yürütülen sözde kampanyalar magazin dergilerinde imaj tazelemekten öteye gitmedi ve gereken hedefe ulaşmak şöyle dursun, çocukların çalışma koşulları daha da kötüleşti.

NGG YASAL DÜZENLEME İSTİYOR

Adjan açıklamasında, “bu korkunç rakamlar ne yasal düzenlemelerin, ne tüketicilerin, ne de özellikle kakao ve şekerleme üretiminde faaliyet yürüten tekellerin yeteri kadar sorumluluk almadıklarını gösteriyor” dedi.

Adjan devamla, bu nedenle kakao üretiminde faaliyet yürüten tekellerin çocuk emeği sömürüsünün önüne geçmek için mümkün olan ne varsa yapmalarını beklediklerini ve plantasyonlarda yetiştirilen kakaodan evimize gelen çikolataya dek şirketlerin tüm üretim halkalarının sorumluluğunu üstlenmek zorunda olduğunu söyledi.

NGG sendikası yıllardır federal hükümetin öncelikle bir tedarik zinciri yasası çıkarmasını talep ediyor. Ancak bu şekilde dünya genelinde faaliyet yürüten tekeller hem evrensel insan haklarını gözetmede hem de çocuk emeği sömürüsünden kaçınma konularında yükümlü kılınabilecek.

Sendika ayrıca çocuk emeği sömürüsünün önlenmesi için tekellerin daha fazla yatırım yapmalarını ve yan üretici şirketleri daha iyi denetlemelerini talep ediyor. Çünkü pazar hakimiyetini elinde bulunduran tekeller öncelikle kakao üreticilerinin ücretlerinin arttırılması ve mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda hem yaptırım gücüne hem de maddi olanaklara sahipler. Fakat tekellerin 2019 yılında çocuk işçiliği ile mücadele kapsamında yaptıkları harcama yıllık cirolarının yüzde ancak 0,2’sine tekabül ediyor.

Chicago üniversitesi tarafından hazırlanan NORC raporuna göre çocuk emeği sömürüsünün ana nedeni yoksulluk. Çünkü çikolata tekellerinin kakao üreticilerine ödediği fiyatın arttığı durumlarda üreticiler ücretlerini ödeyebilecekleri hasat işçileri çalıştırabiliyor ve çocuk işçi çalıştırma olasılıkları düşüyor. Ancak çeşitli örgütlerin verilerine göre Fildişi Sahilleri’nde bir ton kakao çekirdeğinin fiyatı 3.200 dolar olması gerekirken, büyük tekeller kakao üreticilerine ton başına 1.500 dolar ödüyor.

Spiegel dergisinin rapora yönelik düşüncelerini almak istediği çikolata tekelleri ve işveren birlikleri ise cevap vermeyi reddederek raporun tamamı açıklandıktan sonra görüş belirteceklerini beyan ettiler.