Kriz yönetimi görev başında

Federal Hükümet, “Konjonktür ve kriz yönetimi paketini”, 3 Haziran gecesi ilan etti. “Almanya’nın geleceği için dengeli bir paket” hazırladıklarını ileri süren politikacılar, krizi, sermaye açısından fırsata çevirmenin koşullarını yaratmaya çalışıyorlar. Emekçi kitleleri sakinleştirmek için ağızlarına birkaç parmak bal çalan hükümet, genç nesillerin geleceğini ipotek altına alıyor.

Serdar Derventli

Koalisyon partileri CDU/CSU ve SPD, 130 milyar avro ağırlığındaki “Konjonktür ve kriz yönetimi paketi” (“Konjunktur- und Krisenbewältigungspaket“) üzerine anlaştılar. Paketin ne kadar önemli olduğunu ve hazırlarken ne kadar uğraştıklarını göstermek için basının karşısına altı kişilik bir ekip olarak çıkıldı.

‘BİRLİK’ MESAJI

Gecenin ilerleyen saatlerinde düzenlenen basın konferansını izleyenler hatırlayacaktır: Çok zor bir süreçten geçildiği, ikinci dünya savaşı sonrasının en ağır ekonomik ve toplumsal krizi içinde olunduğu tablosu çizildikten sonra çözümler sunuldu. Toplantıda verilen en önemli mesaj, “Koalisyon partilerinin çok farklı görüşleri var ama bu zor dönemde farklılıklar bir kenara itildi, ülkenin ve vatandaşlarının çıkarı için birlik sağlandı!

“Birlik olunması” fikri ekonomik krizin ilk belirtilerinden bu yana sürekli işleniyor: Sendikalar ve sermaye örgütleri çıkar ilişkilerini bir kenara iterek birlikte hareket ediyorlar, sermaye kendi içinde rekabeti bir kenara itmiş(!) ve ‘Almanya’nın rekabet gücü’ için çabalıyor, CDU ve CSU iç sorunlarını erteleyerek ülkenin çıkarlarını gözetiyorlar, sosyal demokrat SPD ise her zaman olduğu gibi ‘kendi siyasi inançlarını’ ülkenin çıkarları için feda etmeye hazır olduğunu gösterdi. Hükümetin aldığı karar ve önlemleri parlamento dışından eleştirenlerin neredeyse tümü “komplo teorilerinin” peşinde. Medya holdingleri de bu “birlik” senaryolarına yoğun destek veriyorlar.

Toplamında 1,2 trilyon avro hacminde olan “kurtarma paketinin” ardından şimdi 130 milyar avroluk “konjonktür ve kriz yönetimi + gelecek paketini” emekçilere dayatmak, olası çatlak sesleri bastırmak için bu tür “birlik” senaryolarına sürekli ihtiyaç var.

 ‘HERKES İÇİN BİR ŞEY VAR’

Merkel’in alınan önlemleri (kutuya bkz.) açıklarken ilk önce KDV’nin düşürüldüğü, sosyal sigorta kesintilerinin artmayacağı, elektrik fiyatının düşeceği, çocuk başına 300 avro pim, meslek eğitimine destek verileceğini sıralaması da senaryonun bir parçası. Hükümetin 15 sayfalık programı incelendiğinde bunun herkes için değil asıl olarak sermaye için hazırlandığı görülüyor.

Örneğin KDV 6 aylığına düşürülmesi geniş kitleler tarafından neredeyse hiç hissedilmeyeceği biliniyor ama 1 Ocak 2021’de KDV tekrar yükseltildiğinde fiyatların artacağı da biliniyor! Yani bu uygulamada vatandaşın cebinden para iki kez çekilecek! Çocuk parası ile birlikte ödenecek olan 300 avroda bazı ihtiyaçlar için harcanmadan saman alevi gibi yanıp sönecek!

Kısa çalışma veya işsizlikten dolayı meydana gelen gelir kaybı emekçilerin yaşam şartlarını ciddi olarak kötüleştiriyor. Eğer emekçilerin yaşam şartları iyileştirilmek isteniyorsa gelirlerin kalıcı olarak yükseltilmesi gerekiyor.

SIÇRAMA YAPMA PLANLARI

Dünya piyasalarında kimya, makine ve otomobil alanında ciddi bir yeri olan Almanya’nın yeni teknoloji alanlarında bir hayli geride kaldığı biliniyor. Bu nedenle paketin 50 milyarlık bölümü gelecek için hazırlanmış. Hidrojen (“Wasserstoff”) enerjisini yaygın olarak kullanmak için “ulusal hidrojen stratejisi” başlığı altında başlattığı programa ilk etapta 10 milyar avro ayrıldı.

