Pandemi döneminde eğitim: Hâlâ üniversite mi?

Dirim Su Derventli

2009 yılında yapılan üniversite boykotları sonucu öğrenim harçları kaldırılmıştı. Mücadelenin başka hedefleri de vardı: “Herkes için ve ücretsiz eğitim!” ve Lisans-Master sisteminin kaldırılması. Ancak harçların kaldırılması yeterli görüldü ve on yıl sonra, çeşitli dersler için astronomik not sınırlandırmaları, tıklım tıklım dolu derslikler ve öğrenim süresinin düzenlenmesiyle ilgili ütopik fikirler kaldı. Şimdi ise bambaşka bir durumla karşı karşıyayız.

PANDEMİYLE HER ŞEY DAHA KÖTÜ OLDU

Küresel olarak endişe verici derecede hızla yayılan bir virüs üniversiteleri de felç etti. Bu noktada, üniversitelerin yapısal durumunun felaket olduğu vurgulanmalıdır. Dijital altyapılar online kullanıcılarının çokluğuna dayanacak kapasitede değil ve gerekli bilgilere online erişmek neredeyse imkansızdır. Ancak üniversitelerin pandemi sırasındaki kötü durumunda yetersiz finansman ve ihmalkarlığın rolünün önemi belirtilmelidir.

Korona döneminde öğrenciler ne gibi zorluklarla karşılaştı? Neler yaşadılar? Almanya editörler ağı, diğer şeylerin yanı sıra, üniversite öğrencilerinin yüzde 40’ının salgın sırasında işini kaybettiğini yayınladı. Federal hükümetin mart ayı ortasında pandemi yaptırımlarını uygulamaya sokmasıyla işlerini ilk kaybedenler öğrenciler oldu. Çoğunluğu mini işlerde çalışan en ucuz emeği temsil ettiği için işverenler tarafından kademeli olarak işten çıkarıldılar.  Araştırmaya göre yüzde 22’si de kiralarını ödeyemeyecekleri endişesi taşımaktalar.

DAMLA: KİRAMI NASIL ÖDEYECEĞİMİ BİLMİYORUM

Öğrencilerin pandemi döneminde yaşadıklarını kendilerinden öğrendik. Damla Frankfurt’ta yaşıyor ve okuyor. 20 metrekareden daha küçük bir yurt odasına diğer sabit masraflarla birlikte 400 euro ödüyor. Salgın sırasında, patronu tarafından işten çıkarıldı. „Evet, şimdilik buradayım. Ailem beni finanse edecek durumda değil, ama yine de kirayı bir şekilde ödemek zorundayım. Ev sahibimle, kirayı bir ay dondurma konusunda anlaştık. Haziran ayında ise iki kirayı birden ödeyeceğim. Bu süre zarfında başka bir iş aramam gerekti. Ancak bu sadece geçici bir çözüm olacak, aldığım aylığın çifte kira için yeterli olması imkansız. Uzun vadede bu sorunu nasıl çözebileceğimi bilmiyorum.“


Mara: ‘Eğitimde adillik böyle olmaz’

Frankfurt Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin Genel Öğrenci Temsilciliği (AStA) çalışan Mara ile öğrencilerin durumu üzerine konuştuk.

Salgın sırasındaki deneyimlerin hakkında bilgi verebilir misin?

Salgın sırasında öğrencilerden sayısız telefon geldi. Birçoğu işlerini kaybettikleri ya da çocuk bakımı nedeniyle işlerini artık yerine getiremedikleri için mali zorluklar içindeydi. Önceki gelirleri de zaten kıtı kıtına yettiğinden para biriktirmeleri imkansızdı. Arayanların birçoğu kiralarını nasıl ödeyeceklerini ya da yiyeceklerini hangi parayla alacaklarını bilmediklerinden gerçekten çok umutsuzdular. Biz AStA olarak sadece en azından şimdilik yiyecek alınmasını sağlayacak faizsiz kredilere yardımcı olabiliyoruz.

 Faizsiz krediler hakkında ne düşünüyorsun?

Yanlış bir çözüm olarak görüyorum. Öğrencilerin birçoğu zaten çok fazla borçlu ve borçları daha da artmamalı. Bence bu hükümet tarafından verilen yanlış bir sinyal. Böylelikle Almanya’da egemen olması gereken adil eğitim konusuna geliyoruz. Ancak, koşullar hiç de adil değil, herhangi bir eşitlik görmüyorum: Düşük gelirli ailelerden gelen öğrenciler ebeveynlerine bağımlı olmamalı, olmaktan çıkarılmalıdır. Şu anda, ebeveynlerin çoğu kısa çalışma ve daha düşük gelirlere mahkum edilmiş durumda.

 Sömestrin online gerçekleştirileceği öğrenildiğinde ne gibi sorunlar çıktı?

Uygun ekipmanı olmadan ayakta duran çok sayıda öğrenci yanıma geldi. Bazıları için dizüstü bilgisayar veya internet bağlantıları, bazıları için ise her şey eksikti. Sonuç olarak bu öğrenciler ne seminerleri dinleyebilirler ne de aktif olarak katılabilirler. Çocuklu öğrenciler ise tamamen farklı zorluklarla karşı karşıya kaldı. Çocukları izin verdiği sürece seminerleri izleyip, katılabildiler. Uygun öğrenim koşullarının bundan çok farklı olması gerektiğini düşünüyorum.

 Bu koşullar altında iyi bir eğitim almak ve sınavlara girmek hala mümkün mü?

Pandemi yaptırımları döneminde birçok başka sorunları yanında öğrenciler küçücük odalarında sıkışmış şekilde yaşadılar. Sosyal temas veya herhangi bir sosyal denge olanakları yoktu. Finansal olarak nasıl devam edeceklerini bilmedikleri için varoluşsal korku yaşıyorlar. Öğrenimlerini düzenlenmiş süre içinde bitirebilecekleri konusunda kuşku duyuyorlar.

Örneğin ben, ailemden bağımsız Bafög alabilmek için öğrenimime 29 yaşında başlayabildim. Şimdi pandemiye bağlı olarak staj yerimi, geçen hafta da yedek staj yerimi kaybettim. Bu durum öğrenim süremin uzamasına neden olacak. BAföG alabildiğim için kendimi şanslı görsem bile, Bafög’ün azami ödenme süresinin pandemi dikkate alınarak uzatılmasının zorunlu olduğunu düşünüyorum.