İkinci önemsenen alan ise kuantum teknolojisi. Önümüzdeki süreçte dijitalleşmenin yaşamın tüm alanlarına çok daha fazla yansımasını bekleyen hükümet, yüksek kapasiteli kuantum bilgisayarların üretimi için özel konsorsiyumlarının kurulmasını teşvik edecek. Şuan IBM ve Fraunhofer-Gesellschaft bir yanda ve Google ve nükleer araştırma merkezi Forschungszentrum Jülich diğer yanda iki kuantum bilgisayarı üretmek için çalışıyorlar. Hükümet bu alanda ABD’den bağımsız olmayı hedefliyor.

Bir bütün olarak bakıldığında hazırlanan paketle, krizin etkilerini emekçi kitleleri açısından azaltma çabası değil, krizi, sermaye açısından fırsata çevirmenin, uluslararası alanda bir sıçrama yapmasının koşulları yaratılmaya çalışıyor.

FATURAYI NASIL ÖDEMEYECEĞİZ?

Geniş emekçi yığınlarının gözünü boyamak için hazırlanan paketin ne kadar “sosyal dengeli” olduğu üzerine tüm basın organları yazıp çizmeyi sürdürüyor. Hükümetin ay sonuna kadar yasalaştırmayı planladığı tasarıya bakıldığında bunun böyle olmadığı görülüyor.

Ama sorun sadece bu değil; Toplamında 1,33 trilyona çıkan ipoteğin faturasını kim ödeyecek? Hükümet bu konuda da sıkıntı olmadığını, ek bütçelerle alınacak yeni kredi miktarının 218,5 milyar avro ile sınırlı olduğu gibi “negatif” faizler nedeniyle geri ödenecek miktarın daha az olacağını ileri sürüyor.

Fakat bu hesap doğru değil; 218,5 milyar avro yeni kredi alınacak ama somut harcanacak miktarın 2021’in ilkbaharına kadar 506 milyar avro olması bekleniyor. Ayrıca sermayeye verilen kredi teminatların için de ek faturaları çıkma ihtimali yüksek görünüyor. Emekçilerin bu süre içinde gelir kayıpları da bu hesabın içinde değil. Fatura sürekli kabarıyor ve salgının muhtemel ikinci dalgasıyla daha da kabaracağı ortada. Sadece bugünkü emekçiler değil gelecek nesil emekçilerin geleceğini de ipotek edildi. Hükümet, borçların en azından 2040 yılına kadar sırtımızda kalacağını tahmin ediyor.

“Faturayı ödemeyeceğiz” sloganı son krizde olduğu gibi bugün de sıkça dile getiriliyor. Ancak bunun gerçekleşmesi için sloganın daha sık telaffuz edilmesi değil kurulan ve kurulmaya çalışılan birliklere özellikle sanayi işçilerinin ve sendikal platformların çekilmesi gerekiyor. İşçi sınıfı bu hareketin içine katılmadığı süre fatura emekçi kitlelerine çıkarılacak.


Alınan önlemlerden bazılar:

‘Büyük’ Katma Değer Vergisi (KDV), 1 Temmuz’dan 31 Aralık 2020’ye kadar yüzde 19’dan 16’ya, ‘küçük’ KDV ise yüzde 7’den 5’e düşürülecek. Bundan dolayı 20 milyar avroya vergi bekleniyor.

“Sosyal Garanti 2021” – Sosyal güvenlik primlerini en fazla %40 oranında istikrarlı hale getirmek. (Maliyeti 2020 yılı için 5,3 milyar avro, 2021 ne kadar gerektiği bilinmiyor)

Elektrik maliyetlerinin düşürülmesi: 2021’den itibaren, EEG ek ücreti federal bütçeden sağlanan hibelerle azaltılacaktır. (Maliyeti 11 Milyar avro)

Ebeveynlere her çocuk için 300 avro ikramiye verilecek. Ödemeler, Eylül ve Ekim aylarında 150 avroluk iki dilimde çocuk parasıyla ödeneceği belirtiliyor. (Maliyeti 4,3 Milyar avro)

Tek başına çocuk yetiştiren ebeveynler için vergi indirim tutarı iki yıl boyunca yıllık 1908 Euro’dan 4008 avroya yükseltilecek. (Maliyeti 750 milyon avro)

Bu salgından elde edilen tecrübeler kapsamında federal hükümet, eyaletler ve belediyelerle “Kamu Sağlığı Hizmeti Paktı” kuracak. (Maliyeti 4 Milyar avro)

Korona ve diğer olası salgınların üstesinden gelebilmek için Hastanelerin modernleştirilmesi zorunluluktur. “Hastaneler için gelecek programı” hayata geçirilecek. (Maliyeti 3 milyar avro)

 Önemli ilaçların ve tıbbi araç gereçlerin üretimini esnekleştirilmesi, gerektiğinde tüm bunların Almanya’da üretilmesini sağlamak için kapasite artırımı hedefleniyor. (Maliyeti 1 milyar avro)

İthal ciro vergisinin (“Einfuhrumsatzsteuer”) vadesi, ithalatı izleyen ikinci ayın 26. haftasına ertelenecek. Bu, şirketlerde daha fazla likiditeye ve diğer AB ülkelerindeki uygulamalara uyum sağlayacak. (Maliyeti 5 Milyar avro)

Gelir vergisi, geriye dönük olarak gelir kaybı esasına göre talep edilebilir: 2019 yılında avans ödemeleri için kullanılan toplam gelir tutarının yüzde 30’u zarar geri bildirimi olarak rapor edilebilir. Bireysel yatırımlar için bu miktar beş milyon avro olarak sınırlanıyor. Şimdiye kadar limit bir milyon avroydu.

Taşınır ticari varlıklar için aşamalı olarak “aşınma ve yıpranma amortismanı” iki yıl boyunca tekrar piyasaya sürülecektir. 2020 ve 2021 için, yüzde 25’e kadar amortisman, doğrusal amortismanın en fazla 2,5 katı kadar amortismana tabi tutulabilir. (Maliyeti 6 Milyar avro)

Maliyeti 40 bin avroya kadar olan yeni bir elektrikli otomobil alana 6 bin avro teşvik primi verilecek. Elektrikli otomobiller için “şirket otomobili” ayrıcalığı genişletildi. Talebi artırmak için, şirket arabaları için brüt liste fiyatı 60.000 avroya kadar olan vergi avantajları talep edilebilir. Liste fiyatının yüzde 0,25’i düzeyinde aylık vergilendirmesi şu anda fiyatı 40.000 avroya kadar elektrikli arabalarla sınırlıdır. Geleneksel otomobiller için vergi oranı yüzde 1’dir. (Maliyeti 2,2 milyar avro)

Elektrikli araçların akülerinin şarj edilmesi için istasyonların kurulması amacıyla 2,5 milyar avroluk bütçe ayrıldı.

Özel ve kamu taşıma şirketlerinin otobüslerini ve ağır vasıtalarını elektrik motorlu araçlarla değiştirmelerini teşvik etmek ve şarj etme olanaklarını artırmak için yatırım yapacak. (Maliyeti 1,2 milyar avro)

Temiz gemi ve modern uçaklar için devlet toplam 2 milyar avro teşvik verilecek.

Federal devlet, özellikle üretimi ağırlıklı olarak Almanya’da gerçekleşeceği bilinen projelerin siparişlerinin ve yatırımların ne ölçüde öne çekilebilir olduğunu gözden geçirecek. Yönetimlerde dijitalleşme, güvenlik projeleri ve yeni silahlanma projeleri, 2020 ve 2021’de başlanabiliyorsa hemen uygulanmalıdır. (Maliyeti 10 milyar avro)

“Ulusal hidrojen stratejisi” – Tüm motorlu araçlara (uçak dahil) alternatif enerji sağlamak için hidrojenin kullanılması için atılım planlayan devlet araştırmalar için 7 milyar avro harcayacak.

Almanya hidrojen stratejisinin uygulanmasında, coğrafi nedenlerden dolayı verimli hidrojen üretebilir ülkelerle dış ticaret ortaklıkları kuracak. (Maliyeti 2 milyar avro)

Bir sonraki temel dijital teknoloji sıçraması kuantum teknolojisi sayesinde şimdi başlıyor. Diğer ülkelerin, donanım ve yazılım sağlayıcıları olarak klasik bilgisayar teknolojisinde öncü olmaları, bizi Almanya’nın kuantum teknolojilerinin temel alanları, özellikle kuantum hesaplama, kuantum iletişimi, kuantum sensörleri ve ayrıca kuantum kriptografisi alanında, ekonomik ve teknolojik açıdan dünyanın önde gelen ülkeleri arasında rekabet edebilir konuma getirmektir. (Maliyeti 2 milyar avro)

Kaynak: www.bundesfinanzministerium.de